Statik RAM & Dinamik RAM ve Yapıları

1. DİNAMİK RAM:

DRAM, Dynamic ramdom access memory (dinamik ram-dinamik rasgele erişimli hafıza) için bir kısaltmadır. ” Rastgele erişim ” ifadesi, bilgisayarın işlemcisini hafızanın ya da verinin tutulduğu bölgenin herhangi bir noktasına direct olarak erişebileceğini belirtmek için kullanılır. Hücre başına transistör sayısını düşürmek, böylece gövde üzerinde harcanan alanı ve gücü azaltmak amacına yönelik bir çözüm aranması sonucunda, ortaya dinamik RAM çözümü çıkmıştır. Günümüzün standart DRAM tipi 168 pin yapıya sahip Dual Inline Memory Modülleridir. Aşağıda örnek bir resmi görüyorsunuz.

Şekil 1.1: 168 pin yapıya sahip DRAM

DRAM en yaygın olarak kullanılan bilgisayar bellek türüdür. Bir sıra DRAM çiplerini kullanan bellek modülü bilgisayarın ana belleğini oluşturur. Sistem bu belleği CPU, video kartı ve diğer çevre birimlerinde gelen/giden program, veri ve işlenmiş bilgilerin GEÇİCİ olarak saklanmasında kullanır. Daha fazla DRAM, aynı anda çalışan bir çok programın daha hızlı çalışması demektir. Günümüzde Multi-Tasking özelliğine sahip işletim sistemleri kullanılıyor. Yani; bir yandan internette gezerken diğer yandan yazı yazıp, müzik dinleyebiliyorsunuz. Aynı anda çalıştırdığınız program ne kadar fazla ise o kadar fazla bellek sizi rahatlatacak demektir. Daha fazla DRAM daha rahat çalışma ortamı. Aşağıda örnek bir dinamik Ram gösterilmiştir.

Şekil 1.2: Çift veri oranlı senkronize dinamik ram

Dinamik RAM tipi bellekler veriyi tutabilmek için sabit elektrik akımına ihtiyaç duyarlar, bu yüzden depolama hücrelerinin her saniyede yüzlerce kez (ya da her birkaç milisaniyede bir) tazelenmesi- yani elektronik yüklerle yeniden yüklenmesi- gerekir. DRAM ‘in doğasındaki dinamiklik buradan gelmektedir. DRAM, her bit’i, bir kondansatör ve transistörden oluşan bir depolama hücresinde tutar. Kondansatörler, depolamış oldukları elektriksel yükü çok çabuk kaybetme eğilimindedirler. Bu da elektronik tazeleme ihtiyacını doğurur. Derinlemesine inceleyecek olduğumuzda, bilgisayar hafızasının hafıza ya da depolama hücrelerinden oluşan bir matris şeklinde organize edildiğini görürüz. (bu organizasyona DRAM dizisi adı verilir.) Matris sahasını bir satranç tahtası ve hafıza hücresini de satranç tahtasındaki kareler olarak düşünebilirsiniz. Hafıza hücreleri ,matrisin satır ve sütunların kesişmesi neticesinde oluşmaktadır. Matris sütunları aynı zamanda hafıza çipinin I/Q (input/output-giriş/çıkış)genişliği ile de bölünür. Örneğin, 2Mb 8’lik bir DRAM ‘de kabaca 2000 satır, 1000 sütun ve sütun başına 8 bit’lik bir veri hattı genişliği vardır; böyle bir düzenleme sonucunda toplam 16 Mb’lik (16milyonbit)bir kapasite elde edilir. Her hafıza hücresinde 1 bit’lik veri saklanır. Bu 1 bit’lik veri, hafıza hücresinde elektriksel bir yük olarak depolanmaktadır. Bulunduğu konumun satır ve sütun olarak belirtilmesi halinde veriye anında ulaşılma mümkündür. Ne var ki DRAM, geçici (ya da uçucu, volatile) bir hafıza türüdür; yani tutmakta olduğu veriyi elinden kaçırmaması için sürekli elektrik gücüyle beslenmek zorundadır. Güç kesildiği anda RAM’ deki veri kaf dağının ardına gider.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi DRAM ‘e ” dinamik RAM ” denmesinin sebebi, veriyi elinde tutabilmek için her saniyede yüzlerce kez tazelenmek ya da yeniden enerji ile doldurulmak zorunda olmasıdır. Tazelenmek zorundadır çünkü hafıza hücreleri elektrik yüklerini depolayan minik kondansatör içerecek şekilde dizayn edilmiştir. Bu kondansatörler, kendilerine yeniden enerji verilmediği taktirde yüklerini kısa sürede kaybedecek olan çok minik enerji kaynakları olarak görev yaparlar. Aynı zamanda, hafıza dizisinden birinin alınması ya da okuması süreci de bu yüklerin hızla tüketilmesine katkıda bulunur; bu yüzden hafıza hücreleri verinin okunmasından önce elektrikle yüklenmiş olmalılar. Elektronik tazelenme ya da kısaca tazelenme(refresh), bir hafıza çipindeki hücrelerin yeniden yüklenmeleri, ya da yeniden enerji ile doldurulmaları sürecidir.

Hücreler, bir defada bir satır olacak şekilde tazelenir (genellikle her tazeleme çevriminde bir satır). “Tazeleme oranı” (refresh rate) ifadesi, hafızanın tazelenmesi sırasında geçen süreyi değil DRAM dizisinin tamamını tazelenmesi için elden geçirilmesi gereken toplam satır sayısını gösterir (mesela, 2000[2k] veya 4000 [4k] satır) . “Tazelenme çevrimi” (refresh cycle) ifadesi ise bir satırın tazelenmesi sırasında geçen zamanı belirtebileceği gibi aynı zamanda tüm DRAM dizisinin tazelenmesi sırasında geçen zamana da işaret edebilir.

1.1. DÖRT TRANSİSTÖRLÜ DİNAMİK HÜCRE

Dört transistörlü dinamik RAM hücresi şekil-3 ‘de görülmektedir. Hücre T1 ,T2 ,T5 ve T6 transistörleri ile kurulmuştur. T7 -T8 ve T11 -T12 transistörleri aynı Y adresli sütun için ortak transistörler, yine T9 -T10 transistörleri de tüm bellek için ortak transistörlerdir.

Şekil 1.3: Dört transistörlü dinamik hücre

Belleğe yazılan lojik durum, yapıda mevcut bulunan C1, C2 dağılmış kapasitelerinde saklanır. X ve Y hatların 1 seviyesine getirilmeleriyle T7 – T8 ve T5 – T6 transmisyon kapıları iletime sokularak hücreye erişilir. Hücreye 0 yazılması halinde, C1 kapasitesi üzerindeki gerilim T1 transistörünün eşik geriliminden daha fazla olur. Bu nedenle, T1 iletime girer ve C2 kapasitesi üzerindeki gerilim de yaklaşık olarak sıfır olur. Dolayısıyla, T2 transistörü kesime sürülmüş olur. Hücreye 1 yazılması durumunda ise C1 ve C2 kapasitelerinin uçlarındaki gerilim seviyeleri yer değiştirir; böylece T1 ve T2 transistörlerinin durumları da aksedilmiş olur.Hücreye bilgi yazılması W=1, hücreye yazılan bilginin okunması da R=1 yapılarak sağlanır. Geniş bir zaman aralığında bilgini saklanması durumunda , kapasite kaçakları gibi nedenlerle, hücreye yazılan bilgi kaybolur. Bu nedenle, bilginin periyodik olarak tazelenmesi gerekir. Bu tazeleme işlemi, kısa bir aralıkta VDD besleme kaynağı üzerinden sağlanır. X satır hattı ve tazeleme ucu 1 seviyesinde ise T5 -T6 ve T11 -T12 transistörleri iletimde olurlar. Daha önce hücreye 0 yazılmış olduğu, bu nedenle T1 transistörünün iletimde, T2 transistörünün ise kesimde bulunduğu varsayılsın. 0 bilgisinin yazılması halinde C1 kapasitesi uçlarındaki VC1 gerilimi VC1>VT, C2 kapasitesinin uçlarındaki VC2 gerilimi de VC2=0 olur. Tazeleme aralığında VDD gerilimi T12 ve T6 üzerinden C1 kapasitesine uygulanır. T2 transistörü tıkalı olduğundan, akım tümüyle C1 kapasitesine yönelir, yapıdaki nedeniyle oluşan kayıp kompanze edilmiş olur. Benzer şekilde, iletimde bulunan T11 -T5 transistörleri üzerinden T1 transistörüne de gerilim uygulanır. Ancak, T1 transistörü iletimde bulunduğundan ve uçlarında 0 seviyesi oluştuğundan, C2 kapasitesi dolamaz. Tazeleme aralığında hücre çapraz bağlı konvaksiyel bir ikili devre biçimini almaktadır. Buraya kadar anlatılanlardan fark edileceği gibi, T11 – T12 transistörleri tüm sütun hücreleri için ortak yük görevini yerine getirmektedirler.

1.2. ÜÇ TRANSİSTÖRLÜ DİNAMİK HÜCRE

1 bit’lik bir bilginin kapasite üzerinde saklandığı dikkate alınırsa, tek bir kapasite elemanının bu iş için yeterli olacağı açıktır. Ancak, böyle bir devrenin gerçekleştirilmesi durumunda, yazma, okuma ve tazeleme için ek devreler gerekmektedir. Bunun yanı sıra, bu tür yapılarda, okuma sırasında C kapasitesindeki yükün boşalması gibi bir zorlukla karşılaşılmaktadır. C kapasitesine bilgi yazma ve bilgi okuma için ayrı yolların bir yapı şekil-4 ‘de görülmektedir. Bu hücre T1 yazma işleminde, T2 ve T3 transistörleri ise C kapasitesindeki bilgi okunurken kullanılır. C kapasitesi T2 transistörünün geçit kapasitesi olduğundan, çıkıştan yalıtılmıştır. T1 üzerinden oluşan kaçakla C kapasitesinin yükü zamanla azalır. Bu nedenle, tazeleme işlemi ve tazeleme devresi bura da gereklidir. Tazeleme işlemi, T9 geçit transistörü ve T10 -T11 eviricisinden oluşan bir düzenle sağlanır. Hücreye ulaşmak için X ve Y hatları 1 seviyesine getirilir. Yazma işlemini gerçekleştirmek üzere P=0 ile tazeleme devresi ayrılır ve W=1 yapılır. Böylece T7 -T4 ve T1 üzerinden giriş ucu C kapasitesine bağlanmış olur. C kapasitesi VERİ girişinin durumuna göre, buradaki gerilimle dolar. Okuma işlemi için R=1 ve W=0 yapılır. İletimde bulunan T6 ve T3 üzerinden hücrenin Y hattına bağlanması sağlanır. T6 transistörü T2 transistörü için yük görevini yerine getirir. İletimde bulunan T8 transistörü üzerinden, saklı eşleneği çıkışa aktarılır. Okuma sırasında T6 transistörünün T2 nin yükü gibi davrandığını ve T2 -T6 transistörlerinin bir evirici oluşturduklarını tekrar belirtmekte yarar vardır.

Tazeleme işlemi için Y=0, X=1, P=1, R=1 yapılır. Y=0 olduğundan giriş ve çıkış hatları hücrelerden yalıtılmış olur. C kapasitesindeki seviyenin eşleniği T9 üzerinden Cr kapasitesine aktarılır. P ucu ön yükleme girişi olarak isimlendirilmektedir. P=1 yapıldığında Cr kapasitesinin C’deki devrenin eşleniği ile doldurulması nedeniyle, bu işlem ön yükleme olarak isimlendirilmektedir. Ön yükleme işlemi bitince, R=0, W=1 yapılır. Böylece, T10 -T11 eviricinin çıkışı C kapasitesindeki yükü tazeler.

Dinamik belleklerde, aynı Y adresinde bulunan bellek hücreleri ardışıl olarak tazelenir. Başka bir deyişle, ilk önce X1, sonra X2 , X3 ve daha yüksek numaralı satırlar tazelenmektedir. Her bir sütunun kendi başına bir tazeleme devresi vardır. Ram bellekte B sayıda sütun varsa, B sayıda da tazeleme devresi yer alır. Öte yandan , bellekte aynı satırdaki B adet hücre aynı anda tazelenirler. Bellekte ‘A’ sayıda satır varsa ve tek bir hücre Tr kadar bir sürede tazeleniyorsa, toplam belleğin tazelenmesi için geçecek süre A.Tr kadar olur. Şekil -4 ‘den de fark edileceği gibi, yapıdaki bellek hücresi T1 – T2 ve T3 ile gösterilmiş olan üç transistör oluşturmaktadır. Bellek hücresi, şekil üzerinde çerçeve içine alınmıştır. Diğer tüm transistörler, sütun üzerindeki diğer hücrelerle ortak olarak kullanılan transistörlerdir.

Şekil 1.4: Üç transistörlü dinamik bellek düzeni

1.3. TEK TRANSİSTÖRLÜ DİNAMİK HÜCRE

Tek transistörlü dinamik bellek hücresi şekil-5’de görülmektedir. Bu yapıda, hücre transistörü, adres hattı tarafından kontrol edilen transmisyon kapısı olarak görev yapar. Okuma işlemi için adres hattı 1 seviyesine çekilir, transmisyon kapısı iletime sokulur, böylece C kondansatörünün üzerindeki gerilim bit hattına uygulanmış olur. Yazma işlemi için adres hattı tekrar 1 seviyesine çekilir, bit hattındaki gerilim transmisyon kapısı üzerinden kondansatörü doldurur yahut boşaltır. Okuma işlemi sırasında C kondansatöründe saklanan bilgi bozulur, bu nedenle her okuma işleminin ardından bir yazma işleminin gerçekleştirilmesi gerekir. Hücre içindeki C kondansatörü kendi başına bir elemandır ve gövde üzerinde en az hücre transistörü kadar bir yer kaplar. Bu yapıda, aynı bir hattını paylaşan her bir sütun üzerindeki hücreler için bir algılama kuvvetlendiricisine gereksinme duyulur. Tek transistörlü dinamik bellek dizisi şekil-6’de verilmiştir. Üst tarafta yer alan T0,T1,T2,T3 transistörleri, seçilen bit hattını VERİ hattına bağlayan anahtar elemanlarıdır. Belli bir satır ve sütun adresinin seçilip ilgili hatların 1 seviyesine çekilmeleri halinde, okuma evresinde seçilen satır ve sütun kesişme noktasındaki hücrede saklı olan bilgi, VERİ hattına aktarılır, yazma evresinde ise VERİ hattındaki Bilgi C kondansatörüne aktarılmış olur.

Şekil 1.5: Tek transistörlü dinamik bellek hücresi
Şekil 1.6: Tek transistörlü dinamik dizisi

2. STATİK RAM

SRAM (statik RAM), DRAM’den daha hızlı ve daha güvenilir olan ama onun kadar yaygın olmayan bir hafıza bir çeşididir. SRAM’ lere statik denmesinin sebebi, DRAM’ lerin ihtiyaç duyduğu tazeleme operasyonuna ihtiyaç duymamalarıdır; çünkü elektronik yükü orijinal konumunda tutan bir depolama hücresi esasına (ki bu DRAM’in yöntemidir) dayanmayıp, akımın belli bir yönde sürekli taşınması prensibi esas alarak çalışırlar. SRAM’ler-genellikle-sadece ön hafıza (cache) olarak kullanılır. Bunun altında iki temel sebep yatar;

a-)SRAM’lerin üretim maliyetlerinin DRAM’lerinkine oranla çok daha yüksek olması

b-)SRAM’lerin DRAM’lerden çok daha hızlı olması gelir. DRAM’ler minimum 60 ns’lik erişim sürelerini (access time) destekler; bu süre SRAM’ler söz konusu olduğunda ise 10 ns kadar düşer (1ns=1 saniyenin milyarda biri). Ayrıca SRAM birbirini izleyen iki erişim arasında duraklama ihtiyacını -hissetmezken DRAM’in iki ardışık erişimi arasında bir bekleme süresi vardır. Bu yüzden SRAM’ın devir süresi (cycle time) de DRAM’in devir süresine nazaran çok daha kısadır. Aşağıda beyaz daire içine alınarak SRAM’in üstten görünümü gösterilmiştir.

Şekil 2.1: Statik ram üst görünüşü

SRAM ‘lerde, DRAM’lerde olduğu gibi kondansatörler kullanılmaz. Bunun yerine her hücre için altı adete varan transistör kullanılır. Bu tip RAM’lerde bilgiler yüklendikten sonra sabit kalır. Sürekli enerji tazelemesi gerekmemektedir. Bu tip hafızalar daha pahalıdır. Bu yüzden kişisel bilgisayarlarda fazla tercih edilmemektedir ve işlemcilerde de az miktarda kullanılmasının sebebi budur.

SRAM, DRAM’ in saklayabileceğinin dörtte biri kadar bir veri saklayabilir. Çünkü DRAM saklamak için bir tane transistör kullanırken, SRAM iki tane transistör kullanır. Transistörler senkronize bağlanmıştır ve böylece sadece bir tanesi her hangi bir zamanda kullanılır; herhangi biri 1 bit için bekler. Senkronize SRAM daha hızlı veri akımının geçmesine imkan verir ki bu 90 ve 100 MHz Pentium larda saklamak için gereklidir.

Bir statik RAM e (SRAM), bir kelime yazıldığı zaman, tüm devreye enerji verildiği, ve aynı yere başka bir kelime yazılmadığı sürece, yazılan kelime hafızada saklı tutulur. Buna karşın dinamik RAM de, her bir hücrede saklanan verinin, periyodik bir şekilde, okunup tekrar geri yazılarak, tazelenmesi gerekir. Aksi halde hücre bitleri kaybolur.

Statik RAM bellekleri bipolar ve MOS teknikleri ile gerçekleştirmek mümkündür. Bu tür bellekler ikili devre ilkesine dayanmaktadır. Burada MOS yapılar ana hatlarıyla ele alınacaktır. ROM belleklerde olduğu gibi, statik RAM’lerde satır-sütun esasına göre kurulur. Ancak, statik RAM’de yazma ve okuma girişleri bulunur.

Yapının blok şeması şekil-8’de görülmektedir. Şekilden fark edileceği gibi, çok sayıda bellek hücresi aynı giriş ve çıkış hatlarına bağlanmıştır. Yapıda N sayıda sütun ve M sayıda satır bulunmaktadır. Bunları her birinin ayrı ayrı adresleri vardır. Ancak, girişteki veriyi seçilen hücreye yazmak için sadece tek bir giriş bulunmaktadır, bu giriş verilen örnekte T9 transistörü üzerinden sağlanır. Okuma sırasındaki bağlantı ise T10 transistörü üzerinden olur. Şekil-8’de blok olarak gösterilen hücrenin nasıl oluşturulacağı şekil-9’da görülmektedir. İkili devre çapraz bağlı iki NMOS evirici devresi ile kurulmuştur. T1-T2 bir eviriciyi, T3-T4 de diğer eviriciyi oluştururlar. Çıkışlarla girişler çapraz bağlanmışlardır. X ve Y hücre adres hatlarının 1 seviyesine getirilmesiyle istenen bir hücre seçilebilir. X=1 yapılmasıyla hücre, VERİ ve  hatlarına T5 ve T6 transistörleri üzerinden bağlanır.

Şekil 2.2: Bellek hücrelerinin satır-sütun esasına göre dizilişi

Hücreye veri yazmak isteyelim. Bunun için W=1 yapılır; T5-T7-T9 transistörleri iletimde bulunacaklarından, giriş D ucuna bağlanmış olur. Girişte 1 seviyesinin olması durumunda, uygulanan bu seviye T3 transistörünün geçidine gelen gerilimi yükseltir; böylece, T3 transistörü iletime sürülür ve D düğümündeki seviye 0, bunun sonunda ise T1 transistörü kesimde olur. Giriş verisinin 0 olması durumunda ise T3 transistörü kesime sürülür; dolayısıyla  düğümündeki seviye 1 olur ve bu seviye T1 transistörü iletime sürer.

Şekil 2.3: Statik yaz-oku bellek devresi

İkili devreye yazılan bilgiyi okumak için R ucu 1 seviyesine getirilir. Böylece, çıkış ucu, iletimde olan T6-T8-T10 transistörleri üzerinden  ucuna bağlanır. Okunan değer, bellekte saklanan bilginin eşleniğidir. Yine, devrenin incelenmesinden anlaşılacağı gibi, sükunet halinde satır ve sütun seçme hatları 0 seviyesindedir. Bu nedenle, T5-T6 ve T7-T8 transistörleri tıkalıdır ve hücre yalıtılmış durumdadır.

Yukarıda çalışma şekli anlatılan NMOS bellek hücresinin benzeri CMOS tekniği ile de gerçekleştirilebilir. CMOS statik bellek hücresi şekil-10 ‘de görülmektedir. Karşılaştırma yapabilmek amacıyla NMOS bellek hücresi de şekil üzerinde tekrar verilmiştir. Şekilden fark edileceği gibi, NMOS ve CMOS bellek hücreleri benzer yapılardır. Yapılar, çapraz bağlı iki eviriciden oluşan (T1-T2ve T3-T4) ikili devre biçimindedirler. İmalatta kırmık yüzeyi ve güç harcaması minimize edilecek şekilde bir yol izlenir. CMOS yapıda sürekli halde çekilen güç çok düşüktür, yapıdan sadece çok küçük değerli jonksiyon kaçak akımları akar. NMOS yapıda ise iletimde bulunan evirici üzerinden sürekli bir akım akar. Bu akım T2 ve T4 yük transistörlerinin (W.L) oranları yeteri kadar küçük yapılarak minimum düzeyde tutulur. Ancak, yapının kaplayacağı alanın artacağı da göz önünde bulundurulmalıdır. Her iki tip bellek hücresinde de T5 ve T6 transistörleri transmisyon kapısı olarak görev yaparlar.

Şekil 2.4: NMOS ve CMOS statik yaz – oku bellek devreleri

Prensip olarak, belleğe yazma ve yazılan bilgiyi okuma işlemlerini tek bir hat kullanarak yerine getirmek mümkündür. Ancak, eleman parametreleri ve çalışma şartlarında ortaya çıkabilecek değişimler, tek bir erişim hattıyla güvenilir bir çalışmayı zor, pratik olarak olanaksız kılar. Bu nedenle, uygulamada, bu işlemler simetrik hatlar, yani C ve  hatları üzerinden sağlanmaktadır.

Yapıdaki hücre transistörleri ,okuma işlemleri sırasında oldukça yüksek bir kapasitif yük oluşturan sütun hattına sadece küçük değerli bir akım akıtabilir. Lojik seviyenin elde edilebilmesi için bu çok küçük akımla büyük değerli hat kapasitesinin doldurulması gerekeceğinden, yapının okuma erişme süresi çok uzun olur. Okuma erişme süresini azaltmak üzere, bellek, okuma işleminde sütun hatlarında sadece düşük gerilim değişimleri oluşacak şekilde tasarlanır. Bu açıdan bakıldığında, uygulamada gerçekleştirilen yapılar, yukarıda çalışması anlatılmış olan ilkesel yapıya göre farklılık gösterirler. Pratikte C ve  hatları arasındaki gerilim farkı okuma sırasında 0.5V civarında tutulur. Bu sevideki bir değişimden geçerli bir lojik seviye elde edebilmek üzere, iki yahut daha fazla sayıda kazanç katı kullanılır. Böylece, sütun gecikmesi, bu küçük gerilim değişiminin sağlanabilmesi için geçecek olan süreden ibaret olur. Yazma işlemi de C ve  hatlarından biri yahut diğeri 0 seviyesine çekilerek gerçekleştirilir ve bu sırada diğer hat 3V seviyesinde tutulur. 1 yazma işlemi için  sıfıra çekilir. C ise 3V seviyesinde bırakılır. 0 işlemi için  hattı 3V’da tutulur, C hattı sıfıra çekilir. Satır seçme işlemi ise daha önce anlatılan biçimde gerçekleştirilir. 1 okuma sırasında C ve  hatları 3V seviyesinde tutulur. Hücre seçilince T6 ve T2 üzerinden referansa akım akar; bu nedenle hattındaki seviyede az bir miktar düşme olur. Benzer şekilde T2 ve T5 transistörleri üzerinden C hattına akım akacağından, bu hattaki seviyede bir artma ortaya çıkar. C hattındaki seviye  hattındakinden daha pozitif daha pozitif olmak üzere elde edilen gerilim farkı 1 seviyesine karşı düşer. Okuma sırasında hücrenin konum değiştirmemesi için T3 transistörünün iletkenliği T6 transistörünün iletkenliğine göre en az üç defa daha yüksek tutulur. Yine, T6 transistörünün iletkenliği de T4 transistörününkinden birkaç defa daha büyük yapılır. Böylece, okuma sırasındaki değişimlerin eşik geriliminden küçük kalması sağlanmış ve yapının konum değiştirmesi önlenmiş olur. 0 okuma işlemi için ise yukarıda anlatılanların tersinin yapılacağı açıktır. 1 yazma, 0 yazma, 1 okuma, 0 okuma işlemlerine ilişkin gerilim değişimleri şekil 5-11’de gösterilmiştir. Okuma sırasındaki küçük değişimlerini kuvvetlendirecek olan devre yapısı da şekil-12’da verilmiştir. Bu yapı, bir sütun üzerindeki tüm hücreler için ortaktır. Sütunlar, T7 -T8 kanal oluşturmayı yük transistörleri yardımıyla 3V-3.5V civarında bir gerilimle kutuplanırlar. Okuma hatları RB ve  ile gösterilen hatlardır. WB ve  yazma hatları tüm sütunlarda ortaktır. Sütun kod çözücüsü üzerinden T11 transistörünün aktif hale geçirilmesiyle ilgili sütun seçilmiş olur. Okuma fazında WB ve  yazma hatları ,  =1 yapılarak 0 seviyesinde tutulur. Böylece, T13 -T14 transistörleri kesimde kalır. 1 okunuyorsa C daha düşük seviyeye çekilir.T10 kesime doğru sürülür. Ana akım yolu T9 ve T12 transistörleri hücre transistörlerinden birkaç defa daha büyük olarak gerçekleştirilir. Böylece, buradaki ana akım ana hücre okuma akımından birkaç defa daha büyük olur. Yazma işlemi için =0 yapılır. Böylece, girişe bağlı olarak WB hattı 1 yahut 0,  hattı da bunun eşleniği olur. WB ve hatlarından birinin yahut diğerinin 1 seviyesini almasıyla T13 ve T14 transistörlerinden biri iletime diğeri de kesime gider. Yine buna bağlı olarak, C hattı veya  hattı 0 seviyesine çekilerek istenen bilgi belleğe yazılmış olur.

Şekil 2.5: Okuma ve yazma sırasında C ve C hatlarındaki gerilim değişimleri
Şekil 2.6: VERİ yazma ve okuma düzeni

Okuma sırasında T9 -T10 çiftiyle algılanan bilginin kuvvetlendirilmesi gerekir. Bunun için RB ve  noktaları arasında yüksek kazanç sağlamak üzere, T15 -T16 ortak geçitli katları kullanılmıştır. Bunların boş uçlarındaki transistörler seviye öteleyici ve diferensiyelden tek uca dönüştürücü görevi yaparlar. En sonda ise çıkış sürücüsü yer alır.

Şekil 2.7: VERİ yazma ve okuma düzeni

3. SRAM BELLEKLER İLE DRAM BELLEKLERİN KARŞILAŞTIRILMASI:

1- SRAM (statik RAM) bellekler, DRAM belleklerden daha hızlı ve daha güvenli olan (ama onun kadar yaygın olmayan) bir hafıza çeşididir.
2-SRAM bellekler, DRAM belleklerden oldukça pahalıdır.
3- DRAM belleklerin bir hücresi, bir transistör ve bir kondansatörden meydana gelirken, SRAM belleklerin bir hücresindeki tüm elemanlar standart transistörlerden daha hızlı olan FET transistörden (ortalama 6adet) oluşmuştur.
4-SRAM bellekte çok transistör kullanılmasından dolayı, DRAM belleğe nazaran daha büyük ebattadır ve sistemde daha fazla yer kaplar ve böylece bellek çiplerinin kullanıldığı alan genişleyerek yer sıkıntısı ortaya çıkar.
5-SRAM bellekler, çok transistörlü bir bellek grubu olduğundan aşırı ısınma oluşturacaktır, bu nedenle sistem daha yüksek soğutma gerektirecektir. Bu da gürültü oluşturacaktır.
6-SRAM’ler DRAM’lere nazaran daha fazla güç harcadığından, daha güçlü ve pahalı güç kaynağına ihtiyaç duyarlar.
7-SRAM’ler, DRAM’lerin ihtiyaç duyduğu tazeleme operasyonuna ihtiyaç duymazlar; çünkü elektronik yükü orijinal konumunda tutan bir depolama hücresi esasına (ki bu DRAM’in yöntemidir) dayanmayıp, akımın belli bir yönde sürekli taşınması prensibi esas alarak çalışırlar.

Sonuç olarak; SRAM çok pahalı, çok hızlı bir RAM çeşididir. Günümüzde işlemcilerin Tampon Belleği SRAM’dir. (Örneğin Coppermine işlemcilerde Statik RAM olan 256Kb Full-Speed L2 Cache bulunur). Fakat SRAM, DRAM’e oranla çok daha pahalı olduğundan işlemcilerde az miktarda kullanılır.

DDR (Double Data Rate) RAM

1. RAM

Ram (Random Access Memory) işletim sisteminin, çalışan uygulama programlarının veya kullanılan verinin işlemci tarafından hızlı bir biçimde erişebildiği yerdir.RAM bilgisayarlardaki CD-ROM, disket sürücü veya sabit disk gibi depolama birimlerinden daha hızlıdır. Bilgisayar çalıştığı sürece Ram faaliyetini devam ettirir, bilgisayar kapandığı zaman ise Ram’de o an depolanmış olan veriler silinir.Bilgisayar açıldığında işletim sistemi tarafından bazı dosyalar Ram’e gönderilir ve Ram aktivitesini devam ettirir.Veri akışı genellikle sabit diskten Ram’e doğru olmaktadır. Eğer Ram dolarsa işlemci sabit diskin bir bölümünü ayırarak onu Ram olarak kullanır. İşlemci veriyi sabit diske oranla Ram’den daha hızlı bir şekilde okur.

Ram’e ‘Random Access’ yani ‘rastgele erişimli’ denir. Veriler sistem tarafından belleklere sık ve belirli bir düzen dahilinde gönderilmez ya da alınmazlar. Verilerin Ram’de saklanması daha önce de belirtildiği gibi sistem çalışır durumda kaldığı sürece mümkündür.Yani sabit disklerde olduğu gibi var olan bilgilere sistem kapandıktan sonra tekrar ulaşılamaz. İşletim sistemi işlem yapacağı zaman, istenilen veriler bellekte yazılı oldukları adreslerden geri alınırlar. Bellek adreslerine hızlı bir şekilde ulaşılması sistemin genel performansını olumlu yönde etkiler.

486 işlemcili bilgisayarlardan bu yana işlemci hızları artarak sistem veriyolu hızını birkaç kez katlar hale gelmiştir. İşlemci hızıyla beraber sistem veriyolunun da hızlandırılması performans açısından güçlü sistemler oluşturulmasına imkan vermiştir. İşlemcinin çalışma frekanslarının yüksek olması sistemin veriyolundaki bilgi takılmalarını tam olarak çözümleyemedi. Dolayısı ile gelişen yazılımların performans ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikteki donanımların tümünün hızlı çalışması ve birbirine uyumlu olması şart. İşlemcinin sadece hesaplama döngüsünü yükseltmek etkin bir çözüm değil. Diğer donanımlarla sistemin haberleşmesi etkin olmalı ki tüm sistem istenilen performansa ulaşabilsin. İşlemci frekansıyla karşılaştırıldığında oldukça düşük frekanslarda çalışan FSB (işlemci-sistem veriyolu) zamanla 66 MHz, 100 MHz ve 133 MHz hızlarına ulaştı. SDRAM’ler 133 MHz’e kadar çalışabiliyorlardı. Fakat 133 MHz üzerindeki FSB’lerde tıkanmalara sebep oluyorlardı. Bu nedenle yüksek frekanslarda çalışabilen, geniş veriyoluna sahip belleklere ihtiyaç vardı. Ve sonunda DDR (Double Data Rate/Çift veri transferli bellekler) üretildi.

Hızlanan işlemciler, yeni işletim sistemleri ve güçlü donanımlara SDRAM’ ler yetmez hale geldiği için bu yüksek hıza ayak uydurabilecek yeni teknolojiye sahip bellekler gerekir hale geldi. Ve gelişen teknolojiyle SDRAM’ lerin tahtına DDR SDRAM’ ler oturdu.

2. DDR SDRAM

DDR (Double Data Rate) SDRAM bellek teknolojisi, olgun SDRAM teknolojisinden gelen yeni ve devrimci bir teknolojidir. DDR belleğin yüksek performansının sırrı, SDRAM’ in tamamının iki katını sağlayarak bir saat çevrimi içinde iki veri operasyonu gerçekleştirme yeteneğidir.

DDR SDRAM bellek türüne ihtiyaç duyulmasının nedeni sistem veriyolu hızlarının işlemcilerin çalışma frekanslarının çok gerisinde kalmasıdır. Günümüz işlemcilerinin veri işleme hızlarının çok yüksek olması çok hızlı bellekleri de beraberinde getirdi.

DDR SDRAM, SDRAM teknolojisi üzerine dayalı, üst seviyede performans sunan, büyük yatırımlar gerektirmeyen bir bellek teknolojisidir.

Şekil 2.1: DDR SDRAM

DDR Ram’in faydalarını şöyle sıralayabiliriz:

  • DDR belleğin yüksek veri transferi oranı sayesinde performans artışı
  • Grafik ağırlıklı dosyalar kullanılırken daha iyi performans
  • Dijital ve multimedya ortamlarda daha net grafikler

DDR bellek türünün olumlu yanlarından biri de açık bir standart oluşudur. Bunun anlamı üreticiler yeni bir bellek türünü üretmeye başlarken bu bellek türünü geliştiren firmaya lisans harcı ödeme mecburiyetinin olmamasıdır.

DDR belleklerin çalışma ilkesi her saat sinyalinin yükselen ve alçalan noktalarında veri alışverişi yapma yeteneği olarak söylenebilir. DDR teknolojisi her saat çevriminde iki veri işlemini gerçekleştirdiğinden (SDRAM’ in her saat çevriminde tek işlemine karşı) DDR DIMM’ in gerçek veri çıkışı SDRAM DIMM’ inkinden iki kat fazladır. Örneğin; bir 200 MHz DDR DIMM bir 100 MHz bellek yolu destekler ve bir 266 MHz DDR DIMM 133 MHz bellek yoluna kadar destekler. 64 bitlik veriyolunu kullanan SDRAM bellekler herbir saat sinyalinde 8 bitlik veri paketi aktarırken, DDR belleklerde herbir saat sinyali için 16 bitlik veri paketi aktarılmaktadır. 133 MHz de çalışan bir sistem için kullanılan DDR bellek,sistemle arasında saniyede 2.128 Megabyte’lık veri transferi gerçekleştirebilmektedir.

Şekil 2.2: SDRAM ve DDR DRAM de ki saat palslerinde okunan veri

DDR Ram’in sunduğu veri bant genişliği SDRAM’den daha fazladır.100 MHz de çalışan SDRAM 800 MB/sn bellek bant genişliği sunarken, yine 100 MHz de çalışan DDR Ram’in her saat vuruşunun hem yükselen hem de alçalan tarafında veri okuyabilmesi sonucunda sunduğu bellek bant genişliği ise 1600 MB/sn dir.

DIMM DDR SDRAM bellekler SDRAM’lerle hemen hemen aynı büyüklükte olsada takıldığı soket 168 pinden 184 pine çıkarıldığı için DDR belleklerle beraber yeni anakartlarda üretilmeye başlandı.

Şekil 2.3: 168 pin DIMM SDRAM
Şekil 2.4: 184 pin DIMM DDR SDRAM

Bellek bant genişliğinin artırılması için iki yöntem bulunmaktadır. Bunlar:

2.1. Veri Yolu Bant Genişliğini Artırmak

 Daha fazla veri pini eklenerek aynı anda transfer edilen veri miktarı artırılabilir.Fakat bu bir yere kadar devam eder. Pin sayısı arttıkça üretim maliyetide artacağı için anakart dizaynında sürekli değişiklikler yapılmak zorunda kalınacak.

2.2. Saat hızını artırmak

Saat hızı iki katına çıkarılarak aynı anda transfer edilen veri miktarı artırılabilir. Bu da bir noktaya kadar yapılabilir. Bunun için çok daha kaliteli bellek modüllerinin kullanılması gerekecek ki bu da üretim maliyetini oldukça artıracaktır.

DDR Ram şuan her saat vuruşunda 2 veri paketi değil 4 veri paketi okuyabilmekte. Bu da bellek bant genişliğini 4,8 GB/sn gibi çok yüksek bir rakama ulaştırıyor.DDR ile beraber artık bellek bant genişliğinin artırılması için gerekli metodlarda telaffuz edilmez hale geldi.

SDRAM (Syncronous Dynamic Random Access Memory)’ ler, FSB (Front Site Bus/sistem veri yolu) ile aynı frekanslarda çalışıyor. SDRAM’ler 66,100 ve 133 MHz çalışma frekanslarına ulaşmışlardır.PC133 SDRAM’ler 133 MHz lik çalışma frekansıyla maksimum veri transferini 1064 Megabyte/sn düzeyinde yapabiliyorlar. Bu veri transfer oranı pek çok uygulama için yeterli olsa da gelişen işlemcilere ayak uydurabilecek bir sistem veri yoluna ihtiyaç duyuluyordu.Bu konumda DDR Ram’ler bu boşluğu doldurdu. Üretim maliyeti olarakta SDRAM’lerden pek bir farkı olmayan DDR Ram’ler geniş veri yolu gerektiren multimedya uygulamalarında çok olumlu sonuçlar verdi. Grafik işlemciyle bellek arasındaki veriyolu yetersizliği grafik kartlarının zayıf noktasıydı. İşlemciyle bellek arasındaki veriyolu yetersizliği,grafik kartlarında olduğu kadar büyük performans kayıplarına neden olmuyordu. DDR Ram bellekler güçlü grafik işlemcilerinin veri gereksinimlerini karşılamak için en iyi platformu oluşturdular. Yeni grafik kartlarında kullanılan DDR Ram bellekler 150 ve 166 MHz frekanslarında çalışabiliyor ve 300 ile 333 MHz çıkış frekansına ulaşabiliyorlar.5 ns erişimli 266 MHz DDR Ram yongalarından oluşturulan sistem belleğini kullanan bir sistemin performansı mükemmele yakın sonuçlar vermektedir. DDR Ram belleklerin sağladığı geniş veriyolu,ekran kartlarının en yüksek çözünürlüklerde bile performans kaybına uğramadan görüntü oluşturmalarına imkan sağlıyor. DDR Ram genel sistem performansında yaklaşık %5-10’luk bir artış sağlar. DDR Ram’in verimliliği SDRAM’den en az %10 daha iyidir. DDR Ram mevcut bellek sistemleri arasında en iyi fiyat/performans oranını sunan bellek teknolojisidir.

Rambus hafıza mimarisi “seri veri aktarımı”na dayanmaktadır. Rambus Ram sistemindeki veri yolu bir tren gibi tek bir veri yolu üzerinde işlem yapar. Hafıza erişimi istendiğinde,hafıza veri kontrol işlemcisi,veri yolu aracılığıyla bir istek sinyali gönderir ve bu sinyal verinin nerede olduğuna bağlı olmaksızın,veri yolu kanalı üzerindeki bütün yolu aşmak zorundadır. Bu tip bir mekanizma da veri erişimi için aşırı gecikmelere,veri parazitlerine ve veri çatışmalarına yol açar.Daha da önemlisi,Rambus sisteminin çalışma frekansı azami 400 MHz’e ulaşabilir ve dolayısıyla güçlü bir yol denetleme mekanizması gerektirir. Bunların sonucunda da Rambus sisteminin ne kadar pahalı bir mimari olduğu ortaya çıkmaktadır.DDR SDRAM geleneksel SDRAM gibi “paralel veriyolu” mimarisini kullanır,fakat daha az güç harcar. Bu da, DDR’ın daha hızlı çalışmasını,az enerji harcamasını ve fazla ısı üretmemesini sağlar.Gecikme süresi, Rambus’a oranla daha düşüktür çünkü,bütün hafıza çipleri için aşılacak veriyolu uzunluğu aynıdır ve dolayısıyla yol izleme mekanizması da çok güçlü değildir. DDR bant genişliği,paralel 64-bit veriyolu ile 2100 MB/sn’ye kadardır.

DDR SDRAM’lerin isimlendirmesi ise iki şekilde olmaktadır. Hızına göre ve sunduğu bant genişliğine göre. DDR SDRAM ilk geliştirildiğinde bant genişliğine göre ifade edilmeli dendi ama iki farklı isimlendirme oluştu. Hıza göre isimlendirilenler;örneğin, DDR266 veya DDR333. 266 ve 333 gibi ifadeler, bu DDR SDRAM’lerın maksimum, sırasıyla, 266 ve 333 MHz’de çalışmak için üretildiğini belirtir. Hıza göre isimlendirme, hatırlama ve kullanma açısından daha kolay. Ve genelde hıza göre isimlendirme kullanılıyor. Diğer taraftan ise, bant genişliğine göre adlandırılıyor DDR SDRAM’lar. Örneğin, 266 MHz’de çalışan bir DDR SDRAM’ın, bir diğer ifadeyle DDR266’nın, sunduğu maksimum bant genişliği 2100 MB/sn’dir. Ya da, 333 MHz’de çalışan bir DDR SDRAM’ın, bir diğer ifadeyle DDR333’ün, sunduğu maksimum bant genişliği 2700 MB/sn’dir. Bazı yerlerde bu bant genişliğine göre ifade ediliyor DDR SDRAM’ler. Örneğin, PC2700 DDR SDRAM veya PC2100 DDR SDRAM şeklinde. Burada bilinmesi gereken şey şu: PC2100 DDR SDRAM, DDR266 ile; PC2700 DDR SDRAM, DDR333 ile aynı şeyi ifade ediyor.

3. RDRAM

RDRAM, Intelin yardımıyla hayata geçirilmiş bir bellek teknolojisidir.SDRAM ve DDR Ram’e göre çok daha fazla pahalı olması ve yapılan testlerde de RDRAM performansının pek fazla bir artısının olmaması geleceğin bellek teknolojisi olarak DDR SDRAM’i gösteriyor. RDRAM ilk olarak Intelin gelişmiş i820 çipseti ile kullanılacaktı fakat i820 nin çalışma sorunları ve RDRAM’in yüksek maliyeti, üreticileri i820 çipsetinin SDRAM’li versiyonunu çıkarmaya zorladı. RDRAM’in artısının neredeyse yok sayılabilecek kadar az olduğunu düşünerek neden halen piyasada bulunuyor sorusunun cevabı ise yenilikçi bellek teknolojisi taşımasıdır.16 bitlik geniş bir veriyolu hızı sunan Direct Rambus kanalı bellek hızının 400 MHz e kadar çıkmasına olanak tanıyor. DDR SDRAM gibi çift taraflı okuma yapabildiğinden bu hız 800 MHz e çıkıyor. DIMM modüllerini kullanan SDRAM ve DDR Ram 64 bit veriyolu bağlantısı kullanmakta.Fakat RDRAM 16 bitlik bir veriyolu üzerinde çalışıyor. Veriyolu genişliğinin daha dar olmasına rağmen daha fazla bant genişliğine RAMBUS’ın çalıştığı hızdan dolayı izin verir.Dolayısı ile daha dar olan veriyolu genişliği daha fazla hıza imkan tanıyor. RDRAM,DIMM modüllerini kullanmıyor. DIMM modulleri yerine RIMM (RAMBUS Inline Memory Module) kullanıyor.

ECC ve Parity (Eşlik)

Belleklerin bir özelliği de hata yapmasıdır. Bu hatalar genellikle iki türe ayrılır. Bunlar ;

  • Donanım Hataları

  • Yumuşak Hatalar

ECC ve Parity de bizi ilgilendirecek kısım yumuşak hatalardır. Bu hatalar tekrar meydana gelmeyecek yada çok seyrek olarak tekrarlanacak hatalardır. Yumuşak hata oranı SER (Soft Error Rate) olarak bilinir. Yumuşak hatalar 1980’li yılların başında keşfedilmiş ve bellek üreticilerini şoka sokmuştur.

Yumuşak hataları oluşturan en büyük sebep kozmik ışınlardır. Tabiki yumuşak hataların oluşumuna sebep olan farklı sebeplerde vardır. Bunlar ;

Gerilim dalgalanmaları ve hattaki parazit: Buna gerilim dalgalanmaları ve prizdeki kötü gerilim neden olabilir.

Yanlış tür veya hız derecesi: Belleğin çip seti için doğru türde olması sistem erişim hızına uyması gerekir.

RF (radyo frekansı) girişimi: Sistem yakınında bulunan, sistem kablo ve devrelerinde elektrik sinyalleri üretebilen radyo alıcı/vericileri neden olur.

Statik deşarj: Anlık güç kesilmelerine neden olur, buda verileri değiştirir.

Zamanlamada hata: Veriler doğru zamanda doğru yere gelmez ve hatalara neden olur. Genellikle BIOS ayarlarının yanlış yapılmasından, sistemin gerektirdiğinden daha yavaş olan bellekten, yada saati zorlanmış işlemci ve diğer sistem bileşenlerinden kaynaklanır.

Bu problemlerin çoğu sistemin kalıcı bir biçimde bozulmalarına neden olmaz. Ama veride anlık problemlere neden olabilir. Bu hataların göz ardı edilmeleri çözüm yolu değildir. Bu problemle başa çıkmanın en iyi yolu, sistemin hata töleransının artırılmasıdır. Buda PC sistemlerdeki hataların algılanarak mümkünse düzeltilmesi için bazı yöntemlerin uygulanması demektir. Modern PC’lerde kullanılan hata töleransının temel olarak üç seviyesi ve tekniği vardır.

  • Eşlik yok

  • Eşlik

  • ECC (Error Correcting Code)

Eşliksiz sistemlerde hiç hata töleransı yoktur. Kullanılmalarının tek gerekçesi, en düşük maliyete sahip olmalarıdır. ECC eşlik sistemlerdeki gibi ek maliyet gerekmez. Eşlikli bir veri 8 yerine 9 bit içereceği için, eşliksiz olan belleklere göre maliyeti yüzde 12,5 daha yüksektir. Ayrıca, eşliksiz bellek denetleyicide eşlik veya ECC denetim bitlerini hesaplayacak mantık kapılarına gereksinim duyulmadığı için daha basittir. Güç tüketiminin en aza indirilmesine önem veren taşınabilir sistemlerde daha az DRAM ipi sayesinde gelen güç tüketiminin azalmasından faydalanılabilir. Eşliksiz sistemlerin bellek sistem veri yolu daha dardır, buda veri tamponu miktarını azaltır. Modern bir ofis masa üstü bilgisayarındaki bellek hatalarının istatiksel olasılığı, artık birkaç ayda bir hata olarak tahmin edilmektedir. Hata oranı bellek miktarına göre azalıp artacaktır. Bu hata oranı çok önemli uygulamalarda kullanılmayan alt seviye sistemlerde ihmal edilebilir.

Bir sistemde hiç hata töleransı olmaması bellek hatalarıyla karşılaşılmayacağı konusunda kumar oynamak olarak düşünülebilir. Ortaya çıktıklarında ise, bellek hatalarının onları algılamak için gereken donanımdan daha düşük bir maliyet getireceği konusunda daha fazla kumar oynamış olursunuz. Ancak riskiniz bellek hataların ciddi sorunlara yol açabilecek olmasıdır. Örneğin bir hesaplamadaki bellek hatası bir çeke yanlış bir değerin yazılmasına neden olabilir. Bir hizmet biriminde, bir bellek hatası sistemin çökmesine ve tüm LAN istek birimlerinin durarak, bir üretim gücü kaybına neden olmalarına neden olabilir. Son olarak da, eşliksiz yada ECC belleği olmayan bir sistemde problemin işlenmesi, eşlik ve ECC belleğin aksine güçtür. Bu teknikler en azından bir bellek kaynağını hatalı olarak yalıtır ve probleminin çözülmesi için gereken süre ve maliyeti azaltır.

1. EŞLİK DENETİMİ

Endüstride geliştirilen bir standart da dokuz çiplik bir banktaki çiplerin her birinin bir bit veri kullanmasıdır : karakter başına sekiz bit, artı eşlik biti adlı tek bir bit (bu standardı IBM geliştirmiştir). Bu eşlik biti bellek denetim devresini diğer bitler hakkında notlar tutmasına olanak verir. Sistemdeki her byte’ın bütünlüğü için yerleşik bir karşılıklı kontrol olmaktadır. Devre bir hata bulursa bilgisayar durur ve hatalı işleyişi bildiren bir mesaj görüntüler. Windows veya OS/2 gibi GUI işletim sistemi ile çalışılıyorsa, bir eşlik hatası kendisini genellikle kilitlenen bir sistem olarak ortaya koyar. Sistem yeniden başlatıldığında BIOS bu hatayı algılayarak ilgili hata mesajını görüntüler.

SIMM ve DIMM’ ler, eşlik biti olan ve olmayan sürümler halinde satılır. Maliyeti düşürmek, için 1994 yılından itibaren üretici firmalar eşlik denetimi yada hata algılama ve düzeltme için hiçbir yöntem kullanılmayan sistemler üretmeye başlamıştır. Bu sistemlerde bellek maliyetinden yaklaşık yüzde 10-15 tasarruf sağlayan, daha ucuz eşliksiz SIMM’ ler kullanılabilir. Eşlikli bellek, temel olarak gereken ek bellek bitlerinden dolayı daha yüksek bir sistem maliyetine neden olur. Eşlik sistem hatalarını düzeltemez ama, hataları algılayabildiği için kullanıcıyı bellek hataları ortaya çıktığında haberdar edebilir. Bunun iki temel faydası vardır.

  • Eşlik, yanlış verilere dayalı hatalı hesaplamaların sonuçlarına karşı önlem sunar.

  • Eşlik, hataların kaynaklarını işaret ederek problemin çözülmesine yardımcı olur ve sistemin bakım görmesini kolaylaştırır.

PC sistemleri eşlikli veya eşliksiz bellek kullanmak üzere tasarlanabilir. Herhangi bir ana kartta bir seçenek olarak eşliğin kullanılmasının maliyeti nerdeyse sıfırdır. Tek maliyet eşlikli belleklerin eşliksiz belleklere oranla biraz daha pahalı olmasıdır. yumuşak hatalardan kurtulmak için bu ek maliyet gözden çıkarılmalıdır.

Şimdi eşlik denetiminin nasıl işlendiğini görelim, sonrada eşlik denetiminin ECC (Error Correcting Code) adlı, sadece bellek hatalarını bulmakla kalmayıp, çalışma esnasında onları düzeltmeyi de başaran sistemi daha ayrıntılı olarak inceleyelim.

Daha öncede söylediğimiz gibi IBM ilk tek eşlik standardını oturtmuştur. Aşağıdaki açıklama tek eşlik ile ne söylenmek istenildiğini açıklamaktadır. Bir byte içindeki sekiz bit bellekte depolandığında, ya işlemcinin bir parçası olan yada ana kart üzerindeki özel bir çipte bulunan eşlik üretici/denetleyici bu veri bitlerini, byte içerisindeki 1’leri toplayarak değerlendirir. Byte içerisinde çift sayıda 1 bulunursa, eşlik üretici/denetleyici bir 1 üretir ve onu eşlik belleğin çipindeki dokuzuncu bit (eşlik biti) olarak depolar. Buda dokuz bitin toplamını (eşlik biti dahil) bir tek sayı kılar. Sekiz veri bitinin orijinal toplamı tek bir numaraysa, üretilen eşlik biti 0 olur, buda dokuz bitin toplamını tek bir sayı yapar. Temel kural, eşlik bitinin değerinin daima dokuz bitin (sekiz veri ve bir eşlik biti) toplamının, tek numara olmasıdır. Sistem çift eşlik kullansaydı, bu örnek eşlik bitinin toplamı çift sayı yapacak biçimde üretilmesi hariç aynı olurdu. Tek veya çift eşlik kullanılması fark etmez, sistem ikisinden birini kullanır ve bu durum kullanılan bellek çiplerinden tamamen bağımsızdır. Bir byte içerisindeki sekiz veri biti 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 olarak numaralandırılır. Aşağıdaki örnekler bunun anlaşılmasını daha da kolaylaştıracaktır.

  • Veri biti numarası: 0 1 2 3 4 5 6 7 Eşlik biti

  • Veri biti değeri : 1 0 1 1 0 0 1 1 0

Bu örnekte, veri bitlerinin toplamı olan 5 bir tek sayı olduğu için, eşlik bitini dokuz bitin toplamının tek olması için 0 değeri taşıması gerekir.başka bir örneği ele alırsak.

  • Veri biti numarası: 0 1 2 3 4 5 6 7 Eşlik biti

  • Veri biti değeri : 0 0 1 1 1 0 0 1 1

Bu örnekte ise, değeri 1 olan veri bitlerinin toplam değeri 4 olduğu için, dokuz veri bitinin toplamının tek sayı olması için eşlik bitinin değerinin 1 olması gerekir.

Sistem belleği okuduğunda eşlik bilgilerini kontrol eder. Bir byte (burada bir byte dokuz bittir) eşlik değeri 1 olan çift sayıda 1 içeriyorsa, bir hata olmalıdır. Sistem hangi bitin değiştiğini, yada sadece bir tek bitin değiştiğini söyleyemez. Örneğin, 3 bit değişmişse bu byte hala bir eşlik denetimi hatası verecektir; ancak iki bit değiştiyse, bu bozuk byte fark edilmeyebilir. Çok bitli hatalar (tek bir byte içerisinde) seyrek yaşandığı için, bu algoritma belleğin iyimi kötümü olduğunun mantıklı ve ucuz bir göstergesini sunar.

Aşağıda verilen örnekler eski üç sistemdeki eşlik denetim mesajlarını içermektedir.

  • IBM PC : PARITY CHECK x

  • IBM XT : PARITY CHECK x yyyy (z)

  • IBM AT ve sonraki model XT : PARITY CHECK x yyyy

Burada x, 1 veya 2’dir:

1 = Ana kartta hata görüldü
2 = Bir genişleme yuvasında hata görüldü

bu örnekte yyyy, 0000 ile FFFF arasında ondalık bir biçimde içinde hatanın meydana geldiği byte’ı gösteren bir numaradır. (z) değeri, (S) veya (E) olabilir.

(S) = Eşlik hatası sistem biriminde gerçekleşti
(E) = Eşlik hatası opsiyonel bir genişleme şasesinde gerçekleşti.

Bir eşlik denetimi hatası bunduğunda ana kart eşlik denetim devreleri işlemeyi durdurur ve sistemin dikkatini hataya yönelten, maskelenemez bir kesme (non-maskable interrupt-NMI) üretir. Bu NMI, ROM içerisindeki bir rutinin çalışmasına neden olur. Bu rutin de ekranı siler ve ekranın sol üst köşesinde bir mesaj görüntüler. Söz konusu mesaj bilgisayar sistemine göre değişir. Eski bazı IBM sistemlerinde ROM eşlik denetimi rutini işlemciyi durdurur. Bu durumda sistem kilitlenir ve sistemi yeniden başlatmak için donanımı sıfırlamanız, yada gücü keserek tekrar vermeniz gerekir. Ama bu sırada kaydedilmeyen bütün işler ve veriler kaybedilir. Çoğu sistem bir eşlik hatası bulduğunda işlemciyi durdurmaz; bunun yerine size sistemi yeniden başlatma ve hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam etme seçenekleri sunar. Ayrıca, bu sistemler eşlik hata mesajlarını da IBM’ den farklı bir formatta görüntüleyebilir, ancak sunulan bilgiler temel olarak aynıdır. Örneğin Phoenix BIOS içeren çoğu sistem aşağıdaki mesajlardan birini görüntüler:

Memory parity interrupt at xxxx:xxxx
Type (S) hut off NMI, Type (R) eboot, other keys to continue

veya

I/O card parity interrupt at xxxx:xxxx
Type (S) hut off NMI, Type (R) eboot, other keys to continue

Bu iki mesajın ilki, bir ana kart eşlik hatasını (Parity Check 1), ikincisi de bir genişletme yuvası eşlik hatasını (Parity Check 2) gösterir. Bellek hatası için xxxx:xxxx şeklinde verilen adresler IBM adresleri gibi doğrusal adresler değil, segment:ofset şeklindedir. Bu adres biçimi de hatanın konumunu tek bir byte hassaslığında bildirir.

Bu hata mesajı görüntülendikten sonra üç farklı biçimde devam edilebilir. Bunlar;

  • S tuşuna basılabilir. Bu işlem eşlik denetimini kapatır ve sistemin eşlik denetimi hatasının oluştuğu yerden çalışmaya devam etmesini sağlar.

  • R tuşuna basılması, sistemin yeniden başlatılmasına ve kaydedilmemiş işlerin yitirilmesine neden olur.

  • Başka herhangi bir tuşa basılması sistemin eşlik denetimi devrede olacak bir biçimde çalışmaya devam etmesini sağlar.

Bu problem ortaya çıkarsa, başka bir eşlik denetimi kesintisine neden olma ihtimali yüksektir. Genellikle çalışmaları kaydedebilmek için eşlik denetimini devre dışı bırakan S tuşuna basılması iyi olur. Bu durumda, sabit diskte olası bir bozulmayı önlemek için çalışmaları bir diskete kaydetmek iyi olacaktır. Ayrıca kaydetmekte olduğumuz dosyanın eski bir sürümü varsa bunu korumak en akıllıca düşüncedir. Aksi takdirde bellek bozulmasından kaynaklanan bozuk bir dosyayı kaydetme ihtimali vardır. Eşlik denetimi artık devre dışı olduğu için, kayıt işlemleri kesintiye uğramayacaktır. Daha sonra sistemin gücünü kesmek, tekrar başlatmak ve hatayı bulmak için bellek tanı yazılımını çalıştırmak gerekmektedir. Bazı durumlarda POST sistem açıldığında bu hatayı bulur, ancak genellikle hatayı bulmak için daha gelişmiş bir tanı programını sürekli olarak çalıştırmak gerekir. AMI BIOS içeren sistemler eşlik hata mesajlarını aşağıdaki biçimde görüntüler:

  • ON BOARD PARITY ERROR ADDR (HEX) = (xxxxx)

veya

  • OFF BOARD PARITY ERROR ADDR (HEX) = (xxxxx)

Bu mesajlar POST sırasında bellekte bir hata oluştuğunu ve hatanın gösterilen adreste olduğunu bildirir. İlk mesaj hatanın ana kartta, ikincisi ise bir genişletme yuvası adaptör kartında meydana geldiğini gösterir. AMI BIOS bellek hatalarını aşağıdaki biçimde de görüntüleyebilir:

  • Memory Parity Error at xxxxx

veya

  • I/O Card Parity Error at xxxxx

Bu mesajlar normal işletim sırasında gösterilen adreste bir bellek hatası oluştuğunu gösterir. İlk mesaj bir ana kart bellek hatasını, ikincisi ise bir genişleme yuvası adaptör bellek hatasını gösterir. Gerçi çoğu sistem bir eşlik hatasından sonra işlem yapmaya devam etmeye, hatta bu andan sonra eşlik denetimini devre dışı bırakmaya bile izin verir ama, sistemi bir eşlik hatası bulduktan sonra kullanmaya devam etmek tehlikeli olabilir. İki yöntemden biri aracılığı ile sistemin kullanılmaya olanak verilmesinin amacı, bilgisayara tanı koyup bakım yapılmadan önce kaydedilmeyen işler için zaman tanımaktır.

Çalışmalar kaydedildikten sonra eşlik hatasının gerekçesi belirlenir ve sistem onarılır. Bu aşamadan sonra eşlik denetimi devre dışı bırakılarak hiç bir şey olmamış gibi çalışmalara devam edilebilir ama bu arızanın olduğunu bile bile arızayı görmemezlikten gelmekten başka bir şey değildir.

Eşlik hatasında ki en önemli noktalardan biriside, bir eşlik hatası bildirildiğinde, eşlik denetiminin belleğin bozulduğunu bildirdiğini unutmamak gerekir. Bozulmuş verileri en son kaydedilen sağlam verilerin üzerine kaydetmek doğru olmayacağından, çalışmaları farklı bir yere kaydetmek gerekir. Mümkünse sadece bir diskete kayıt yapmak daha doğru olur. Bu durumlarda sabit diske kayıt yapmak zararlı olabilir. Çünkü; bozuk belleğin içeriğini kaydetmeniz durumunda sabit diskinde bozulma olasılığı az da olsa vardır.

2. ECC (Error Correcting Code)

ECC’ nin basit eşlik hatasını algılamaktan öte nitelikleri de vardır. ECC sadece hatayı algılamak yerine, tek bitlik bir hatanın düzeltilmesine de olanak verir. Buda sistemin kesintiye uğramadan ve verileri bozmadan çalışmaya devam edebileceği anlamına gelir. ECC çoğu PC ‘de uygulandığı biçimiyle çift bitlik hataları algılar, ancak düzeltemez. Araştırmalar bellek hatalarının yüzde 98’inin tek bitlik olduğunu gösterdiği için, en yaygın kullanılan ECC türü bellek denetleyicinin erişilen veri kelimesindeki tek bitlik hataları bularak düzelttiği türdür (burada çift bitlik hatalar algılanır ancak düzeltilemezler). Bu tür ECC, SEC-DED (Single Bit Error Correction-Double Bit Error Detection) olarak bilinir ve 4 byte bir sistemdeki 32 bite ek olarak 7 denetim biti, 8 byte bir sistemdeki 64 bite ek olarak 8 denetim biti gerekmektedir. 4 byte bir sistemdeki (32 bit, 486 gibi) ECC, doğal olarak eşliksiz bellek veya eşlikten daha pahalıdır, ancak 8 byte bir sistemde (64 bit Pentium gibi) ECC ve eşlik aynı maliyete sahiptir, çünkü eşlik ve ECC için aynı sayıda ek bit gereklidir. Bu nedenle eşlikli SIMM (36 bit) veya DIMM’leri (72 bit) Pentium sistemleri için satın alarak, çip seti ECC işlevini destekliyorsa ECC kipinde de kullanabilirsiniz. Pentium sistemi SIMM kullanıyorsa, her bank için iki tane 36 bit (eşlikli) SIMM eklenir ve ECC, bank seviyesinde gerçekleştirilir. Pentium sistemi DIMM kullanıyorsa, bir bank olarak tek bir eşlikli ECC 72 bit DIMM kullanılır.

ECC, bir bellek yazma işleminde bellek denetleyicinin denetim bitlerini hesaplamasını izler ve bir okuma işleminde okunanla hesaplanan kontrol bitlerini karşılaştırır ve gerektiği taktirde bozuk bitleri düzeltir. Bellek denetleyicideki bu ek ECC devresi günümüzün ucuz ve yüksek performanslı VLSI devreler çağında çok önemli değildir ama ECC yazma işlemlerinde bellek performansını etkiler. Bunun nedeni, işlemin denetim bitlerinin hesaplanmasını ve okuma sırasında sistemin düzeltilmiş bitleri beklemek zorunda olmasıdır. kısmi bir kelime yazma işleminde bile bütün kelimelerin önce okunması, etkilenen byte’ların tekrar yazılması ve yeni denetim bitinin hesaplanması gerekir. Buda kısmi kelime yazma işlemlerini, daha yavaş olan okuma-değiştirme-yazma işlemlerine dönüştürür. Neyse ki bu performans düşüşü küçüktür. Bu düşüş en fazla yüzde 1-2 civarındadır. Bu nedenle artan güvenilirlik karşılığında bu maliyet çok uygundur.

Çoğu bellek hatası tek bitlik bir doğaya sahiptir. Bu tek bitlik hatalar ise ECC tarafından düzeltilebilir. Bu hata töleransı tekniğine yer verilmesi yüksek bir sistem güvenilirliği ve katılımcılığı sağlar. ECC tabanlı bir sistem, potansiyel bir bellek hatasının maliyetinin ek bellek ve onu düzeltecek ve sistem güvenilirliğini arttıracak sistemin maliyetine ağır bastığı hizmet birimi, kritik uygulamalar için iyi bir tercihtir. Veriler değerliyse ve sistem önemli işlerde kullanılıyor ise kesinlikle ECC bellek kullanılmalıdır.

Bellekler

Ön-bellekler, işlemci tarafından bellek işlemlerinin hızlandırması için tasarlanmış özel yüksek hızlı belleklerdir. İşlemci, ön-bellekte bulunan komut ve verilere, anabellekte bulunan komut ve verilere göre çok daha hızlı bir şekilde ulaşabilir. Mesela,100 MHz’lik sistem kartlarında, işlemcinin anabellekten bilgi alması 180 nanosaniye (saniyenin 109’ da  biri)  alırken,  bunu  ön-bellekten alması sadece 45 nanosaniye alıyor. Buna göre işlemci ne kadar çok komut ve veriye ön-bellekten ulaşırsa, bilgisayarınız da o kadar hızlı çalışır.

Ön-bellekler,  birincil  ön-bellek  (Level 1,  L1)  ve  ikincil ön-bellek (Level 2, L2) olarak ayrılırlar. Bunun dışında bunlar dahili ve harici olarak da sınıflandırılırlar. Dahili ön-bellekler işlemcinin içindedir. Harici ön-bellekler ise işlemcinin dışındadır. Birincil ön-bellek (L1) işlemciye yakın olandır. Genellikle birincil ön-bellekler işlemcinin içinde ve ikincil ön-bellek (L2)  ise dışındadır.

Ön-bellek  idarecisi  (cache  memory  controller),  ön-bellek sisteminin beyni olarak görülebilir. Ön-bellek idarecisi ana bellekten  bir bilgi alırken aynı zamanda ön-belleğe bir sonraki komutları verir. Bunun nedeni yapılan işe yakınlığı olan bu komutlara ihtiyaç  duyulması.  Bu  şekilde işlemci ön-bellekte gereksinim duyduğu komutlara daha hızlı bir şekilde ulaşma şansını artırıyor. Bu da, bilgisayarın daha hızlı çalışmasına imkan tanıyor.

1.ROM (READ ONLY MEMORY – SADECE OKUNABİLİR BELLEK)

ROM, bilgisayarın çalışması için gerekli olan temel komutların depolandığı yerdir. Bu komutlar, işlemlerden geçirilme için RAM içinde ve dışında veri taşıması, Manyetik medyalar üzerinde verilerin kalıcı olarak depolanması, bilgilerin ekran üzerinde  gösterilmesi,  klavyeden  girilen  komutların  yorumlanması  gibi  işlemleri  içerir.  ROM  aynı  zamanda, bilgisayar açıldığı zaman, bilgisayarın  düzgün  bir  şekilde  çalışıp  çalışmadığını tespit etmek için, bir takım testleri yerine getirir. ROM’un bir parçası olan  ve  ROM  BIOS  olarak  adlandırılan  birim,  bir  bilgisayarın  açılışını  başlatan  yerdir. ROM BIOS,  mikroişlemciye,  RAM  ve giriş/çıkış cihazları arasındaki veriyi kontrol etmesi için izin verir.

1.1. BIOS (Temel Giriş Çıkış Sistemi)

Pek  çok  PC sistemi, bilgisayar açıldığı zaman, ekran üzerinde bilgisayarın sistem kurulum bilgilerini listeler. Bu bilgiler bir BIOS raporudur ve BIOS’un bilgisayar üzerinde gördüğü donanımın özellikleridir. Bu liste, CPU’nun tipini, matematik işlemciyi,  CPU  saat  hızını,  taban  belleği, cache belleği, sürücü kapasitelerini, monitörü ve COM portları içerir. BIOS bir komut setidir ve ana kart üzerinde bir veya daha fazla çip üzerinde bulunur

ROM’un farklı tipleri bulunmaktadır:

Programlanabilir  ROM  (PROM): Bu  temel  olarak  üzerine  sadece bir kez yazılabilen boş bir ROM entegresidir. PROM  daha  çok  boş  bir  CD ‘ ye  veri  yazan  bir  CD-R sürücüsüne benzetilebilir. Bazı şirketler özel amaçlar için, özel araçlar kullanarak PROM entegresine yazarlar.

Silinebilir  ve  Programlanabilir  ROM  (EPROM):  Bu  da  hemen  hemen PROM gibidir. Tek farkı özel ultra-viole ışınları kullanarak  ROM ‘ u  silebilmenizdir. Bu işlemin yapılması verinin silinmesini ve ROM’un bir sonraki yazılma için hazır hale getirilmesini sağlar.

Elektrikle  Silinebilen  ve  Programlanabilen  ROM  (EEPROM):  aynı  zamanda  Flash  BIOS  olarak  da bilinir.  Bu  ROM,  ancak  özel  bir  yazılım  kullanılarak  tekrar  yazılabilir.  FlashBIOS’lar bu özellikleri sayesinde, kullanıcılara kendi BIOS’larınıgüncelleme imkanı tanırlar.

Anakart  üreticileri,  kart  üzerinde  kullanılacak  olan  BIOS  çiplerinin  tipine  kendileri karar verirler. Award, Phoenix,  AMI  (American Magatrends), Micro Firmware Inc. birkaç BIOS üreticisidir. BIOS çipi üzerinde firmaların etiketlerini kolayca görülebilir.

Daha  yeni  BIOS  çiplerinin  piyasaya çıkmasından bu yana,BIOS’u, BIOS’un dahili program kodunu değiştiren yazılımları çalıştırarak güncelleme edilebilir. Diğer BIOS chipleri upgradeedilecekleri zaman, değiştirilmeyi gerektirirler. BIOS kodu yeni takılan cihazları daha fazla desteklemediği zaman, mutlaka upgrade edilmelidir.

CMOS (Tümleyici Metal Oksit Yarıiletken): Bilgisayar çalışmadığı zaman, bilgisayarın sistem kurulumu ile ilgili hayati bilgileri depolayan bellek birimidir.

2.RAM (READ ACCESS MEMORY – RASGELE ERİŞİMLİ BELLEK)

RAM,  bilgisayarın  ana bellek birimidir. RAM çipleri, verileri, transistor ve kondansatör dizileri içindeki, sütun  ve  satırlarda depolarlar ve özel adreslerde bulunan bu verileri getirmek için bir bellek denetleyici devre kullanır. Çipler, o anki şarjlarını  korumaları  için, elektrik darbeleri ile düzenli olarak tazelenmelidirler. RAM içinde veriler, RAM veya bellek çipleriolarak  adlandırılan  bir  dizi  mikrochip  içinde,  elekronik  şarj   durumunun   olup   olmamasına   göre   depolanırlar.  Bilgisayarınızı kapattığınız zaman, RAM içinde bulunan her şey kaybolur.

İki tip temel RAM vardır : DRAM (Dinamik RAM) ve SRAM (Statik RAM).

2.1. DRAM

DRAM  tipik  olarak,  50  ila  70 nanosaniye (ns) arasında erişim hızına sahiptir ve çoğu bilgisayarlarda, sistem belleğinin çoğunluğunu teşkil eder. DRAM daha  yavaş ve daha ucuz olmasına rağmen, sık sık tazelenmeye ihtiyaç duyar ya da içerindeki veriyi kaybeder.

DRAM chip çeşitleri

DRAM  (Dinamik Gerçek Erişimli Bellek): SRAM aç/kapa anahtarları içerirken, DRAM mikro kapasitörler içermektedir. Bu sebeple SRAM, DRAM den daha hızlı cevap verebilmektedir.

Fast  Page  Mode  (Hızlı   Sayfa  Modu-FPM) : DRAM FPM, EDORAM’ler   duyurulmadan   önce,  bilgisayar sistemleri  için  geleneksel  belleklerin  yerini  tutmaktaydı.  FPM,  2, 4, 8, 16 veya 32 MB’lık SIMM modüllerine yerleştirilmiştir. Tipik olarak, 60 veya 70 ns’lik versiyonları bulunmaktadır. 60 ns, en hızlı ve şu anda kullanımda olanıdır. Tek bir Pentium anakart üzerinde farklı hızdaki RAM birimlerini birleştiremezsiniz.

EDODRAM (Uzatılmış Veri Çıktısı): 72-pin SIMM konfigürasyonu EDORAM’in genelde 60 ns’likversiyonları satılır. Günümüzde kullanılmamaya başlamıştır.

SYNCHRONOUS DRAM (SDRAM): SDRAM, PC bellekleri için, gelişmekte olan yeni bir standarttır. SDRAM’ in  hızı  eşzamanlıdır. Bunun anlamı, hız doğrudan olarak bütün sistemin saat hızına bağlıdır. 100 MHz kadar aynı hızlarda çalışır. Bunun anlamı,  bellek  birimi, takmak  istediğiniz  sistem  üzerinde  çalışması  için,  yeteri  kadar  hızlı olmalıdır. SDRAM, PC’ler için en yeni RAM  tipidir  ve  sadece  64-bit  modüller  (uzun 168-pinDIMM’s) halinde gelir. SDRAM 8-12 ns arasında bir erişim hızına sahiptir. EDORAM’e göre performans artışı, 66 MHz’lik çalışmalarda sadece %5’ dir. Fakat, 100 MHz’lik çalışmalarda daha iyi sonuçlar alınmaktadır.

2.1.2. RAMBUS RAM (RDRAM) 

RAMBUS,  bir  gelecek RAM tipidir. Intel ve diğer firmalar bu Ram tipi için büyük beklentileri vardır. İki kanaldan veri iletimi gerçekleştirmektedir. P4 işlemcileri için geliştirilmiştir. 400 MHz’lik ön veri yolunu (FSB) her zaman tam veri ile doldurmak için bu hızlara yakın çalışmaktadır. Günümüzde çift olarak kullanılmaktadır. Fakat henüz piyasaya sürülmeyen yeni sürümünde tek kullanılmaktadır.

2.2. SRAM (STATİK RAM’ LAR)

SRAM,  25  ns’ lik  tipik  erişim hızı  ile  daha  hızlıdır.  SRAM  daha  pahalıdır  ve  DRAM in  verilen  aynı  alanda saklayabileceği verinin sadece dörtte birini depolayabilir, ancak SRAM de bu daha sistem kapatılana  dek  kalmaktadır. SRAM  10 ns kadar düşük bir erişim hızına sahip olabilir. FAST SRAM, çoğu bilgisayar sisteminin  merkezi  işlem biriminde, ön-bellek içinde, veya ekran kartının üzerinde bulunabilir.

2.2.1. SRAM Chiplerinin Çeşitleri

SRAM (Static Read Access Memory)

VRAM  (Video  Read  Access  Memory):  Bu  Ram  ekran  kartları  için  düzenlenmiştir. VRAM ve WRAM ikisi birden çiftportlu bellek birimleridir. Bunun anlamı işlemci aynı anda her iki bellek çipinin içerisine çizim yapabilmektedir.

WRAM(Windows Ram):WRAM,bellek bloklarının sadece bir kaç komutla daha kolay bir  şekilde  adreslenme- sine izin verir.

Kurulum

Modern sistem boardlarında, RAM, SIMM veya DIMM modüllerinin üzerine kurulmuştur. Daha  önceleri, küçük kişisel DRAM’ler kullanılmaktaydı. Genellikle, board üzerinde  36  küçük  çip  için  odalar  bulunmaktaydı. Bu  durum,  yeni  RAM çiplerini  kurmayı  elverişsiz  hale  getiriyordu.  Sonra, birisi bu olayı çözmeyi başardı. İlk olarak SIPP modülleri geldi. Onlar, board üzerinde  sabitlenen  çoklu  ayakları  sahipti.  O  zamandan  sonra  SIMM   modülleri  geldi. Bunlar, bir kenar bağlayıcıya sahip kart üzerinde  kuruluyorlardı. Ana kart üzerinde, soketlerin içerisine takılıyorlardı ve herkes bunları kurabiliyordu. Günümüzün teknolojisi de şu anda budur.

3.RAM ve ROM ARASINDAKİ FARKLAR

Hem  ROM,  hem  de  RAM  yüksek  hızlara  sahip  ve  her  bilgisayarda  olması  gereken  farklı   iki   tipte  bellek birimleridir.  Günümüzün  bilgisayar  sistemleri,  farklı  yerlerde  (yazıcılar  bile  yazdırılacak  olan sayfaları geçici tutmak için), farklı hızlarda bellek birimlerine sahiptirler.

Her bilgisayar,  CPU’nun direk olarak okuyup yazabildiği bir bellek birimine sahiptir. Bir program belleğe çalıştırılmak ve kullanılmak için yüklenmelidir.

Bilgisayarınızı  ilk  açtığınız  zaman, bilgisayar ilk nerden başlayacağını nasıl biliyor dersiniz? İşte burası ROM un devreye  girdiği  yerdir.  Her  bilgisayar  mutlaka  ROM belleğe sahip olmalıdır. ROM bellek belleğin bir parçasıdır ve içerdiği bilgi değiştirilemez. ROM  bellek,  CPU’ya ilk ne yapması gerektiğini söyleyen komutlara sahiptir. Genellikle bu komutlar, işletim sisteminin,  yazılabilir  ve  silinebilir  belleğe  yerleşmesini  sağlarlar. İşte bu belleğe de RAM denir. Belki de RAM için, RWM (Read/Write Memory)  denmiş  olsaydı  daha  iyi  olurdu.  Çünkü  bu  onun  rolünü daha açık ortaya koymaktadır. Genellikle konuşmada, ROM bellek  birimleri  içerisinde  aynı  bilgiyi  taşıyan RAM bellek birimlerinden daha hızlı cevap verirler. Aynı zamanda, ROM içinde bir yazılıma sahip olmanın anlamı, o yazılımın yükleme zamanının ortadan kalkması demektir.

4.BELLEK CHİPİNİN PAKETLENMESİ

Bir  bellek  çip’i,  içerisinde  milyonlarca  transistör  içeren  bir  tümleşik  devre  olan yarıiletken silikon parçasıdır. Bellek birimleri farklı paketleme şekillerinde gelirler. Bellek, DIP, SIP, ZIP çipleri ve SIMM, DIMM modülleri içinde gelir.

DIP (Dual Line Package – Çift Hat Paketi) DIP, 8 ila 40 bacağa sahiptir ve düzgün olarak 2 satırda bölünmüştür.

SIP (Single Inline Package – Tek Hat Paketi) Bir tarak gibi, tek satır üzerinde bacaklara sahiptir.

ZIP (ZigZag Inline Package – ZigZag Hat Paketi) ZIP aslında, bacakları bir kenar üzerinde zigzag çizen DIP paketidir.

PGA (Pin-grid Array – Pin-Izgara Dizisi) PGA, eşmerkezli kareler şeklinde dizilmiş ayaklara sahiptir. PGA çipler, CPU gibi çok sayıda ayağı olan çipler için iyi bir seçimdir.

5.SIMM (Single Inline Memory Module)

Bir SIMM birimi, anakart üzerinde bir sokette  yer  alan,  küçük bir devre kartı üzerine yerleştirilmiş çok sayıda bellek biriminden oluşmaktadır. SIMM’ler bir yay toka ile tutulmaktadır.  Daha eski bilgisayarlar 30-pin SIMM’leri (8-bit) kullanırlardı, fakat en  yeni  bilgisayarlar  72-pin  SIMM’ leri  kullanır. 72  pin  SIMM’ ler  32-bit  yola  sahiptir. Çip  üzerinde  bulunan 100, 80, 70, 60 gibi numaralar onun nanosaniye olarak hızını belirtmektedir. En düşük numara, en  hızlı çipi ifade  etmektedir. SIMM’ ler anakart üzerinde  kümeler  halinde  organize  edilmişlerdir.  30  bitlik SIMM’ler 4 kümede toplanırlarken, 72 bitlik SIMM’ler 2 kümede toplanmaktadırlar.

6.EŞLİK BİTLERİ (PARITY BIT)

Bellek birimleri, geleneksel olarak iki temel şekilde mevcut olmuşlardır: paritili  ve  paritisiz. (Aslında, sadece bazı büyüklükler ve stiller paritisizdir fakat genelde paritili üretilmektedirler).

Paritisiz, düzgün bellekdır. Depolanacak olan verinin her biti için, kesin olarak belleğin bir bitini içermektedir. Her bayt veriyi depolamak için-8 bit kullanır.

Pariti bellek, her  sekiz  bit veri  için ekstra olarak bir bit daha ekler ve onu bu biti hata tespiti ve düzeltmesi için kullanır. Depolanacak her bayt için 9-bit kullanılır.

6.1. Parity Kontrolü

Eşlik biti  kontrolü, bellek sistemindeki basit, tek bit hataların tespiti için kullanılan temel yöntemdir. Aslında, 1981 yılında orijinal IBM PC den bu yana, pariti kontrolü mevcuttu ve 1990’ların başlarına kadar, marketlerde satılan her PC sisteminde kullanıldı.

6.2. ECC Kontrolü

Aynı  zamanda,  ECC isminde Pentium sınıfı ya da daha üst sistemlerde kullanılan bir hata bulma ve düzeltme sistemi de yer almaktadır.

Paritili  bellek,  paritisiz  bellekden  % 12.5 daha fazla DRAM belleği kullanır. İşlemci hızlarının yükselmesi ve PC platformunda yüksek  teknolojili  yazılımların  göze  batmasıyla birlikte hata kontrolü yapan bellek birimleri tekrar önem kazandı. Bir zamanlar, bütün  bilgisayarlar  pariti  bellek  kullanırlardı.  Aslında, PC sistemlerinin 4. kuşağına kadar, bir PC üzerinde pariti kontrolünü  kapatmak  imkansızdı.  Bu  durum  hızlı  bir  şekilde değişti ve bir kaç yıl içerisinde, yeni sistemlerde standart olmaktan çıktı. Pekçok pentium sınıfı sistem sadece pariti kontolünü kullanmaz, ve hatta pek çoğu pariti kontrolünü (veya ECC) hiç desteklemez.

Pariti kontrolü, modern PC sistemlerinde kaldırılmıştır. Paritisiz bellek birimleri yaklaşık olarak %11 daha ucuzdur.

Parity/ECC, pentium pro işlemci çalışan sistemlerde geri dönüş yapmıştır. Çünkü pariti üzerinde ECC yetenekleri süperdir ve pentium  pro  ile  çalışan  sistemlerde  genelde veri entegrasyonu sağlayan server’ lardır. Aslında Intel’ de, daha hızlı Pentium-II sistemlerin 2. ön-bellek yoluna bu kontrolü  yerleştirmektedir. Bunun  nedeni bu hızdaki sistemlerde veri bütünlüğünün gerekli olmasıdır.

Pek çok Macintosh  bilgisayar paritisiz simm’ leri (x8, x32) kullanır. Fakat çoğu PC paritili simleri kullanır (x9, x36). Bununla birlikte, bu konudaki son  eğilim,  Pentium sistemler üzerinde paritisiz simm’ lerin kullanılmasıdır. Çünkü, pariti pek çok 64 bit sistemde gerekli değildir. ECC (error code correction) yüksek seviyeli server’ lar ve Pentium’ lar üzerinde kullanılır. Bu modüller hatayı tanıma ve düzeltme özelliğine sahiptir.

Not:

30-pinlik bir simm, eğer üçün veya dokuzun katları şeklinde bir çip dizilimine sahipse paritilidir.

Eğer 2 (2, 4, 8, …) ün katlarında çip sayısına sahipse paritisizdir.

72-pin  SIMM’ leri,  üreticilerinin çeşitliliği yüzünden fiziksel olarak ayırt etmek çok zordur. Genel olarak, 4, 8, 16 veya 32 çipe sahip olanlar paritisizdir.

7.DIMM (Dual Inline Memory Module)

DIMM’ ler en yeni dizayn edilmiş bellek birimleridir. 168-pinivardır ve 64-bit bellek yolu sunmaktadırlar. Eski ana kartlar üzerinde kullanılamazlar. SIMM ler ikili gruplar halinde soketlerine yerleştirilme ihtiyacı duyarlarken, 64-bit bellek yoluna sahip bir pentium işlemci tek bir DIMM’i kullanabilmektedir.

8.SEC (Single Edge Contact)

SEC, Intel Pentium II işlemciler için geliştirilen yeni bir bellek paketidir. Intel’in Pentium Pro işlemcilerine kadar kullandığı  single-chip-style  paket  tipinden daha farklıdır. Pentium II işlemcisinin üretilmesiyle birlikte, Intel L2 ön-bellek işlemcinin dışarısına çıkarmış,  fakat ön-bellek  ile  işlemci  arasında yüksek hızda özel bir bağlantıyı devam ettirebilmeyi istemiştir. Bunu yapmak için, Pentium II yi ayrı bir çip olarak satmamaya karar verdiler fakat, bunun yerine ön-bellek ile entegre edilmiş bir çip ortaya çıktı.

SEC gerçekte tam anlamıyla bir çip paketi değildir. İşlemci küçük bir devre kartı üzerine oturtulmuştur. Ön-bellek’ de aynı zamanda anakarta özel bir slot sayesinde bağlanan bu kart üzerindedir.

9.MMO (Mobile Module)

Bu, içinde işlemciyi, ön-bellek modülü ve çipseti içeren küçük bir modüldür. Bir anakart gibi görünür fakat değildir.

 

 

Işıklı Kalemler (Light Pencils)

1.GİRİŞ

Bu tür kalemler normal kalemlere benzer. Işıklı kalem, (light pencil) noktalan, el yazılarını, işaretleri ve bazı şekilleri giriş birimi olarak da kullanılan ekran veya dokunmatik özel monitörler aracılığı ile bilgisayara aktarmakta kullanılan birimdir. Bu noktalar ve yazılar 3 şekilde bilgisayar ortamına aktarılır :

1.Yapılacak olan işler el ile direk olarak bu giriş birimlerinden birisinden orijinal haliyle girilir. Yani kalem, ekran veya dokunmatik ekran üzerinde gezdirilerek bu işler yapılır.

2.Kursör, kalemin noktalan nereye gelecekse oralara getirilecek şekilde işler yapılır.

3.Kalem ekran üzerinde sadece düğmelere tıklanarak hızlı bir şekilde giriş yapılır.

Şekil 1.1: Bir ışıklı kalem kullanışı

2.IŞIKLI KALEMİN ÇALIŞMA PRENSİBİ

Bu amaçla özel olarak üretilmiş ucunda ışık sinyali bulunan kalem ile monitör üstüne yazı yazılabilir veya şekil çizilebilir. Bunun için ön tarafında ışığa hassas bir fotoelektrik pil (photoelectric celi) bulunur. Özel bir ekrana tutulduğunda ekrandaki o kısımdaki bilgiyi okur. Bir operatör tarafından kalem, ekranındaki çizimde (draw) yer değiştirmelerde (modify) kullanılır. Bazı bilgilerin el yazısıyla yazılıp bilgisayara girişine imkan verir. Bilgisayar tarafından ekranın hangi noktasını işaret ettiği bilinir. Ekrana çizilen bilgiler bilgisayar tarafından çözülebilir. AutoCAD benzeri grafiksel çizimlerin hazırlan üzerinden geçilerek bilgisayara aktarılması konusunda çok kullanışlıdır.

Şekil 2.1: Işıklı kalemin iç yapısı

Ekran üzerinde yapılan tüm bu işlemler bilgisayarın hafızasına gider ve istenildiğinde zaman da diske kayıt edilir. Örneğin günümüzde kullanılan PDA türü küçük cep bilgisayarlarında ışıklı kalem yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunun için ekranın dokunmatik özellikte olması gerekir. Bu tip monitörler bankalarda kullanılan bilgisayar sistemlerinde, ekranlardaki işlemlere, parmakla dokunarak da seçimler yapılmasını sağlar.

Şekil 2.2: Işıklı kalem

3.IŞIKLI KALEMİN SAĞLADIĞI YARARLAR

Genelde hiçbir yerde bilgisayar ekranı insan eli gibi kullanılamaz. Yani insan eli ile kağıt üzerinde yapılan işleri direkt olarak bilgisayar üzerinde yapmak mümkün değildir. Fakat bu durum ışıklı kalemler ile ortadan kaldırılmıştır. Işıklı kalemler, kağıt üzerinde kendi elinizle çizermişçesine bilgisayar ekranına çizilmek suretiyle yaptığınız bu çizimleri bilgisayar ortamına aktarırlar. Işıklı kalem veya dokunmatik ekran ile ekran üzerinde seçimleri doğrudan doğruya ve doğal olarak yapmak mümkündür. Böylece direkt olarak ekrandan veya dokunmatik ekrandan istenilen işler bilgisayar ortamına aktarılabilir, böylece işler daha kolay halledilebilir.

Örneğin imza bilgisayar ortamına nasıl aktarılabilirdi. Bunun bir yolu scanner (tarayıcı) ile imzayı taratmak sonra da bu imzayı nereye getireceksek o ortama aktarmak, kopyalamalar, taşımak, ayarlamak. Tüm bu sayılan olumsuz koşullan ışıklı kalem ile düzeltmek mümkündür. İstenilen yazım veya çizim editöründe (tabi bu donanım ve bu donanıma ait olan yazılımı destekler şekilde) yapılacak işleri direkt olarak ışıklı kalem vasıtasıyla halletmek hem daha sağlıklı hem daha kolay hem de daha ekonomiktir. Ayrıca dokunmatik ekranlar bilindiği gibi bankamatiklerde sıkça kullanılmaktadır.

Işıklı kalemler sunularda tam kursör kontrolü sağlar. Kalem, ekran ve kursör takiplerinin hepsinin hızlı bir şekilde yapılmasını sağlar. Işıklı kalemler kolay kurulurlar. Tak ve kullan (plug and play) mantığı bu birimler için de geçerlidir. Kullanımı kolay olduğu kadar kurulumu da (Installation) kolaydır. Bilgisayara bağlantı noktalarından bağlandıktan ve yazılımı yüklendikten sonra kullanıma hazırdır.

Şekil 3.1: Işıklı kalemin bilgisayar ekranında gösterimi

3.1. Işıklı Kalemin Kullanım Alanları

Işıklı Kalemler günümüzde yaygın olarak Windows CE bilgisayarları, PDA türü küçük bilgisayarlarda ve Digitizer adlı sayısallaştırıcı tabletlerde kullanılmaktadır. Bu aletlerin ekranları ile bu kalemler uyumludur. Dolayısı ile bu bilgisayarlarda kullanılan programlara komut vermek, işlem yapmak, işlemin yönünü değiştirmek, not tutmak, seçenekler arasından seçim yapmak ve şekil çizmek gibi işlemler ışıklı kalemler aracılığı ile kolayca gerçekleştirilebilmektedir.

Işıklı kalemler genellikle iki adet AAA türü pille çalışırlar. Oldukça düşük bir güç harcarlar. Yaklaşık olarak <lmW (class0A), <5mW (class»A) aralığında bir güç harcıyorlar.

3.2. Işıklı kalemin Dokunmatik Ekranlardan Avantajları

1- Işıklı kalem sistemleri (kalem arayüzü (interface) ilavesiyle) kendisine rakip olacak dokunmatik ekran sistemlerinden çok daha ucuzdur.

2- Işıklı kalemler hacimce dokunmatik ekran sistemlerinden daha küçük oldukları için hem taşınması kolaydır hem de daha kullanışlıdır.

3- Dokunmatik ekranlardaki butonların parmak hacimleri büyüktür. Işıklı kalemlarde ise hedef seçilen piksellere ulaşmak mümkündür.

4- Işıklı kalem sunuyu kullanıcı ve sistem arasında tam olarak ve daha aktif bir şekilde oluşturmasını sağlar. Şöyleki; kullanıcı ışıklı kalem ile oluşturacağı sunuyu sanki kağıda çiziyormuşçasına ekran üzerinden oluşturur.

5- Işıklı kalem pad veya yatay yüzeyi kullanmaksızın mouse kapasitesini tam bir şekilde kullanıcı emrine vermektedir. Kullanıcılar uygulamadaki kolaylığından ve sistemi kurmanın kolay olmasından dolayı bu sistemi tercih ederler.

6- Bir çok dokunmatik ekran, parmağın dokunacağı ayrı göstergeler içermektedir. Butonlar genelde yanlış seçimleri engellemek için büyük hacimli oluşturulmışlardır. Işıklı kalemler klavyedeki tuşlar gibi değişik anahtar mekanizmalarının
bilinmeyen yönlerini kullanıcıya sağlar.

7- Dokunmatik ekranlar hoş görünürler. Ekranı sık sık temizlemek kirli bir görünümü engeller.

8- Işıklı kalemler sistemden sisteme kolayca taşınabilir. Fakat bunu dokunmatik ekranlar için söylemek mümkün değildir. Dokunmatik ekranlar komplex yapılardır.

9- Bazı dokunmatik ekranlar fabrikasında install (kurulma işlemi) edilir. Bu da genelde tamiri zor uygulamalara sebebiyet verebilir.

10- Işıklı kalemler ekrana zarar vermezler.

4.IŞIKLI KALEM ÇEŞİTLERİ

Işıklı kalemler teknolojilerine göre aşağıdaki şekillerde çeşitleri vardır.

4.1. Fastpoint Technologies Işıklı Kalemleri

Şekil 4.1: Işıklı kalemin bilgisayar ekranında gösterimi

 

Teknik Bilgiler
Tipi Gösterim Fıçı malzemesi Uzunluk Ağırlık Fıçı çapı Kablo uzunluğu Hat kalınlığı Anahtar sayısı Fiyatı
FX-421   Anozoid alüminyum 6,6 “ 0,17 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 12 “ 0,5 ” civarı 1 (standart) 199 $
FX – 431   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,21 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 32″ 0,5 ” civarı 1 (standart) 219 $
FX – 439   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,32 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 30″ 0,5 ” civarı 1 (yandan dokunmalı) 259$
FX – 459S   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,32 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 33″ 12″ civarı 1 (yandan dokunmalı) 279$
FX – 441B   Anozoid alüminyum 6,6 “ 0,17 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 36″ 0,5″ civarı 1 (burundan dokunmalı) 219 $
FX – 441I   Anozoid alüminyum 6,6 “ 0,16 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 36″ 0,5″ civarı 1 (burundan dokunmalı) 219 $
FX – 441S   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,21 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 36″ 0,5″ civarı 1 (burundan dokunmalı) 239 $
FX – 441SR   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,18 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 36″ 0,5″ civarı 1 (burundan dokunmalı) 249 $
FX – 451I   Gri Alüminyum 6,6 “ 0,28 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 33″ 0,5″ civarı 1 (burundan dokunmalı) 279$
FX – 451S   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,34 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 33″ 0,5″ civarı 1 (burundan dokunmalı) 299 $
FX – 451SR   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,34 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 33″ 0,5″ civarı 1 (burundan dokunmalı) 309$
FX – 422 Anozoid alüminyum 6,6 “ 0,15 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 78″ 0,5″ civarı 2 (burundan ve yandan dokunmalı) 259$
FX – 432   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,21 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 78″ 0,5″ civarı 2 (burundan ve yandan dokunmalı) 279$
FX – 462B   Endüstriyel Alüminyum 6,6 “ 0,15 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 78″ 0,5″ civarı 2 (burundan ve yandan dokunmalı) 259$
FX – 462S   Paslanmaz Çelik 6,6 “ 0,21 lbs. (fıçı ve kablo) 0,5 “ 78″ 0,5″ civarı 2 (burundan ve yandan dokunmalı) 279$

Tablo 4.1: Fastpoint ışıklı kalem bilgileri

4.2. Computerware Işıklı Kalem Çeşitleri

Şekil 4.2: Işıklı kalemin ekranda gösterimi

 

Tipi Özellikleri
DT – 925 – İşlemci yoluna seri portlardan bağlanır.
– Taşınabilir bilgisayarlar için uygundur.
– Boyutları küçüktür.
– Güç kaynağı yuvası klavye yuvasının üzerindedir.
– PNP
– Win95 Win98 NT4 sürücüleri vardır.
DT – 975 Yeni arabirim ana kart üzerinde kendi işlemcisine sahip olur. Böylece sistem ışıklı kalem işlevini yerine getirirken yavaşlamaz. Hızlı sistem üretici firmanın bu ışıklı kalemi ile birleştirildiğinde eşsiz performans sağlayacaktır.
– En kaliteli parçalar, kaya gibi sağlamlığı sayesinde endüstride bu sınıfı bir numaralar arasına sokmaktadır.
– Tahtanın bileşenleri çevrelediği multi tabaka kalemi dış etkenlerdenkorumaktadır.
– Mühendislerin üretmiş olduğu yazılım sayesinde bir pixelin yeri hiç yanılmaksızın gösterilebilir.
– Bütün yeni özellikler ekstra masraf yapmadan kullanılabilir.
DT – 375 ISA (işlemciye tek slottan bağlanır.)
– Bütünüyle sayısal tasarım.
– DOS Win3.1 Win95 Win98 NT4 sürücüleri vardır.
DT – 303 – İşlemci yoluna seri portlardan bağlanır.
– Taşınabilir bilgisayarlar için uygundur.
– Boyutları küçüktür.
– Güç kaynağı yuvası klavye yuvasının üzerindedir.
– PNP
– DOS & Win3.1 sürücüleri vardır.

Tablo 4.2: Computerware ışıklı kalem bilgileri

4.3. Screen Direct Işıklı Kalem Çeşitleri :

Şekil 4.3: Işıklı kalem

 

Tipi Gösterim Özellikleri
251 – SP   Çok hafiftir. Tek buton dokunma özelliğine sahiptir. Optik mercek özelliğine sahip olduğu için çok hassastır. CRT ekranla uygulamalarda kullanımı uygundur.
230 – SB  
250 – SP
260 – HP  
270 – HD   Diğerlerinden farklı olarak iki tane birbirinden bağımsız buton içermektedir. Bu özelliği yapılan iki işlemi birbirinden ayırmak için tasarlanmıştır.
290 – HT   Diğerlerinden farklı olarak iki tane birbirinden bağımsız buton içermektedir. Bu özelliği yapılan iki işlemi birbirinden ayırmak için tasarlanmıştır.

Tablo 4.3: Screen direct ışıklı kalem bilgileri

 


 

Hazırlayan

Sefer AYAN

Kaynaklar

Karabulut, Sinan, Donanım Mimarisi, Ankara, 2006

http://pclabs.gen.tr

Standartlar ve Sertifikalar

1.GİRİŞ

Günümüzde bilgisayar dünyası çok büyük ve hızlı bir gelişim, değişim süreci içerisindedir. Bu hızlı gelişim ve değişim sürecinde insan sağlığı ve can güvenliğinin korunması, kalitenin korunması, enerji tasarrufunun sağlanması, bilgisayar kullanıcılarının korunması ve kullanıcıların memnuniyetinin kazanılması çok önemlidir. Bu saydığımız unsurların gerçekleşebilmesi için bilgisayar sistemlerinde kullanılan belli başlı standartlar oluşturulmuştur. Bu standartları sağlayan kuruluşlara, üretilen cihazların standartlara uygunluğunu temsil eden sertifikalar verilir.

Sertifika terimi, bilgisayar donanımını tanımlarken kullanıldığında, kullanıcılara sistem yada bileşenlerinden herhangi birisi ile ilgili bir dizi güvenlik ve performans standartları sunar. Güvenli çalışma ile ilgili standartlar devlet ve özel organizasyonlar tarafından tanımlanarak oluşturulmuştur. Örneğin; FCC bir devlet organizasyonu olup, cihazların radyo emisyonlarını ölçüp test eder. UL(Underwrites Laboratuaries) ise özel bir organizasyon olup, ürün güvenliği ile ilgili standartları belirler. Bu kuruluşların hepsi satış noktalarındaki ürünlerin güvenliğini belirlemek üzere, ürünleri test ederek, sertifika verirler.

Performans standartları işletim sistemi yapımcıları tarafından oluşturulur. Bu standartlar, donanımının kendi yaptıkları işletim sistemlerinin performans düzeyine uygun bir şekilde çalışıp çalışmadığını kontrol eder. Örneğin bir bilgisayar sistemine Microsoft sertifikası verilebilmesi için, sistemin Microsoft’un belirlediği özel bir seri testi başarı ile geçmesi gerekir.

Üreticiler sertifikasyon işlemini bilgisayar kullanıcılarına kendi ürettikleri ürünlerin kalitesini garanti edebilmek için kullanırlar. Cihaz, belirlenen standartlar ile ilgili sertifikasyon testini geçtikten sonra, bilgisayar kullanıcılarına cihazın belirlenen standartları sağladığını göstermesi için sertifika logosunu cihazın üzerine koymasına izin verilir. Örneğin bir cihaz UL sertifikası aldığında, UL logosunu taşıyabilir. Bu logo cihazın kalitesinin tanımlandığını gösterir. İşletim sistemi sertifikalarında ise yazılım firmaları, donanım üreticilerinin ürettikleri donanımların üzerine özel logolar koymalarına izin vererek, donanımın yazdıkları işletim sistemleri ile uyumlu olduğunu belirten sertifikalar verirler. Kullanıcılar, satın aldıkları parçaları tercih ederken özellikle sertifikaları dikkate alırlar. Bu nedenle donanım üreticileri ürettikleri ürünlerin kalitesini, güvenliğini ve uyumluluğunu tescil ederek kullanıcıların güvenini kazanırlar.

2.CE MARKASI

Avrupa Birliği üye ülkeler içinde standartlar arasında uyum sağlamak amacıyla bir sistem oluşturmuştur. Bu sistemin amacı; aynı teknik standartlarda üretim yapılmasını sağlamaktır. Bu teknik uyumu sağlamak için, üye ülkelerin ulusal standartları yerine, Avrupa Normlarını(EN) oluşturmaktır. Bu normlar daha sonra gruplanarak (bilişim, tıbbi alet, makineler, elektrikli aletler vb.) 19 maddelik Avrupa Birliği direktiflerini ortaya çıkarmıştır. 1995 yılından itibaren, çoğunluğu zorunlu olmamakla beraber Avrupa Birliğine ithal edilecek ürünlerde Avrupa Birliği Normlarına uygunluk ifadesi olan CE işareti aranmaya başlanmıştır. Bu işaret ürünün direktiflerce belirlenen şartlara uygun olarak üretildiğini ve pazara sürüldüğünü belirtir.

CE harfleri, Avrupa’ya Uygunluk (Comfomity of Europe) sözcüklerini temsil eder. CE bir kalite markası değildir. Ürünün sağlık, güvenlik, çevre ve tüketicilerin korunması gereklerine uygun olduğunu gösterir. CE Markası taşıyan bir ürün, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında serbest dolaşıma girebilmektedir. CE Markası taşıyan bir ürün;

  • İnsan emniyeti
  • Can ve mal güvenliği
  • İnsan sağlığı
  • Çevrenin korunması
  • Enerji tasarrufu
  • Tüketicilerin korunması

gibi şartları sağlar.

2.1. ECO LABEL

Üzerine yapıştırıldığı ürün; tasarım, tesis, satış, kullanım ve kullanım sonrası atılması safhalarının tümünde çevreye verdiği etkilerin minimuma indirildiğini gösteren “Ekolojik Bir Etiket” tir. Çeşitli ülkelerde buna benzer etiketlemeler yapılmaktadır. Örneğin; Almanya “Mavi Melek”, Kuzey Avrupa ülkeleri “Beyaz Kuğu”, Kore “Eco – Mark”, Singapur’da “Yeşil Etiket” ve benzerleri sayılabilir.

2.2. YEŞİL NOKTA

Ürün ambalajlarının “Ekolojik Yönden Uygunluğunu” gösteren bir işarettir. Almanya için zorunludur.

2.3. DÜNYA KALİTESİ

Bilinçli kullanıcılar; çevre ile uyum, insan sağlığı, can güvenliği ve kullanıcı memnuniyeti gibi unsurları cihaz ve hizmetlerde aramalıdır. Bu işareti taşıyan ürün kullanıcısına, eğer kullanma talimatların belirlenen şartlara uyularak kullanılıyorsa hiçi bir zarar görmeyeceği güvencesini verir.

3.TUV MARKASI

TUV harfleri, Teknik Deneti Kurumu (Technischer Überwachnungverein) sözcüklerini temsil eder. Ürünlerin çokluğu, tüketicilerde “seçilik” kavramını oluşturmuştur. Bu noktada ürünün tüketiciler tarafından tercih edilmesinde sahip olduğu nitelik ve avantajlar ön plana çıkmaktadır. TUV Markası; bağımsızlık, rekabet, profesyonellik, uluslar arası hizmet anlamına gelir.

TUV; elektrikli cihazların diğer cihazların normal çalışmasını engellemeden Elektromanyetik Uygunluk (EMC) testi yapan ve sertifika veren en büyük kurumdur. TUV Asya, Avrupa, Avustralya ve Kuzey Amerika gibi dünyanın her bölgesinde EMC emisyonlarını ve muafiyet testlerini yapar. Elektromanyetik Uygunluk Direktiflerinde, Avrupa Birliği içerisinde kullanıcılara sunulan ürünlerin üzerinde mutlaka CE markası bulunmalıdır. Çünkü CE markası, ürünlerin insan sağlığı ve güvenliği açısından güvenliğini gösterir. TUV uluslar arası EMC markalandırması yapar. Elektromanyetik Uygunluk, elektronik emisyonları ve uygunluk değerlerini içerir.

Elektromanyetik emisyonlar,elektronik cihazların normal çalışırken çıkardıkları radyo frekans dalgalarına bağlıdır. Bu elektromanyetik dalgalar, diğer elektronik cihazların normal çalışmalarını etkileyebilir. Her cihazın bu emisyonların geçmesine izin verdiği özel frekans seviyeleri vardır. Bu frekans sınıfları, cihazların türüne ve düzenli çalışmalarına göre FCC ve Avrupa Normları(EN) gibi standartlarla tanımlanmıştır. Elektronik cihazların uygunluklarını belirleyen bir dizi standart vardır. Elektrostatik Deşarj, Elektromanyetik Radyasyon alanı uygunluğu, elektriksel geçirgenlik, taşma uygunluğu vb. standartlar TUV ürün servisinde cihazlar için gerekli olan tüm uygunluk testleri yapılır. TUV aşağıda sayılan kuruluşların belirlediği standartlarla ilgili testleri gerçekleştirir.

  • Avrupa Normları(EN)
  • Alman Elektrik Mühendisleri Birliği(VDE)
  • Uluslar arası Elektroteknik Komisyonu (IEC)
  • Özel Radyo Parazitleri Komitesi (CISPR)
  • Alman Standartlar Enstitüsü(DIN)
  • Federal Alman Telekominikasyon Onaylama Ofisi(BZT)
  • Kuzey Amerika NIST/NVLAP
  • Birleşik Devletler Federal İletişim Komisyonu(FCC)
  • Kanada Endüstrisi(IC) Amerikan Uluslararası Standartlar Enstitüsü / Elektrik ve Elektroteknik Mühendisleri Enstitüsü (ANSI / IEEE)
  • Geliştirilen Tıbbi Cihazlar Birliği(AAMI)
  • Yiyecek ve İlaç Yöneticileri(FDA)
  • Askeri Standartlar(MIL-STD)
  • Ulusal Güvenlik Ajansı(NSA)
  • Bilimsel Cihaz Üreticileri Birliği(SAMA)
  • Otomativ Mühendisleri Birliği(SAE)
  • Kore İletişim Bakanlığı(MOC)
  • Avusturalya Telekominikasyon Standartları (AUSTEL)
  • Japon Gönüllü Parazit Kontrol Konseyi(VCCI)

3.1. TUV ERGONOMİ ONAYI

3.1.1. Ergonomi:

TUV’ün ergonomi onaylaması, büro araçlarını performans düzeylerinin ergonomi standartlarına özgü tanımlanması ile gerçekleşir. Bu ürünlerin, büro çalışma alanlarındaki Avrupa Direktiflerinde(EEC 90/270) belirtilen minimum güvenlik ve sağlık gereklerine uygun olmalıdır. Bir cihaza TUV’ün “ErgonomiOnayı” verilmesi için şu şartların sağlanması gerekir:

MPR II

ISO 9241-3 Tavsiye Değerleri

ISO 9241-7 Sınıf I yada Sınıf II’ye uygunluk

ISO 9241-8 Tavsiye Değerleri

Kullanıcı Kılavuz Onayı

 

3.1.2. ISO 9241-3:

ISO 9241-3 Standardı yüksek çözünürlük, parlaklık ve görüntü özelliklerini test eder. Yapılan testlerdeki kabul edilebilir çözünürlük ve font büyüklüğüne uygun olmalıdır. Bu standart için gerekli özellikler:

  • Karakterlerin ve parlaklığın standart olması
  • Doğrusallık
  • Titreşim
  • Karakterlerin kontrast parlaklıkları

3.1.3. ISO 9241-7:

ISO 9241-7 Standardı, yüksek duyarlıklı spot parlaklık ölçümlerini test eder. Bu standart ile tayfi yansımalar ile dağınık yansımalar tanımlanmıştır. Bu standart ile tanımlanan Sınıf I ve Sınıf II cihazlar bu tür uygulamalara uygun olmalıdır.

3.1.4. ISO 9241-8:

ISO 9241-8 NIST’i test eder. NIST; monitörde bir görüntünün tüm piksellerinden geçen izlenebilir ışık tayfı ölçümlerini kapsar. Test değerleri default olarak tanımlanan renk kümesi uygulamalarına uygun olmalıdır. Bu standart için gerekli koşullar:

  • Ekrandaki renklerin standart olması
  • Renk sınırlamaları
  • Temel renkler ile olan renk farkları

3.1.5. ISO 13406-2

ISO 13406-2 Standardı, gionometric assembly ekseni üzerinde bulunan yüksek duyarlıklı noktaların parlaklığını test eder. Bu standardın koşulları:

  • Görüntü açısının değişimindeki görüntü kalitesi
  • Görüntü açısının değişimindeki renkler
  • Görüntü açısının değişimindeki yansıma
  • Piksel hataları
  • Görüntü düzenleme zamanı

4.MPR II

Swedish Department of Labor tarafından oluşturulan MPR II standardı, monitörlerin yaydığı maksimum elektromanyetik radyasyon seviyesini belirler. Monitörlerin elektromanyetik radyasyon ölçümlerini yaparak belirlenen standarda uygun hale getirilmesini sağlar. MPR II, monitörün merkezinden 50 cm uzaklığa kadar olan bölgede izin verilen elektrostatik, manyetik ve elektrik alanlarının maksimum seviyelerini tanımlamıştır. Buna göre MPR II logosu bulunan monitörün çevresindeki;

  • Elektrostatik Potansiyel
  • Elektrik Alanı
  • Manyetik Alan

MPR II tarafından belirlenmiş standart değerlerdedir.

5.TCO STANDARDI

TCO standardı Swedish Tjanstemannes Central organizasyonu tarafından 1991 yılında oluşturulmuştur. TCO standardı özellikle alternatif elektrik alanındaki gürültüler ve bunların diğer cihazlar üzerindeki etkilerini inceler. TCO, MPR  I’den biraz daha katı ve sert şartlara sahiptir. TCO standardı oluşturulduktan sonra, ortaya çıkan yeni şartlara göre standarda yeni kriterler eklenerek geliştirilmiş ve TCO 92, TCO 95, TCO 99 gibi versiyonları ortaya çıkmıştır.

İlk global çevresel sınıflandırma projesi olan TCO 95, kullanıcılara daha iyi çalışma şartları sağlamak ve CFC ve ağır metaller gibi çevreye zararlı unsurlardan, geniş bir bölge içerisinde koruyan bir önerme üzerine temellenmiştir. TCO 95, TCO 92’yi tamamlamıştır. TCO 92 standardı sadece monitörler ve onların elektrik alanları, enerji etkileri ile elektrik ve yangın güvenliği gibi karakteristiklerini kapsıyordu. TCO 95 standardı ise kişisel bilgisayarları tamamlayan nitelikleri içerir. Örneğin monitör, sistem ünitesi ve klavyeyi ergonomik olarak yapılandırır, dışarı verilen elektrik ve manyetik alanlar ile gürültü ve ısıyı belirli bir standarda oturtur. Aynı zamanda TCO standardı güç harcaması, ekolojik etkiler ile üretim sırasındaki ürün ve üretim proseslerinin çevreyle olan adaptasyonunu sağlar. Yani TCO standardı çevreye dost bir üretim işlemini desteklemektedir. Yani gelecekte TCO logosunu üzerinde bulunduran cihazlar “Yeşil Dizayn ve Üretim İşlemi” mesajını taşıyacaktır.

5.1. TCO Standardı İle MPR II Standardının Koşulları Arasındaki Farklar:

MPR II standardı monitörlerin elektrik ve manyetik alanlarının ölçüm metotları ile monitör çalışmadığında çevresindeki elektrik ve manyetik alanlar ile monitör çalışırken çalışma alanındaki oluşturduğu alan düzeylerindeki artışları inceler.

TCO standardı ise teknik olarak olabilecek ve kullanıcıların maruz kalabileceği elektrik yada manyetik alanlar ile ilgilenir. Bunların kullanıcılar üzerinde oluşturdukları etkileri ve zararları en aza indirmeye çalışır.

6.FCC STANDARDI

FCC, Federal Haberleşme Komisyonunun kısaltılmış halidir. FCC, kişisel bilgisayarlar ile A ve B sınıfı gibi diğer cihazlardan sorumludur. Bu standart, genellikle kişisel bilgisayarların ne kadar radyasyon yaydığını gösteren tahminleri içerir. A sınıfı cihazlar, bürolarda yada evlerde kullanılan cihazlardan farklı olarak ticari, endüstriyel yada özel amaçlar için kullanılan cihazlardır. B sınıfı cihazlar ise evi de içeren hemen hemen her yerde kullanılabilecek cihazlardır. Bu nedenle B sınıfı cihazlar daha zor testlerden geçmek zorundadır. Bilgisayarların radyo frekans emisyonlarının, televizyon yada radyo gibi diğer cihazları etkilemeyecek düzeyde olduğunu B sınıfı gösterir. Bilgisayar parçaları ve sistemleri sunulmadan önce mutlaka FCC tarafından emisyon değerleri belirlenmelidir. Bu işlem genellikle üreticinin sorumluluğundadır. Örneğin yeni bir bilgisayar sistemi satışa sunulmadan önce FCC’ye başvurarak emisyon değerlerini ölçtürüp, belirler. Üretilen yeni sistemin böylelikle sınıfını (A yada B) belirler. FCC sınıflandırması kullanım kılavuzlarında yada üreticinin sattığı her ürünün üzerinde yer alır. Kullanıcılar, alacağı ürünü tercih ederken FCC sınıfına dikkat etmeli ve özellikle de FCC’nin sınıflandırdığı cihazları satın almalıdır.

7.DoC STANDARDI

Kişisel bilgisayarlara ve kişisel bilgisayarların giriş çıkış cihazlarına FCC sertifikası verilirken üreticiler dikkate alınır. Bir cihaza verilen DoC sertifikası, tedarikçi firmalara FCC’nin yanında, radyo frekans emisyonlarının sınıflandırılmasında önemli bir avantaj sağlar. Kısaca DoC(Declaration of Comformity) ile getirilen yeni kurallar, üreticilere ve tedarikçilere kişisel bilgisayarlar yada giriş çıkış cihazlarının satış öncesi gerekli olan güvenlik ve kalite testlerinin yapılmasını sağlayarak, FCC cihaz yetki belgelerinin alınmasına imkan sağlar. DoC, FCC onayı alınmasından önce cihazın bu kalite standardı için hazır olduğunu gösterir.

8.UL MARKASI

UL, Underwriters Laboratuaries kelimelerinin kısaltılmış biçimidir. UL Markası, Amerika’daki ve Kuzey Amerika’nın en büyük üçüncü kuşak sertifika veren organizasyonudur. UL, 1984yılından beri cihazların, toplum güvenliği üzerindeki etkilerini inceleyip, değerlendiriyor. Bilgisayar parçası üreticileri ürettikleri cihazları UL güvenlik standartları testlerinden geçirirler. Bu testlerin ardından cihaz, UL tarafından belirlenen güvenli çalışma alanında kabul edilirse, cihaz UL onayı alır. Cihazın üzerine UL Markası konur. UL Markası ile üreticiler ürettikleri cihazın, güvenli çalışma için UL standartlarını taşıdığını kullanıcılara ispat etmiş olurlar.

Özetlersek, eğer bir cihaz UL sertifikasına sahipse, cihazın toplum güvenliği ve sağlığı açısından herhangi bir risk taşımadığını söyleyebiliriz.

9.CSA STANDARDI

CSA(Canadian Standarts Association), Kanada Standartlar Birliği kelimelerinin kısaltılmış halidir. Kanada’nın en büyük standart kuruluşu olan CSA, 1919 yılında Toronto’da kurulmuştur. CSA standartları; devlet, endüstri, akademik, özel gönüllü gruplar, tüketici temsilcilerinin de aralarında bulunduğu grupların ortak çalışmaları ile belirlenen kriterler esas alınarak oluşturulur.

CSA sertifikası ürünün CSA tarafından değerlendirildiğini ve CSA’nın belirlediği formal sistem standartlarını taşıdığını gösterir. Kısaca CSA Markası, TSE belgesinin eş değeridir.

10.ISO STANDARTLARININ ANLAMI VE BİLGİSAYAR SİSTEMLERİNE ETKİLERİ

ISO(International Standarts Organization), Uluslararası Standartlar Organizasyonunun kısaltmasından meydana gelmiştir. ISO, uluslararası bir organizasyon olup, 75’den fazla ülkenin ulusal standartlarının birleştirilmesi sonucunda 1946 yılında oluşturulmuştur. Örneğin, ANSI(American National Standarts Institüe) ISO’nun bir üyesidir. ISO bir çok bilgisayar standardını belirlemiştir. Belki de en önemlisi bilgisayar ağları oluşturulurken kullanılan mimari standartlarını belirleyen OSI(Open System Interconnection) standardıdır. Aynı zamanda ISO, geliştirdiği standartlar ile üretilen cihazların kalitelerini de arttırmıştır. Bu standartlar bir seri kalite modelinden oluşur. Bunlarla kullanıcılara aldıkları cihazların kalitelerini değerlendirme ve servis hizmetlerinin geliştirilmesi gibi imkanlar sağlanır.

ISO standartları, bilgisayar üreticileri tarafından cihazların ve üretim aşamalarının kalitesini belirtmek için şu isimlerle belirtilir:

10.1. ISO 9000

Bu terim bir çok standarttan oluşan bir ISO ailesini temsil eder. ISO 9000, üretim ve değişen ISO standartları için kılavuzluk ve dokümantasyon sağlar.

10.2. ISO 9001

ISO 9001 daha karmaşık düzeyde bir sertifikadır. ISO 9001 sertifikası ürünlerin belli bir standartta üretilmesi, geliştirme ve servis hizmetlerinde belirli bir standartta olmasını sağlar.

10.3. ISO 9002

Bu standart, üretim kalitesi ile ilgili standartları tanımlar. Ancak mühendislik ve ürünün geliştirilmesi ile ilgili herhangi bir standart tanımlamaz.

10.4. ISO 9003

ISO 9003, ürünün test edilmesi ve son kalite kontrolü için oluşturulan bir kalite sistemi modelidir. Ürünün tüketicilere sunulmasından önce kalitesinin son kez kontrol edilmesini sağlar.

10.5. ISO 9004

ISO 9004, üreticilere seçtikleri standart seviyesi ile ilgili kılavuzluk ve dokümanları sağlar.

10.6. PC 97

PC 97 Donanım Dizayn Kılavuzu Microsoft tarafından oluşturulmuştur. Bunun anlamı, bilgisayar sisteminin Windows 95 ve Windows NT işletim sistemleri ile bunların gelecekteki versiyonlarına en optimum şekilde çalışmasını sağlamaktır.

11.İŞLETİM SİSTEMİ STANDARTLARI

Novell ve Microsoft bir araya gelerek donanım ürünlerinin kendi ürettikleri işletim sistemleri ile uygunluğunu test eden ve sertifika veren bir sistem oluşturmuşlardır. Sertifikasyon işlemeleri genellikle Donanım Uyumluluk Testlerini (Hardware Compability Tests, HCT) özel donanım konfigrasyonlarında çalıştırılması ile yapılır. Sonuçlarda doğruluğun sağlanabilmesi için test işleminde bir çok faktör kontrol edilir. Normal olarak üreticiler ürettikleri ürünlere ilk önce kendileri HCT testlerini uygularlar. Eğer sistem kendi yaptıkları testlerden başarı ile geçerse, ardından ürünlerini Microsoft ve Novell’in kalite laboratuarına gönderirler. Sistem buradaki testleri de başarı ile geçerse Windows NT yada Novell sertifikası alır. Microsoft ve Novell’in ağ iletim sistemleri yazılımlarında sertifika işlemi iki kısma ayrılır; server uygulamaları ve terminal uygulamaları.

12.NSTL STANDARTI

NSTL harfleri, National Software Testing Laboratuaries(Ulusal Yazılım Test Laboratuarı) sözcüklerini temsil eder. Kişisel bilgisayarların donanımının yazılım programlarıyla olan uygunluğunu belirleyen standartları oluşturan bir organizasyondur. Örneğin kişisel bilgisayarlara için 2000 yılı uygunluk standardı geliştirilmiştir. Kişisel bilgisayarların 2000 yılı uygunluğunu test eden, NTSL’in geliştirdiği YMARK2000 testi ile bilgisayar donanımının 2000 yılı dönüşümlerini belirler. YMARK2000 İle;

  • 31 Aralık 1999’dan 1 Ocak 2000’e real time işlemlerinin devamının sağlanması.
  • BIOS’daki real time hesaplamalarda oluşan hataların düzeltilmesi.
  • 2000 ile 2009 arasındaki artık yılların düzenlenmesi sağlanmıştır.

13.WINDOWS LOGOSU

Microsoft’un “Designed For Windows” logosu, donanım ve yazılım ürünlerinin Microsoft standartları ile test edildiğini ve Microsoft yazılımları için dizayn edildiğini, aynı zamanda da Windows 98 ve Windows NT Workstation 4.0 ile uyumlu olarak çalıştığını gösterir. Bu logo ile şu avantajlar kazanılabilir:

 

1.Testler;

Bu logoyu taşıyan ürünlerin geçtiği testler; ürünün kolay kullanım, kararlı çalışma ve Windows 98 ve Windows NT Workstation 4.0’ın getirdiği yeni özelliklerin sağladığı avantajları kullanabildiğini gösterir. Bir ürünün Windows logosunu taşıyabilmesi için Windows Kalite Laboratuarında test edilmesi gerekir.

  1. Diğer logolara sahip donanım ve yazılımlar ile uyumlu çalışma.

Bu logoyu taşıyan sistemler diğer yazılım ve donanımlar ile uyumlu bir şekilde çalışabilirler.

  1. Programların doğru kurulup, tamamen kaldırılabilmesi.

Windows logosu taşıyan sistemlerde programlar düzgün bir şekilde kurulur ve bilgisayardaki dosyaların üzerine yazma işlemi yapılmaz. Programlar kaldırılırken de tamamen ve sorunsuz bir şekilde iletim sistemine herhangi bir zarar vermeden kaldırılabilir. DLL havuzunu doğru ve etkili bir şekilde kullanarak program çakışmaları sonucu oluşan kilitlenmeleri ve işletim sistemi çökmesi durumlarını ortadan kaldırır.

Sağlıklı Bilgisayar Kullanımı

 

Bilgisayar kullanırken sırtınızı korumak için aşağıdaki kurallara uyunuz:
  • Belinizi destekleyen bir sandalye seçiniz.
  • Sandalye ve masa yüksekliklerini vucudunuzun doğal yapısına göre ayarlayınız.
Bacakların durumunun rahatlığı için aşağıdakilere uyunuz:
  • Rahat bir duruş ve hareket için masanızın altındaki fazlalıkları kaldırınız.
  • Ayaklarınızın rahatlığı için gerekirse ayak desteği kullanınız.
Kol ve omuzlarınızın rahatlığı, erişebileceğiniz aygıtları yakınınıza almak için aşağıdakilere uyunuz:
  • Klavye, fare ve benzer aygıtlar masanızda aynı yükseklik düzeyinde olmalı; Bu dirsek seviyesi olabilir. Bu şekilde kolunuzun üstü her yanınıza rahatça ulaşabilir.
  • Yazacağınız zaman yakınınızda bulunan fare ile birlikte klavyeyi önünüze alınız.
  • Sık kullandığınız aygıtları kolunuzun rahat erişebileceği yerlere koyunuz.
Bilek ve parmaklarınızın rahatı için aşağıdakilere uyunuz:
  • Fare ve benzer aygıtlar kullanırken ve yazarken bileklerinizi düz tutunuz. Bileklerinizi yukarı, aşağı, sağa ve sola bükmekten kaçınınız. Düzgün bilek pozisyonu size rahatlık sağlıyorsa, klavyenin ayaklarını kullanabilirsiniz.

  • Yazı yazarken bileklerinizin düzgün duruşuna dikkat ediniz ve eğri durmasından kaçınınız. Klavyenin altındaki ayaklarını bileklerinizi rahat ettirecek şekilde ayarlayınız.
Boynunuzun kıvrım ve bükümünü en aza indirmek için aşağıdakilere uyunuz:
  • Ekranı tam önünüze merkezleyiniz. Dokümanı tam önünüze alınız. Eğer dokümana ekrandan daha çok ihtiyaç duyuyorsanız, dokümanı doğrudan karşınıza ve ekranı da yanınıza yerleştirmeyi deneyiniz.
  • Dokümanlarınızın göz hizası ve yakınında olması için gerekirse, döküman tutucu kullanabilirsiniz.
  • Ekranın üst seviyesi göz hizanıza yakındır. Bilgisayar başında çalışırken, ekranın zararlı ışınlarınıdan korunmak için çift odaklı filtreler ve uygun gözlükler sağlık uzmanlarına danışılarak kullanılabilir.
Göz yorgunluğunu azaltmak için aşağıdakilere uyunuz.
  • Ekranınızı kol uzunluğunuzdan uygun mesafedeki yere yerleştiriniz.
  • Parlamalardan sakınınız. Ekrandan yansıma yapacak ışık kaynaklarınızı, ekrandan uzağa koyunuz ya da yansımayı engelleyecek tedbirler alınız.
  • Ekran camınızı ve eğer gözlük kullanıyorsanız temizlemeyi unutmayınız.
  • Rahatınız için font büyüklüğünü, ışık ve parlaklığı uygun şekilde ayarlayınız.
Düşük güç harcamada göz önüne alınacaklar:
  • Dinamik güç veya kuvvet; haraket çabanızı etkiler. Meselâ, fare butonlarını kliklerken veya basarken harcanan kuvvet.
  • Kontak güç veya baskı; katı yüzeylere veya kenarlara yaslanıldığında ortaya çıkar. Meselâ, bilekler masanın kenarına yaslandığında ortaya çıkar.
  • Statik güç veya bir kuvvet; uzun zaman devam ettirdiğinizde, Meselâ, farenin veya telefonun tutulmasında oluşur.
Vucudunuzdaki düşük güç etkilerini azaltmak için gerekli tekliflere uyunuz:
  • Klavyede yazarken avuç içinizi veya bileğinizi herhangi bir yüzeye yaslamaktan kaçınınız. Avuç içi dayaması sadece yazma aralarında (dinlenme) olabilir.
  • Yazı yazmadığınız zamanlarda parmak ve ellerinizi dinlendiriniz. Masa kenarları gibi yerlere dayanmayınız.
  • Fareyi rahat elinizle tutunuz ve sıkıca kavramayınız.
  • Yazınızı yumuşak dokunuşla, parmak ve ellerinizi klavye tuşları  üzerine rahat ve az güç harcayacak şekilde dokunarak yazınız.  Keza, fare ve oyun çubuklarına da yumuşak dokununuz.
  • Sandalyeyi iyi ayarlayarak oturağın dizinizin arkasına baskı yapmasını engelleyiniz.

 

Tarayıcılar (Scanners)

1.GİRİŞ

Tarayıcılar içlerindeki özel düzenek yardımıyla herhangi bir nesneyi optik olarak tarayan, taranan bilgiyi sayısal bilgiye çeviren ve yazılım aracılığıyla elde edilen sayısal bilgiyi sıkıştırılmış resim türü olan JPEG ya da başka bir türe çeviren cihazlardır. Tarayıcıların bir önemli özelliği de OCR (Optical Character Recognition) denen yazılım tekniğiyle karakterlerin de taranıp bir metin dosyası olarak kaydedilmesini sağlamaktır.

Şekil1.1: Tarayıcı

Günlük yaşamda defter sayfalarının taratılması, kitap sayfalarının bilgisayar ortamına aktarılması, eski resim albümlerinde yer alan resimlerin taratılması vb. pek çok uygulaması vardır.

2.TARAYICI (SCANNER) ÇEŞİTLERİ

Tarayıcılar yapısı bakımından ve bağlantı biçimlerine göre 2’ye ayrılırlar

2.1. Yapısı Bakımından Tarayıcı çeşitleri

Yapısı bakımından dört çeşit tarayıcı vardır. Bunlar Handled, Sheet-fed , Drum ve Flatbed tarayılardır.

2.1.1. Elle tutulan (Handheld) Tarayıcılar:

Bu model tarayıcıların bir okuma kafası denilen bölümü ve bir de bilgisayara bağlanan kablosu vardır. Bu tarayıcılarda taranan nesne sabit kalmakla birlikte okuma kafası taşıyıcı bir düzenek tarafından değil elle hareket ettirilir. Tarama sırasında elin düzgün hareket et memesi nedeniyle tarama kalitesi düşüktür, ancak hızlı tarama işleminin gerçekleştirilmesi istenen durumlar için uygundur.

Şekil 2.1: Handled Tarayıcılar

2.1.2 Yaprak beslemeli (Sheet-fed) Tarayıcılar:

Okuma kafası durağandır ve taranacak sayfa besleme yuvasına verilir. Sayfa hareket ettirilerek tarama işlemi gerçekleştirilir. Bu durum yazıcıların çalışma yapısına benzetilebilir.

Şekil 2.2: Yaprak Beslemeli Tarayıcılar

2.1.3. Tambur (Drum) Tarayıcılar:

Muazzam boyutlarda ayrıntının elde edilmesi istenen yayın endüstrisi gibi alanlarda kullanılan ve Photomultiplier Tube (PT) denen bir teknolojiye sahip tarayıcılardır. Taranacak doküman cam bir silindir üzerine yerleştirilir. Silindirin ortasında nesneden yansıyan ışığı üç ayrı huzmeye bölen ve her bir huzmeyi ayrı bir renk filtresine gönderen algılayıcı vardır. Her bir filtre çıkışında ışık elektrik sinyaline çevrilir.

Bu tip tarayıcılar çok gelişmiş olup masaüstü yayıncılık sistemlerinde ve modern baskı sistemlerinde kullanılır. Genelde gazetelerin, dergilerin, broşürlerin resimlerinin hazırlanmasında yaygın biçimde kullanılır. Dergimizde gördüğünüz resimlerin çoğu bu tip bir tarayıcı ile taranıp hazırlanır. Hassas, hatasız, kaliteli sonuçlar alabilmek ve bir de en önemlisi resmi orijinal boyutundan çok daha fazla büyütebilmek için kullanılır.

Şekil 2.3: Drum Tarayıcı

2.1.4. Düzyataklı-Masaüstü (Flatbed) Tarayıcılar:

Taşıyıcı düzenek yardımıyla okuma kafasının hareket ettirildiği ve taranan nesnenin sabit bir yatak üzerine yerleştirildiği tarayıcı türüdür. Bu tarayıcılar ev ve ofis kullanıcıları için tasarlanmış kullanımı kolay tarayıcılardır. En yaygın kullanılan tarayıcı türü olması nedeniyle yazımızda bu tür tarayıcılar anlatılacaktır.

Şekil 2.4: Düzyataklı Tarayıcılar

2.2. Bağlantı Biçimine Göre Tarayıcılar

Bağlantı biçimine göre USB girişli, paralel port girişli ve Scsi olmak üzere 3’e ayrılırlar.

2.2.1. SCSI  Tarayıcılar :

İlk çıktığı dönemlerden beri varolagelen tarayıcı tipidir. SCSI sistemi (skazi)  hız ve bant genişliği açısından çok şey vaadettiği için ve o zamanlar fazla güçlü bilgisayarlar olmadığı için ilk modeller bu sistem üzerine imal edilmiştir. Kaliteli ve yüksek çözünürlüklü tarayıcılar halen SCSI olarak üretilir. Kurulumları biraz uğraştırabilir ama hız bakımından tüm masaüstü tarayıcılardan hızlıdırlar. Paketlerinin içinden bir adet SCSI adaptasyon kartı ile gelirler (bazı yerlerde SCSI Adaptörü diye de geçer). Siz isterseniz bu kartı makinenize takar ve tanıtır (genelde ISA yapıda olurlar), isterseniz de gerçek SCSI kartı ile bu tarayıcıları kullanabilirsiniz.

2.2.2. Paralel Port  tarayıcılar :

Günümüzde ev ve ofis kullanıcıları açısından çokça kullanılan, pratikliği ve ekonomikliğinden dolayı birçok kişinin tercih ettiği, teknolojinin gelişmesi ve bilgisayarların güçlenmesiyle gündeme gelen tarayıcı tipidir. Görüntü kalite olarak SCSI tarayıcılardan pek farkları olmasa da hız olarak SCSI’lere yetişemezler. Çünkü bildiğimiz Paralel portu kullanırlar ve paralel portun hızı da elbette ki SCSI bir bağlantıdan yavaştır. Bu tip tarayıcıların kurulumu son derece basittir. Yapmanız gereken tek şey güç kaynağını bağlamak, paralel port kablosunun uçlarına bilgisayara ve tarayıcıya takmak.

2.2.3. USB tarayıcılar :

Mantık olarak SCSI ve Paralel tarayıcılardan pek bir farkı yoktur. Çalışma şekli aynı, sadece kurulumu son derece kolaydır. Yapacağınız tek şey gücü elektrik prizine takmak, tarayıcı ile bilgisayarınız arasındaki USB kabloyu yuvasına oturtmak ve ekrana çıkan “yeni donanım bulundu” diyalog penceresini takip ederek, tarayıcının kurulum Cdsini kulanarak kurmaktır.

3.DÜZYATAKLI (FLATBED) TARAYICILARIN YAPISI

Şekil 3.1’de düzyataklı bir tarayıcının genel yapısı gösterilmiştir. En önemli öğeleri tarama yüzeyini aydınlatan fleuresan lamba, tarama yüzeyinden yansıyan ışığı CCD algılayıcıya yansıtan optik (ayna-mercek düzeneği) düzenek, CCD’nin çevirdiği elektrik sinyalini sayısal bilgiye çeviren mikroişlemci ve okuma kafasını(taşıyıcı) taşıyan kolu hareket ettiren adım motorudur.

Şekil 3.1: Düzyataklı tarayıcının yapısı

Tipik düzyatak tarayıcıların yapısında bulunan diğer parçalar:

Veri iletişim arayüzü

Besleme katı

Dengeleştirici kol

Kontrol devresi

Şekil 3.2: Tarayıcının iç görüntüsü

Tarayıcılarda optik düzeneği ve ışığı elektriğe çeviren bir   algılayıcı/dönüştürücü   bulunur.   Düzyatak   tarayıcılarda   en   sık   tercih   edilen   ışık algılayıcısı CCD (Charged – Couple Device) ’dir. Şekil 3.3’de optik düzeneğin ışığı CCD yüzeyine nasıl yansıttığı gösterilmiştir.

Şekil 3.3: Işığın tarama kafası içinde hareketi ve CCD’ye ulaşması

CCD (Charged – Couple Device) gelen ışığın yoğunluğunu ölçerek bunu elektriksel sinyallere çeviren bir aygıttır. Bu sinyaller bir analog dijital çevirici (ADC) vasıtası ile bilgisayarın anlayacağı dijital bilgilere dönüştürülür. CCD dizisinde bulunan her hücre bir piksel ve her piksel için depolanan bit sayısını gösteren bir sayı tutar. Piksel başına düşen bit sayısı arttıkça elde edilen görüntünün kalitesi de artar.

CIS (Contact Image Sensor) adı verilen teknolojiye sahip tarayıcılarda bulunmaktadır. CCD tarayıcılarda resimden yansıyan ışık bir dizi ayna ve mercekten oluşan sistemden geçerek CCD dizisine ulaşır. CIS tarayıcılarda ise görüntü sensörleri taranan dökümanın hemen altında bulunur böylece sensörler dökümandan yansıyan ışığı direk alırlar. CIS tarayıcılar daha ucuz daha küçük ve daha sağlamdırlar ancak görüntü kaliteleri CCD ler kadar iyi değildir. CIS tarayıcılar yeri dar olan ve sürekli yer değiştiren kullanıcılar için daha uygundur.

4.TARAYICILARIN ÇALIŞMA MANTIĞI

İlk modern tarayıcılar fotoğraf ve offset endüstrisinde kullanılmak için yapıldılar. Bunlara drum tarayıcı (varil tarayıcı) adı verildi. Drum tarayıcılar isimlerini taranan cismin konulduğu cam silindir ya da varilden aldılar. Bu silindirin ortasında taranan cisimden yansıyan ışığı kırmızı, yeşil ve mavi bileşenlerine ayıran bir ışık kırıcı sensör bulunmaktaydı. Bu renkli ışık ışınları renk filtrelerinden yansıyarak bir fotoğraf çoğaltıcı tüpe ya da CCD ye gelir ve elektrik sinyallerine dönüştürülürdü.

Drum tarayıcılar yayıncılıkta halen geniş bir kullanım alanı bulmakla beraber parçalarının hassas olması ve üretiminin pahalı olması nedeniyle sıradan bir kullanıcı için pek de uygun değildir ancak drum tarayıcılar bu günkü masaüstü tarayıcıların yapılmasına ön ayak olmuştur.

Normal bir masaüstü tarayıcıda doküman taranacak yüzeyi alt tarafta kalacak şekilde tarayıcının cam yüzeyine yerleştirilir ve bu camın altında bir lamba bir ayna bir lens ve görüntü yakalayıcıdan oluşan bir tarayıcı dizisi ileri geri hareket eder. Görüntü sensörü bir CCD ya da CIS olabilir. Bir dizi sensör dökümana çok yakın bir mesafede bulunur. Lambadan gelen ışık dökümandan aynaya yansıyarak lense gelir ve burada CCD nin üzerine odaklanır. CIS sensörlerde ise parlak ve koyu bölgeler sensörler tarafından direkt yakalanır. CCD ve CIS dan gelen veriler bir analog dijital çevirici vasıtası ile önce tarayıcının kontrol devresine oradan da PC ye aktarılır.

Şekil 4.1: Düzyataklı (Masaustu) tarayıcının çalışma diyagramı

Eski tarayıcıların çoğu taşınabilir şekildedir ve kullanıcının sayfa boyu tarayıcıyı sürüklemesi ile sayfayı tararlar bu genellikle birbirinden kopuk ve düzensiz taramalara neden olur. Bu 4 inch lik parçalar daha sonra bir araya getirilerek tüm sayfa elde edilir.

4.1 Tarayıcının Görüntüyü Oluşturması

Tarayıcıların sadece siyah beyaz görüntü şeklinde tarama yaptıkları zamanlarda tarama işlemi oldukça basitti. Tarayıcı motoru bir adım atarak bir sıra yatay hattı tarar bunu CCD ye gönderir sonuçları kaydeder ve diğer satıra geçerdi. Renkli tarayıcılar üretilmeye başlayınca kendisine göre birçok avantajı ve dezavantajı bulunan yöntemler çıktı

İlk renkli tarayıcılar siyah beyaz bir CCD dizisi ve bu dizi için üç ayrı renkte (kırmızı, yeşil, mavi) lambaya veya beyaz ışık veren bir lamba ve CCD için üç ayrı renkte filtreye sahipti. Renkli tarama yapabilmenin geleneksel yolu dökümanı her renk için bir kez olmak üzere toplam üç kez taramak ve bunların birleştirip görüntüyü elde etmekti. Fakat bu metodun bazı dezavantajları bulunuyordu. Öncelikle bir satır için üç tarama yapıldığından çok yavaştı ve taranan cisim en ufak bir şekilde hareket ettirilirse kaydedilmeyen renk bilgisinden dolayı tarama işe yaramaz hale gelebiliyordu.

Tek geçişte renkli tarama icat edildikten sonra da sorunlar bitmedi zira tek geçişte tarama da birçok yöntemle yapılabiliyordu ve her yöntemin kendine göre avantajları ve dezavantajları vardı. Tek geçişte taramayı basitleştirmek için renk hassasiyetine sahip ancak siyah beyaz CCD ye göre daha pahalı olan bir CCD kullanıldı. Diğer bir metod ise üç geçişli sistemin başka bir şekliydi. Bu yöntemde tarayıcı her bir satır için kırmızı mavi ve yeşil lambaları ard arda yakıyor böylece tek taramada satır görüntüsü elde ediliyordu. Led diyotların yanıp sönme hızları arttıktan sonra çoğu led temelli tarayıcılar bu yöntemi kullanmaya başladı.

Tarayıcının donanım çözünürlüğünden daha az bir çözünürlükte resim taramanın iki yolu vardır. Birinci yolu CCD üzerindeki piksellerden gereken sayıda bilgiyi almak diğerlerini önemsememektir. Örneğin 600 dpi lik bir tarayıcıdan 300 dpi elde etmek istiyorsanız tarayıcı sadece CCD ye gelen 300 dpi lik yoğunluğu algılayacaktır. Diğer metod ise dökümanı tam çözünürlükte taramak ve yoğunluğunu tarayıcının belleğinde yarıya indirmektir. Çoğu tarayıcı kesin sonuç elde edebilmek için ikinci yöntemi kullanır.

Renkli tarayıcılar gri tonları tararken de birden fazla metod kullanır. Işık yansıtmak için birden fazla lambaya sahip olan tarayıcılar (led tabanlı tarayıcılar) gri tonları elde etmek için yeşil ışık veren lambalarını kullanırlar. Bu yöntem renkli dökümanların taranmasında kesin sonuçlar vermese de siyah beyaz dökümanların taranması için idealdir aynı zamanda üç kanaldan renk bilgisini alıp bunun krominans değerlerini atarak siyah beyaz tarama yapan tarayıcılardan daha hızlı çalışır.

Şekil 4.2: Tarama Çeşitleri

4.2. Lambalar

Kararlı ve parlak ışık veren bir lamba olmaksızın hiçbir tarayıcı iyi sonuçlar veremez. Şimdilerde üretilen tarayıcılarda kullanılan lambalardan bazıları şunlardır;

4.2.1 Soğuk katodlu florans lamba

Adından da anlaşılacağı gibi bu lambalar çok az ısı yayarlar. Bu sayede görüntüde oluşan bozulmaları önler lambanın ve diğer elemanların ömrünü uzatır.

4.2.2 Xenon gazlı soğuk katodlu lamba

Florans lambalardan daha kuvvetli olan bu lambaların parlaklıkları daha kısa zamanda artar ve gün ışığına yakın parlaklıkta ışık verirler ancak daha pahalıdırlar.

4.2.3 Ledler

Ledler ucuz tarayıcılarda ışık kaynağı olarak sıkça kullanılmaktadır. Bunun nedenlerinden biri az güç harcadıkları için USB veya Firewire dan bağlantı yapılmasına izin vermeleri ve soğuk katodlu florans lambalara göre daha uzun ömürlü olmalarıdır. Ledler aynı zamanda daha ucuz ve daha uyumlu olduklarından daha küçük ve hafif tarayıcıların yapımına izin verirler tek dezavantajları ise ledsiz tarayıcıların sağladığı zenginlikte renk veya detay sunamazlar.

4.3 Odaklar ve Lensler 

Tarayıcı içindeki lenslerde çok çeşitli olabilmektedir. Çoğu ucuz tarayıcılar sadece camın üzerine konulan cisme odaklanmış sabit odaklı lensler kullanırlar. Eğer düz yüzeyleri tarıyorsanız bu tarayıcılar size uygundur ancak kitap gibi cama tam olarak temas etmeyen cisimler taratıyorsanız sabit odaklı tarayıcıların cilt payında bulunan yazıları odak kontrollu tarayıcılar kadar iyi tarayamadığını görürsünüz.

4.4 Sensörler 

Tarayıcılar tipik olarak iki çeşit sensör dizisi kullanırlar. CCD olarak isimlendirilen şarj çiftli aygıt en bilinen sensör çeşididir. CCD ler halen video ve dijital kamera içeren uygulamalarda kullanılmaktadır.

Diğer bir çeşit sensör ise CIS denilen resme bitişik sensördür. CIS dizileri CCD ye göre daha küçüktürler ve daha sık bir yerleşime sahiptirler.CIS larda Sinyal yükseltme devresi, sensörün üzerine yerleştirilmiştir. CIS lar daha ucuzdurlar ancak CCD lere göre daha az etkileyici ve daha bozuk bir görüntü sunarlar bu nedenlerden dolayı çoğu insan CCD tarayıcıları CIS tarayıcılara tercih eder.

5.TARAYICININ ÖZELLİKLERİ

Tarayıcılarda dikkat edilmesi gereken özellikleri inceleyecek olursak;

5.1. Çözünürlük

Tarayıcılarda iki tip çözünürlükten bahsedilir; optik çözünürlük ve interpolated çözünürlük. Optik çözünürlük bir tarayıcı için daha önemlidir. Bir tarayıcının optik çözünürlüğü inch başına düşen nokta sayısı (dpi) ile ölçülür. Daha fazla nokta ya da piksel daha iyi çözünürlük ve daha keskin görüntü demektir. tarayıcının oluşturduğu piksel sayısı tarama kafasında yatay veya dikey olarak kaç tane CCD nin bulunduğuna bağlıdır. Bir CCD nin bir piksel oluşturur. Çözünürlük yatay ve dikey sayılarla ifade edilir (örn:600×300). Eğer görüntülerde daha fazla detaya daha küçük fontlara ve daha karışık çizgilere ve köşelere ihtiyacınız varsa daha fazla optik çözünürlük isteyeceksiniz demektir.

Bit yoğunluğu ile beraber çözünürlük de ne kadar fazla olursa o kadar iyidir. Çözünürlük birkaç nedenle bozulabilir. Çözünürlük için donanım ve interpolated çözünürlükten bahsedilir. Donanım çözünürlüğü tarayıcının CCD sinin sağladığı aktif piksel sayısıdır. İnterpolated çözünürlük ise işlemden sonra tarayıcıdan PC ye gönderilen piksel sayısıdır. Örneğin 2400 dpi çözünürlüğe sahip bir tarayıcı gerçekte interpolated algoritmaları kullanan 600 dpi çözünürlüğe sahip bir tarayıcı olabilir.

Tarayıcının interpolated çözünürlüğü daima optik çözünürlüğünden büyüktür. Tarayıcı interpolated çözünürlüğü elde etmek için iki tane gerçek piksel bilgisini alır ve matematiksel algoritmalar kullanarak bunların arasında bulunan üçüncü pikseli oluşturur. Matematiksel olarak elde edilen piksel sayısı arttıkça interpolated çözünürlüğün değeri de artar. Optik çözünürlük görüntü kalitesini tahminde daha gerçekçi sonuçlar verir. Yüksek interpolated çözünürlük değerleri sadece resim büyütmek isteyen kişiler için uygundur.

Ortalama bir kullanıcı için 300 dpi çözünürlük yeterlidir. Bu çözünürlük tarattığınız resmin web sayfasındaki görüntüsünün ya da inkjet veya lazer yazıcıdan alınan çıktısının iyi görünmesine yetecektir. Grafikerler ya da çok detaylı resim taramak isteyenler için ise 600 dpi çözünürlüğe sahip tarayıcılar gereklidir. Slayt negatif ya da transparan taratmak isteyen kişiler ise 1200 dpi çözünürlüğe sahip tarayıcılara ihtiyaç duyarlar.

Eğer yazıcınızın çözünürlüğü tarayıcınızın çözünürlüğünden düşükse yüksek çözünürlükte yapılan taramalar yazıcıdan çıkan dökümanın daha kaliteli olmasını sağlayacaktır. Genelde yazdıracağınız resimleri yüksek çözünürlükte taratmanız gerekir. Çünkü, Photoshop gibi bazı programlarla tarattığınız resmi işlediğiniz zaman resmin kalitesi azalacaktır. Yüksek çözünürlüğe sahip tarayıcılar düşük çözünürlükte de daha kaliteli görüntü elde ederler. Örneğin 600 dpi lik bir tarayıcıla 150 dpi de taranan bir görüntü 300 dpi lik bir tarayıcıda taranan 150 dpi lik görüntüden daha güzel gözükür.

5.2. Bit Derinliği

Bir görüntüde bulunan her bir piksel için tarayıcı belirli bir bit sayısı tutar bu sayıya bit derinliği adı verilir. Bit derinliği arttıkça tarayıcı; aynı rengin tonları arasındaki farkı daha iyi ayırt eder bu da daha yüksek resim kalitesi demektir.

Bit derinliği tarayıcıdan aktarılan görüntünün renkli bir pikselini oluşturmak için kullanılan bit sayısıyla ifade edilir. Çoğu insan bit derinliğinin hafızaya benzediğini düşünerek fazlasının her zaman daha iyi olacağını söylerler. Bununla beraber bit derinliği dahili ve harici olmak üzere iki farklı şekilde ifade edilir. Dahili bit derinliği tarayıcının kendi ADC sinde işlediği ve kullandığı renk yoğunluğudur. Harici bit yoğunluğu ise tarayıcının PC ye gönderdiği yoğunluktur.

Örneğin; 36 bitlik dahili yoğunluğa sahip (piksel başına 12 bit ile 68 milyon renk) bir tarayıcı 24 bitlik harici bir yoğunluğa (piksel başına 8 bit ile 16.6 milyon renk) sahip olabilir. Bu durumda doküman 36 bitte tarandığı ve işlendiği halde PC ye 24 bitlik resim olarak geri dönmektedir. 36 bitlik yoğunlukla taranıp 24 bit yoğunluk ile gösterilen bir resim 24 bitlik yoğunlukla taranıp 24 bitlik yoğunlukla gösterilen resimden daha kaliteli gözükür. 36 ve 42 bitlik tarayıcılar gibi bazı tarayıcılar resmi taradığı yoğunlukta gösterir ancak bu resimleri düzenlemek için bu yoğunluğu destekleyecek bir yazılım gerekir örneğin Adobe Photoshop 48 bitlik yoğunluğu destekler.

İyi bir görüntü için gereken en düşük bit derinliği 24 dür. Tarayıcı her piksel için 8 bitlik bir bilgi tutar. Bu tarayıcının teorik olarak 16.8 milyon rengi gösterebileceği anlamına gelir. Gerçekte tarama işlemi sırasında birçok nedenden dolayı kayıplar veya bilgi bozulmaları olur. Bu etkilerin geneline gürültü adı verilir. Pratikte gürültü 24 olan bit derinliğini 18 civarına indirir bu da renk sayısının azalmasına neden olur. Sonuç olarak taranan fotoğrafın ışıklı bölümlerinde ve tonlarındaki resim kalitesi azalır. Fakat sıradan bir printera sahip normal bir kullanıcı çoğu doküman ve web grafiği için 24 biti yeterli bulacaktır

Bit derinliği ile ilgili diğer değerler 30, 32, 36, 42 ve 48 dir. Eğer slayt negatif ya da transparanları taramayı düşünüyorsanız en az 30 bitlik bir tarayıcıya ihtiyacınız olur ancak 36 bitlik olanlar daha uygundur. Şimdi 30 bitlik bir tarayıcınız varken monitörünüz ya da yazıcınınız 24 bitlik olursa ne olacağını merak edebilirsiniz. Bu durumda yüksek bit derinliği bilgisi daha yumuşak renk geçişleri ve daha iyi resim görüntüsü sağlayacaktır.

5.3. Dinamik Sınır yada Optik Yoğunluk

Eğer yüksek çözünürlüklerde tarama yapan iyi bir grafik tarayıcısına ihtiyacınız varsa dinamik sınır ve optik yoğunluk değerlerini göz önüne almalısınız. Dinamik sınır tarayıcının görüntünün tonlarını ne kadar iyi elde ettiğinin parlak tonlardan koyu tonlara geçişi ne kadar iyi yaptığının bir ölçüsüdür. Dinamik sınır 0 dan 4 e giden ve sıfırın saf beyaz 4 ün ise saf siyahı gösterdiği bir logaritmik skala üzerinde ölçülür. Dinamik sınır tarayıcı tarafından yakalanan en koyu ve en parlak renkler arasındaki farktır bu fark ne kadar büyük olursa dinamik sınırda o kadar artar.

Çoğu Flatbed tarayıcılar fotoğrafların ton aralığı için iyi bir değer olan 2.8-3.0 arası bir dinamik sınıra sahiptir. Slaytları negatifleri transparanları taramak için daha yüksek optik yoğunluğa sahip bir tarayıcıya ihtiyacınız vardır. Slayt ve transparanlar için bu sınır 3.2 iken negatifler için 3.4 dür. Aynı bit derinliğine sahip tarayıcıları karşılaştırırken daha yüksek dinamik sınıra sahip olan tarayıcı daha iyi görüntü sunacaktır. Bununla birlikte çoğu üretici normal kullanıcı için bu değeri yayınlamaz.

5.4 Hız

Kişisel amaçlar için tarayıcı alan çoğu kişi tarayıcının tarama hızını önemsemez. Ancak çok yavaş tarama yapan bir tarayıcının başında çakılıp kalmayı da istemezsiniz. Hızın tarama çözünürlüğüne bağlı olduğunu hatırlayın daha yüksek çözünürlük daha fazla bekleyeceğiniz anlamına gelir. Örneğin 600 dpi bir tarayıcı için ortalama bekleme süresi 100 sn iken 300 dpi bir tarayıcı için bu süre 30 sn dir.

6.YAZILIM

Dos işletim sisteminin kullanıldığı zamanlarda her tarayıcı kendi özel tarama uygulaması ile gelirdi. Seçtiğiniz herhangi bir yazılımla çalışma şansınız yok denecek kadar azdı. Yapılması gereken resmi taratmak, diske kaydetmek ve çalışacağın uygulamayı çalıştırmaktı. Bunu değiştiren Twain oldu.

6.1 Twain ve Yazılım Bağdaştırıcıları

Tarayıcılar için standart programlama bağdaştırıcısı olan TWAIN; Hewlett-Packard, Kodeak, Daere, Aldus ve Logitech gibi tarayıcı ve yazılım üreticilerini kapsayan bir konsorsiyumla geldi. 175 in üzerinde şirket bir araya gelerek TWAIN nin özelliklerini kararlaştırdılar. TWAIN protokol olarak Adobe plug-in yapısı, Aldus ve Hewlett Packard’ ın haberleşme protokolleri, Logitech’ in SAPI sı gibi bir çok kaynak kodunun bir araya getirilmesiyle oluştu.

TWAIN tarayıcılarla haberleşen işletim sistemleri ve uygulamalar için bir standart haline gelmiştir. Bir diğer standart olan ISIS; film, arşiv dökümanları, drum tarayıcılar gibi genelde masaüstünde kullanılamayacak son teknoloji ürünü tarayıcılarda kullanılır. ISIS teknik olarak TWAIN den daha güçlüdür ancak TWAIN kadar geniş bir kullanım alanına sahip değildir. Aynı zamanda TWAIN açık kod yazılımına sahiptir ve lisansı hiçbir ücret ödemeden elde edilebilir.

6.2 0CR (Optical Character Recognition) Optik Karakter tanıma

Tarayıcıların getirdiği yeni bir olanak, görüntüler gibi yazıların da kağıttan bilgisayara aktarılmalarını sağlamalarıdır. Ancak, tarayıcı ile PC’ye aktarılan bir grafik dosyasına yazılan metinler, bilgisayar tarafından resim olarak görülür. Bir fotoğraftan farkı olmayan grafik dosyasının içindeki yazılar, 0CR (Optical Character Recognition; Optik karakter tanıma) adı verilen programlar vasıtasıyla çözümlenip metin dosyalarına çevrilir.

Böylece kağıt ortamındaki bir yazı, insan eliyle herhangi bir müdahaleye ve klavyeden tekrar veri girişine gerek kalmadan bilgisayara aktarılabilir. OCR programıyla ASCII metinlere dönüştürülen yazı üzerinde istenen şekilde işlemde yapılabilir. Üstelik, yazıların görüntü dosyası olarak değil de metin dosyası olarak saklanması çok daha az yer gerektirir.

Bilgisayarın kalıcı bellek kapasiteleri geliştikçe kağıt ortamındaki arşivler, tarayıcılar vasıtasıyla elektronik ortamlara aktarılıp saklanabilecek. Böylece istenen belgelere çok daha hızlı ulaşmak mümkün olabilecek, belgelerin zamanla bozulmasından dolayı oluşacak kayıplar kalkacak, bilgilerin işlenmesi kolaylaşacak, gerekli fiziksel saklama alanı azalacak…

Bütün çabalara rağmen OCR yazılımlarının yüzde yüz hatasız çalışması hala mümkün  değildir.

OCR yazılımları genellikle karmaşık teknikler algoritmalar kullanır. Eski OCR teknolojisi, üst çizimde görülen matris yöntemine dayanırdı. Bu yöntem, taranan harfi bir matris içine yerleştirerek matrisin hangi hücrelerinin siyah olduğuna bakmaktan ibaretti. Elde edilen matris, harf kütüphanesindeki bir harf ile eşleştirilmeye çalışılıyordu. Fakat bu yöntemde farklı karakter tipleri (fontlar) büyük bir problem teşkil ediyordu; değişik fontlarla yazılmış yanı P harfi, matrisin değişik hücrelerinin siyah olmasına yol açıyor, bu da hatalara sebep oluyordu. Ortadaki çizim ise, “omnifont” adı verilen daha yeni bir teknolojiyi gösteriyor. Bütün fontları algılayabilen bu yöntem, harfleri bileşenlerine ayırıyor, bu bileşenleri içeren karakterleri yakalamaya çalışıyor. Örneğin P harfinin, dikey bir çizgi, bir daire ve bir yatay çizgiden oluştuğu varsayılarak bu karakteristikler taranan metinde yakalandığında P harfine çevriliyor.

Daha yeni bir teknoloji ise, “maksimum entropi” ilkesine göre işliyor: Taranmış metinde varolan lekelere yenilerini ekleyerek eski anlamsız lekelerden kurtulabiliyorsunuz.

Karakter tanıma, tek bir font söz konusu olduğunda çok daha kolay bir işlem. Oysa günümüz teknolojisi, bilgisayarın el yazısı dahil, pek çok değişik fontu da algılayabilmesini sağlamaya çalışıyor: PC’nizin, her bir fontun harflerini belleğinde tutup, “bu acaba Helveticanın a’sı mı, yoksa Times’in b’si mi?” diye tarama yapması hiç de kolay değil. Genelde, bizler, hangi fontla basılırsa basılsın, ne kadar güç okunur bir el yazısıyla yazılmış olursa olsun, harfleri tanırız ve karıştırmayız. Neden, çünkü tek bir harfin “a” mı yoksa “o” mu olduğunu anlayamasak da, cümlenin gelişi, dilimizin kelime haznesi yardımımıza koşar. “Bilgisayar” diye bir sözcük olmadığı için, a harfini 1 diye görsek bile sorun çıkmaz..

Bu durumdan hareketle, tek tek harflerden ziyade bütünden anlam çıkarmaya çalışan yöntemler geliştirildi. El yazısında da başarı sağlamaya çalışan bir yöntem harfleri topolojik özellikleri çözümleyerek belirliyor ve bu öğrendiklerine göre işlem yapıyor.

Karakter tanıma yazılımları, hata ortamını sıfıra indirmek için karmaşıklaştıkça daha fazla güç daha fazla hız gerektiriyorlar. Bu nedenle, yeni kuşak PC’lerin, OCR uygulamalarında daha başarılı olacağı kesin.

 


 

Hazırlayan

Sefer AYAN

Kaynaklar

 http://www.megep.gov.tr

http://www.bilgisayaröğren.com

http://www.howstuffworks.com

Bios ve Bios Güncelleme

1.BIOS

BIOS adı “Basic Input / Output System” ( Temel Giriş / çıkış Sistemi) kelimelerinin baş harflerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. ROM adını verdiğimiz “Read Only Memory” (Sadece Okunabilir Bellek) bir çip içine depolanmıştır.En son çıkan anakartların çoğu şimdilerde kullanıcılar tarafından kolayca güncellenebilen Flash BIOS olarak da bilinen EEPROM “Electrically Erasable Programmable Read-Only Memory” ( Elektrikle Silinebilir Programlanabilir Sadece Okunabilir Hafıza) kullanmaktadır. (Daha önceki BIOS ların çipleri güncellenebilmek için anakarttan fiziksel olarak çıkartılır ve daha yenisi ile değiştirilirdi) Bilgisayarı ilk açtığımızda çalıştırılan ilk program BIOS dur.İlk olarak bilgisayarın donanımını tarar ve test eder (Bu işlem Power On Self Test veya POST olarak adlandırılır ) Daha sonra BIOS işletim sistemini yükler. BIOS içindeki bilgiler bazı zamanlar CMOS diye de adlandırılan SETUP programı ile değiştirilebilir.Run Time Service olarak adlandırılan aynı zamanda BIOS ‘un bir fonksiyonu olan komut kümesi bilgisayarın donanımını kontrol etme işleminde işletim sistemine ve uygulama programlarına yardım eder. BIOS ,bilgisayarın donanımı hakkında tüm bilgiye sahip olur ve bu donanımların birbirleri ile haberleşmeleri işlemini BIOS üstlenir. Örneğin ses kartı, modem gibi parçaları üzerinde barındıran bir anakart aldığınızda, anakartınızın üzerine takılı olan aygıtların listesini işletim sisteminize BIOS verir. Anakart üzerinden desteklenen bir donanımı iptal ettiğimizde ise (örneğin, BIOS’dan anakartın ses özelliğini iptal ettik) işletim sisteminiz bu aygıtı artık görmeyecektir. Diğer taraftan, BIOS bir yazılım olduğundan, anakartın dengeli + performanslı çalışması için kullanıcılara ayar yapma olanağı sunuyor.

Bu paragraftan çıkartacağımız sonucu ise şöyle özetlersek daha kalıcı olabilir: “BIOS, anakartınızın özelliklerini ve üzerine takılı olan donanımların çalışması için gereken parametreleri, kullandığınız işletim sistemine aktaran, minik bir işletim sistemidir.” çeşitli BIOS üreten firmalar vardır.Bunlar: AWARD, AMI ve Phoenix BIOS. Phoenix BIOS ile AWARD BIOS birleşerek, bazı anakartlarda ikisinin ortak ürünü olan BIOS’lardan kullanılmaya başlandı.

Şekil 1.1: P6-BXA Model Bir Anakart üzerindeki Bios

Güç Düğmesine bastıktan hemen sonra, BIOS devreye giriyor ve POST (Power On Self Test)denen kısa bir analiz-test yapıyor. Bu analiz ile birlikte, üzerine takılı olan PnP (Tak ve çalıştır) aygıtları tanımaya olanak sağlıyor. Bir aksilik olduğunda bunu size yazılı mesaj olarak ya da ses ile bildiriyor. Tahmin edeceğiniz üzere, BIOS, -diğer anlamda- PC’nin boot etmesi için gereken bir sistemdir.

2.BIOS GÜNCELLEME

Tıpkı işletim sistemlerinde olduğu gibi BIOS’lar da hata içerebilir. Eğer anakartınız bir donanım ile çalışmayı reddediyorsa, veya uyumsuzluk yapıyorsa, bu sorunları ve(ya) hataları BIOS güncellemeleri ile gidermek mümkün. Kısacası BIOS güncellemesi, anakartınızın üreticisinin çıkardığı daha yeni BIOS sürümünü, kullandığınız BIOS ile değiştirmektir. Ortada bir sorun yokken BIOS Güncellemek pek mantıklı değil. Ama yeni özellikler gelmiştir, kritik sorunlar giderilmiştir, o zaman BIOS’u güncelleriz. BIOS güncelleme sadece sorunları gidermek için yapılan bir işlem değil.. örneğin yeni bir işlemci çıktı, anakartımız teorik olarak bu işlemciyi destekliyor. Ama işlemciyi taktığımızda, işlemcinin yanlış algılandığını görüyoruz. Bu durumda BIOS ‘u güncelleriz ve yeni işlemcimizin tam olarak algılandığını görürüz. Bu güncelleme işini, BIOS yazılımının türüne göre veya anakart üreticisine göre farklı farklı yazılımlar ile yapabilmemiz mümkün. örneğin, AWARD BIOS kullanan bir kişi, BIOS güncelleme yaparken AWDFLASH programını kullanır. Anakart üreticine göre de değişir demiştik. Asus anakartlar AWARD BIOS kullanmasına rağmen, AFLASH adında kendilerine has bir program kullanırlar.

3.BIOS GÜNCELLEME İŞLEMİ İÇİN GEREKLİ OLANLAR

BIOS güncelleme işlemi, eğer kurallara uyulmaz ise riskli bir iştir. Kurallara uyarsanız çok basit bir işlem. Eğer anakartınızın üreticisinin sayfasında yazılanlara harfiyen uymazsanız, BIOS yazılma işlemi başarısız olarak sisteminiz tekrar açılmayabilir. BIOS Güncelleme işlemlerine başlamadan önce, anakart üreticinizin yazdığı uyarılara tam olarak uyun.Gerekli olan ve bilmeniz gereken şeylere topluca bir göz atalım:

  • Anakartınızın Markası & Modeli
  • Anakartınızın üreticisinin Web Sitesi
  • Anakartınız için gereken BIOS dosyaları ve sistem disketi

Anakart üreticilerini BIOS dosyaları için sunduğu direkt adresler ve programların adresleri:

ASUS : http://www.asus.com.tw/products/motherboard/bios.html

GigaByte: http://www.gigabyte.com.tw/support/mbbios_index.htm

Abit : http://www.abit-usa.com/english/download/bios%20update/main.htm

MSI : http://www.msi.com.tw/support/bios/main.htm

Soyo : http://www.soyousa.com/686bios.html

INTEL : http://support.intel.com/support/motherboards/desktop/

IWILL : http://www.iwillusa.com/support/ProductSupport.asp?SupportID=8

FIC : http://www.fic.com.tw/techsupport/drivers/searchbios1.asp

SpaceWalker (Shuttle) : http://www.spacewalker.com/english/download.htm

Tyan : http://www.tyan.com/support/html/bios_support.html

4.ANAKARTIN MARKASINI VE MODELİNİ ÖĞRENME

4.1. AWARD BIOS

BIOS güncelleme işlemini anakartımızın markasına ve modeline göre yaparız. Bu sebeple anakartımızın markasını ve modelini öğrenmek durumundayız. Satın aldığımız sistemin özelliklerine bakarız ve hiçbir şeyin yazılı olmadığı görülür. Aslında en garantili ve kısa yol kasanızın içini açıp, anakartın üzerinde isim aramak olacaktır. Bazı üreticiler, anakartın üzerine marka yerine bazen model yazabiliyorlar. Dolayısıyla markayı anlamak güçleşiyor. Fakat bilgisayarın kasasını açmadan da anakartın markasını ve modelini öğrenebiliyoruz.
Anakart üreticilerini, kullandığı AWARD ve AMI BIOS’lar sayesinde anlıyoruz. PC’yi açtıktan sonra RAM’ın sayıldığı ekranda iken Pause tuşuna basarak ekrandakileri inceleyin. En altta, ilk bakışta vasıfsız gibi duran bir çok rakam ve harf bulunuyor. İşte her üreticinin kendine has bir id(kimlik) numarası bulunuyor. Her üreticinin kimlik numarası farklı ve bu numara aşağıda işlevsiz gibi duran bir dizi rakam ve harfin içerisine gizlenmiştir. Fakat günümüzde çıkan son model anakartlarda, bu işlemlere fazla gerek kalmıyor. Markalı bir anakart aldıysanız, POST ekranındayken, anakartınızın markası ve modeli çok açık bir şekilde görünmektedir.

Şekil 4.1: Ekranda BIOS versiyonunu ve Ana kart modelini öğrenme.

Fakat çoğu anakartta, kodlar yer alıyor. örneğin yukarıdaki resimde altı çizili ve işaretli yerlerde, marka ve model yerine, genelde kodlar yer alıyor ve biz bu kodları kullanarak anakartımızın markasını bulacağız.CTBIOS adlı bir program, eğer AWARD BIOS’lu bir anakarta sahipseniz, bu kodları kendisi analiz ederek, anakartınızın markasını sizlere söylüyor. Ama modelini söyleyemiyor. Her üreticinin sayfasında, anakartın modelini nasıl bulacağınız ile ilgili bilgiler yer almakta.

Bu programı, www.hwstation.com/files/pcmag/ctbios.zip adresinden çekebilirsiniz. Anakartımızın markasını nasıl bulacağımıza gelelim şimdi. Award BIOS’lar için, altını çizip B harfiyle işaretlenen yerde yazan yazıya bakın: 6A6S7M49C. Buradaki ilk 5 karakter, yani 6A6S7 anakartta kullanılan yongaseti hakkında bilgi verir. Bundan sonraki 6. ve 7. karakterler ise, yani M4, anakartınızın üreticisinin kod adını taşımaktadır. Son 2 karakter işimize yaramıyor. Bu kodlar her anakartın üreticine göre farklılık gösterir. Siz kendi anakartınızdaki kodları edindikten sonra www.motherboards.org/moboidtools.htmladresine giderek, BIOS String ID bölümüne bu kodu yazacaksınız ve sonuca ulaşacaksınız.
Bazı anakartlarda, A harfiyle işaretlenen yerde, Kuzey ve Güney Köprüsü bilgileri yer almakta. Ama i815, i820 gibi hızlandırılmış mimariyi kullanan yongasetli anakartlarda yongasetinin ismi yer alır.

Yukarıda görülen ekran resminde,sol üst köşede altı çizili yere bakarsanız Anakart Modeli – BIOS versiyonunu göreceksiniz. örneğin, W6167MS V 1. 3 şeklinde. W6167MS burada model, V 1. 3 ise kullanılan BIOS’un sürümünü belirtiyor.

4.2. AMI BIOS

  • Sisteminizi kapatın
  • Klavyenizi kasanızdan çıkartın veya tuşlardan birini basılı tutun.
  • Sitemi açın ( klavye hatası ile karşılaşmanız gerekiyor)
Şekil 4.2: AMI BIOS ta BIOS tanımlama dizisi
  • Ekranın sol alt köşesindeki harf ve sayılardan oluşmuş uzun diziye dikkat edin.

Bu dizi BIOS tanımlama dizisidir. Bu dizi aşağıdaki gibi görünür.

51-0102-005123-00111111-101094-AMIS123-P

Bu dizi 1991 ‘den günümüze olan bir anakartı işaret etmektedir. Bu BIOS tanımlama dizisi için BIOS tanımlama numarası 3. dizi bölümünde koyu olarak yer alan 005123 ‘dür.

DINT-1123-04990-K8

Bu dizi 1986’dan 1991 ‘e kadar olan BIOS ları işaret etmektedir..Bu BIOS tanımlama dizisi için BIOS tanımlama numarası 2. dizi bölümünde koyu olarak yer alan 1123’dür.

Eğer ikinci dizi kümesinin koyu renkli ilk numarası;

1, 2, 8, veya bir harf ise-bu NON-AMI Taiwan üretimi bir anakarttır.

3, 4, veya 5 ise- bu TRUE AMI anakarttır.

50 veya 6 ise – bu NON-AMI US yapımı anakarttır.

9 ise –bu Taiwan üretimi değerlendirme anakartıdır.

Not: Eğer tanımlama numarası NON-AMI bir anakartı işaret ediyorsa bu durumda anakartı size satan kişi veya kuruluşlarla temasa geçmeniz gerekmektedir.

Son olarak, anakartınızın markasını ve modelini öğrendikten sonra yapacağınız işlem artık çok basit. Yukarıda verilen adresten ID Stirng’e göre sonuçları aldığınızda, size bu markanın Web sitesi adresi verilecektir. Anakartınızın üreticisinin Web adresine gidip, ürünler bölümünden sizin anakartınız ile ilgili olan sayfaya gidecek ve BIOS sayfalarından, anakartınız için olan BIOS dosyalarına ulaşacaksınız.

5.AWARD BIOS GÜNCELLEME İŞLEMLERİ 

Önce sistemi boot edebilecek bir disket hazırlamanız gerekiyor. Bunun için Win9x veya Windows Me kullanıyorsanız, disket sürücünüze boş bir disket koyup, Başlat-Ayarlar-Denetim Masası-Program Ekle/Kaldır-Başlangıç Disketi yolunu izleyip, bir açılış disketi oluşturun.

PC’yi bu disket ile açmanız gerektiğinden, BIOS’a girip ADVANCED BIOS FEATURESmenüsünden, boot sırasında birinciliği disket sürücüsüne verin. Böylece sistemi disketten boot edebileceksiniz.

Anakartın modeline göre, kutucukta belirtilen BIOS dosyalarının adresine gidip, sizin anakartınız için en güncel olan BIOS dosyasını çekin. Ayrıca, AWDFLASH programını çekin ve diskete kopyalayın.

Daha sonra BIOS’a girerek, önemli ayarları bir kenara not edin.Bilgisayarı disketten açtıktan sonra komut satırına awdflash.exe yazıp entere basın.Karşımıza aşağıdaki gibi bir ekran çıkacaktır.

File Name to Program kısmına anakartınızın üreticisinin web sitesinden indirmiş olduğunuz yeni bios bilgilerini içeren .BIN uzantılı dosyanın diskinizdeki tam yolunu yazın.Bu işlemi yaptıktan sonra anakartınızın Flash tipi okunacak ve ekranda görülecektir.Aşağıda görüldüğü gibi Flash  tipi “Winbond 29C020 / 5V “ olarak ekrana gelmiştir.Daha sonra en alt kısımda size “Do You Want To Save BIOS? “ şu anda kullandığınız BIOS’u kayıt edip etmeyeceğinizi sorulur. “Y” tuşuna basarak bunu kabul edin.

Daha sonra sizden şu anki bios dosyanızı biryere yedeklemeniz için bir dizin ve dosya ismi girmeniz istenecektir. örneğin dosya ismi olarak ESKIBIOS.BIN verebilirsiniz.

Bu işlemi yaptıktan sonra entere bastığımızda karşımıza “Now Backup System Bios to a file “ uyarı yazısı gelecektir.

Bu işlem bittikten sonra alt bölümde ikinci bir soru belirecek: “Are you sure to program?” BIOS’u güncellemek istediğinize emin olup olmadığınız sorusuna “Y” tuşuna basıp devam edin.BIOS güncellenecek ve bilgisayarınız otomatik olarak tekrardan başlayacaktır.Post ekranında iken DEL tuşuna basarak BIOS’a girin ve LOAD SETUP DEFAULTS seçeneğini uygulayın. Değiştirmek istediğiniz ayarları değiştirip, kayıt edip çıkın.Açılışta POST ekranında sağ üst köşede göreceksiniz ki BIOS ‘un versiyonu değişmiştir. Böylece BIOS ‘u sağlıklı bir şekilde güncelleyebildiğinizi anlayabilirsiniz.

6.AMI BIOS GÜNCELLEME İŞLEMLERİ  

Bir sistem disketi oluşturun . İnternetten çekeceğiniz ROM uzantılı dosyayı diskete kopyalayın. Aynı diskete yine internetten Ami703e.com dosyasını kopyalayın.ROM uzantılı bu dosyanın bir kopyasını acil durumlarda kullanabilmek için başka bir diskette saklayın ve dosya ismini AMIBOOT.ROM olarak değiştirin.Sistem disketi ile sistemi açın ve şunları yazın:

AMI703E xxxxxx.ROM

xxxxxx olan yere BIOS dosyasının ismini yazacaksınız.

“Y” tuşuna bastığınızda, güncelleme işlemi başlayacaktır. Programlama işlemi başarılı olursa, “Flash EEPROM Program Successful” mesajı görünecektir. Bir tuşa bastığınızda sistem yeniden başlayacaktır.

7.BAZI ANAKART İÇİN GÜNCELLEME İŞLEMLERİ

7.1. ASUS ANAKARTLAR ve BIOS GÜNCELLEMESİ

ASUS Anakartlarda, genelde AWARD BIOS kullanılıyor. Sadece, şu an için eski bir kart sayılan ASUS K7M’de AMI BIOS kullanılmıştı. Onun haricinde, AWARD BIOS kullanılıyor. Fakat ASUS P3B-F dahil olmak üzere ondan sonra ASUS un çıkan tüm anakartlarında, alışık olduğumuz AWARD Moduler BIOS’un aksine, AWARD Medallion BIOS kullanılmıştır.

Şekil 7.1: Award Medallion BIOS

ASUS anakartların BIOS’unu güncellemek için, ASUS’a özel olan AFLASH programını kullanmak gerekiyor. K7M serisi için ise, Flash822.exe dosyasını kullanmak gerekiyor.
Genel olarak bakıldığında, Asus anakartların BIOS’unu güncellemek için iki adet dosyaya ihtiyacımız var. AFLASH.exe ve güncel BIOS dosyası.

Güncelleme İşlemleri :

  • Bir açılış disketi oluşturun.
  • AFLASH.EXE programını oluşturduğunuz diskete kopyalayın
  • Aflash.exe programını disketten çalıştırın ve “1.Save Current Bios to File” seçeneğini seçin.

ASUS BIOS dosyasını ASUS ‘un web sitesinden daha önceden oluşturmuş olduğunuz diskete indirin.

  • Ssistem disketti ile açılış yapın.
  • Sistem A sürücüsünde iken Aflash.exe yazıp enter tuşuna basın.
  • Ana Menü’de iken 2 numaralı seçeneği girin ve enter tuşuna basın.
  • “ Are you sure ?” sorusuna “Y” tuşuna basarak evet deyin.

Yeni BIOS bilgisi programlanmaya başlanır. Programlama işlemi bittikten sonra “Flashed Succesfully” yazısı görünür.

Karşımıza son gelen ekrandaki talimatları takip ederek BIOS güncelleme işlemini bitiririz.

Talimatlar: EPROM ‘u güncellediniz;Sistemi yeniden başlatıp sisteme girmeniz ve yeni BIOS ile güncellenmiş CMOS ‘u görmek için Load Setup Defaults seçeneğini seçmeniz tavsiye olunur.

7.2. GIGABYTE ANAKARTLAR ve BIOS GÜNCELLEMESİ

Güncelleme İşlemleri :

  • Bir sistem disketi hazırlayın..

Not:
A.Bu işlem disket sürücünüzdeki bütün bilgileri kaybetmenize sebep olacaktır.Bu sebeple dikkatli olunuz.

  1. Tipik olarak 4 dosya disketinize transfer edilecek fakat bunlardan sadece command.com görünebilir olacaktır.
  2. Son olarak disketinizdeki bu dosyaların güvenliği için yazmaya karşı koruma  tırnağını açın.
  • BIOS güncelleme dosyasını ve sıkıştırılmış haldeki awdflash.exe programını Gigabyte sitesinden  indirin.
  • Sıkıştırılmış awdflash.exe dosyasını pkunzip veya winzip gibi programlarla 1. adımda hazırlamış olduğunuz diskete açın.Daha sonra yine indirmiş olduğunuz yeni BIOS dosyasını da diskete kopyalayın.

Not:
        Bu iki programı da aşağıda görmüş olduğunuz adresten bulabilirsiniz.
www.shareware.com

  • Yeni hazırlamış olduğunuz disketi kullanmak için sisteminizi tekrardan başlatın.Sisteminiz disketten açılış yapsın.
  • DOS komut satırında iken awdflash.exe  dosya_adı.xxx komutunu yazın ve enter tuşuna basın. Dosya_adı.xxx  dosyası sizin Gigabyte sitesinden indirmiş olduğunuz ve diskete kopyaladığınız bios güncelleme dosyasıdır.

Sıradaki ilk seçeneğiniz, eski BIOS’u kaydetmek olacaktır.. Bu işlemi yapmanız tavsiye olunur. BIOS’u güncelledikten sonra yeni özelliklerden memnun olmayabilirsiniz.

  1. Eski BIOS’u kaydetmeye karar verirseniz, yeni BIOS’un adıyla kaydetmediğinizden emin olun.Eğer eski bios’a yeni bios dosyası ile aynı ismi verirseniz eski bios bilgileri yeni bios dosyasının üzerine hiçbir uyarı olmadan yazılacaktır. En basit isim verme şekli ESKIBIOS.BIN şeklinde olabilir.
  2. Eğer eski bios dosyanızı biryere kaydetmek istemiyorsanız en azından eski bios’ un versiyon numarasını biryerlere not alın. Hayır demek için ‘N’ tuşuna basarak bir sonraki adıma geçin.
  • Eski BIOS’u kaydetmek için evet anlamında ‘Y’ tuşuna basın.
  • Eski bios için bir isim verin ve enter tuşuna basın.
  • Sıradaki ikinci seçeneğiniz BIOS’u güncellemek isteyip istemediğiniz olacaktır.

Evet demek için ‘Y’ tuşuna basın.

Not:
Bu adım çok kritiktir.Flash işlemi sürmekte iken kesinlikle klavyeye,reset tuşuna veya açma kapama butonuna dokunmayın.

  • BIOS güncelleme işlemi tamamlandıktan sonra disketinizi disket sürücüden çıkartın ve sisteminizi tekrar başlatın. Açılışta POST ekranındayken BIOS versiyonunun değişmiş olduğunu göreceksiniz. Artık işlem tamamlanmıştır.

7.3. ABIT ANAKARTLAR ve BIOS GÜNCELLEMESİ

ABIT Anakartların hemen hepsi AWARD BIOS kullanıyor. Abit’in sitesi Türkçe olarak ta hizmet veriyor.

Abit’in Türkçe sayfalarına http://www.abit.com.tw/turkish/index.htm adresinden ulaşabilirsiniz. Önceden, Abit anakartların BIOS’unu update etmek için 3 adet dosya gerekiyordu; ama şimdi o sistem yok. İki dosyaya ihtiyaç duyacaksınız. Birincisi AWDFLASH programı, ikincisi ise BIOS güncellemede kullanacağımız BIN uzantılı yeni BIOS dosyası.

Güncelleme İşlemleri (örnek Anakart: ABIT SE6)

  • Önce sistemi boot edebilecek bir disket hazırlamamız gerekiyor. Bunun için Win9x veya Windows Me kullanıyorsanız, disket sürücünüze boş bir disket koyup, Başlat-Ayarlar-Denetim Masası-Program Ekle/Kaldır-Başlangıç Disketi  yolunu izleyip, bir açılış disketi oluşturun. PC’yi bu disket ile açmanız gerektiğinden, BIOS’a girip ADVANCED BIOS FEATURES menüsünden, boot sırasında birinciliği disket sürücünüze verin. Böylece sistemi disketten boot edebileceksiniz.
  • Anakartınızın modeline göre, kutucukta belirtilen BIOS dosyalarının adresine gidip, sizin anakartınız için en güncel olan BIOS dosyasını çekin. Ayrıca, AWDFLASH programını çekmeniz gerekiyor. Daha sonra BIOS’a girerek, önemli ayarları bir kenara not edin.
  • Bilgisayarı disketten açtıktan sonra, komut satırına: awdflash dosya_adı.xxx
    yazıp Enter tuşuna basın. Dosya_adı.xxx yerine, anakartımız için İnternetten çektiğiniz BIOS dosyasının ismini yazacaksınız. örneğin: awdflash SE6_SW.BIN
  • AWDFLASH programına girdiğinizde, size alt bölümde bir soru sorulacak : “Do You Want To Save Bios?” Şu anda kullandığınız BIOS’u kayıt edip etmeyeceğiniz sorusunu “Y” tuşuna basarak bunu kabul edin ve kayıt edilmesi için bir dosya adı girin . örneğin: eskibios.bin

Bu işlem bittikten sonra, alt bölümde ikinci bir soru belirecek:

“Are you sure to program ” BIOS’u güncellemek istediğinizden emin olup olmadığınız sorusuna. “Y” tuşuna basıp devam ediyoruz.

  • İşlem bittiğinde, bilgisayarınızı yeniden başlatarak BIOS’a girin ve LOAD SETUP DEFAULTS seçeneğini uygulayın. Değiştirmek istediğiniz ayarları değiştirip, kayıt edip çıkın. Abit, bu işi otomatikleştirmek için birkaç komut daha yazmanızı daha mantıklı buluyor. Bilgisayarınızı hazırladığınız sistem disketiyle açtıktan sonra komut satırına aşağıdakileri yazmak olacak :

awdflash SE6_SW.BIN /cc /cd /cp /py /sn /cks /r
Buradaki harflerin anlamları :

cc : Güncelleme işlemi bittikten sonra CMOS bilgilerini sil

cd : Güncelleme işlemi bittikten sonra DMI bilgilerini sil

cp : Güncelleme işlemi bittikten sonra PnP bilgilerini sil

py :BIOS’u Güncelle

sn : BIOS yedeği alma

cks : Güncelleşmiş dosyayı eskisi ile karılaştır

 : Güncelleme işlemi bittikten sonra sistemi yeniden başlat.

7.4. MSI ANAKARTLAR ve BIOS GüNCELLEMESİ

MSI, anakartlarının bir çoğunda AWARD BIOS kullanılıyor. Fakat AMI BIOS kullanan bazı modelleri de bulunmaktadır.

Award BIOS Kullanan MSI Anakartlar İçin Güncelleme İşlemleri :

MSI, BIOS güncelleme işini kolaylaştırmak için, bütün dosyaları aynı dosya içinde sıkıştırıp sitesine koymuş. Anakartınızın modeline uygun dosyayı indirdikten sonra, bunu bir klasöre açın. Bu klasörün içine baktığınızda, Autoexec.bat dosyası göreceksiniz.Bunun anlamı güncelleme işleminin otomatik olacağıdır. Sistem disketinize, klasörünüzde yer alan tüm dosyaları kopyalayın, ve sistemi yeniden başlatın. İşlem bittiğinde bilgisayarınız yeniden başlayacaktır.Eğer otomatik olark değilde klasik yöntemle BIOS’u güncellemek istiyorsanız ve eğer AWARD BIOS’lu MSI anakarta sahipseniz, GigaByte anakartlar için anlatılan prosedürün aynısını MSI anakartlarda da uygulayabilirsiniz.

Ami BIOS Kullanan MSI Anakartlar İçin Güncelleme İşlemleri :

MSI’nin AMI BIOS kullanan anakartları da var. Bunlar için Güncelleme işlemlerine bakacak olursak:

  • Bir sistem disketi oluşturun. İnternetten çekeceğiniz dosyayı diskete kopyalayın. Aynı diskete yine MSI’nin sitesinden çekeceğiniz AMIFL634.EXE dosyasını kopyalayın.
  • Yeni BIOS dosyasının adı şu şekilde olmalı : A54MS10.ROM  Bu dosyanın bir kopyasını başka bir diskette acil durumlarda kullanmak üzere saklayın ve dosya ismini AMIBOOT.ROM olarak değiştirin.
  • Sistem disketi ile sistemi açın ve şunları yazın: AMIFL634 xxxxxx.rom

xxxxx.rom olan yere BIOS dosyasının ismini yazacaksınız.

“Y” tuşuna bastığınızda, güncelleme işlemi başlayacaktır. Programlama işlemi başarılı olursa, “Flash EEPROM Program Successful” mesajı görünecektir. Bir tuşa bastığınızda sistem yeniden başlayacaktır.

7.5. INTEL ANAKARTLAR ve BIOS GÜNCELLEMESİ

Intel, hemen hemen tüm yeni anakartlarında Phoenix BIOS kullanıyor. Phoenix BIOS genelde markalı PC’lerde kullanılan bir BIOS markası. Ve Phoenix BIOS, anakartınızın markasını belirleyebileceğiniz kod numaraları da sunmuyor. Ama, eğer INTEL marka anakarta sahipseniz, açılışta INTEL anakarta sahip olduğunuzu gösteren bir logo ile karşılaşacaksınız. Modelini ise “CTRL+ALT+ESC” tuş kombinasyonunu kullanarak POST ekranına geçtiğinizde en üstte göreceksiniz.

Güncelleme İşlemleri :

  • Önce sistemi boot edebilecek bir disket hazırlamamız gerekiyor.Bunun için Win9x veya Windows Me kullanıyorsanız, disket sürücünüze boş bir disket koyup, Başlat-Ayarlar-Denetim Masası-Program Ekle/Kaldır-Başlangıç Disketi  yolunu izleyip, bir açılış disketi oluşturun.PC’yi bu disket ile açmanız gerektiğinden, BIOS’a girip BOOT menüsünden, boot sırasında birinciliği disket sürücünüze verin. Böylece sistemi disketten boot edebileceksiniz.
  • Intel’in Web sitesinden BIOS dosyalarını indirin ve bu dosyayı sabit diskinizde ayrı bir dizine koyduktan sonra, üzerine çift tıklayın. çift tıkladıktan sonra “Bios.exe” ve “Mk_bootz.exe” adında iki dosya çıkacak.
  • “Bios.exe” dosyasına çift tıklayın.Açılan dosyaları diskete kopyalayın.
  • Yeni disketimiz ile sistemi açmadan önce, BIOS’a girip tüm ayarları bir kenara not etmenizde fayda var.
  • Intel BIOS güncelleme için farklı bir açılış disketi hazırlamış; ekrana gelen menü de Enter tuşuna basın.
  • “Update Flash Memory From a File” seçeneğini seçin.
  • “Update System BIOS” seçeneğini seçin.
  • Yeni BIOS dosyanızın ismi sorulacak. Buraya güncellenecek BIOS dosyasının ismini yazın. İşlem bitene dek bekleyin ve işlem bittiğinde disket sürücüden disketi çıkartarak yeniden bilgisayarı başlatın ve BIOS’a girin. Not aldığınız ayarları tekrar düzenleyin.

8.ONLİNE BIOS GÜNCELLEME

Şu an için Asus, GigaByte ve MSI, bazı anakart modelleri için, Online BIOS Güncelleme olayını sunuyor. BIOS Güncellemenin artık son zamanlarda bir gereklilik olduğu bir dönemdeyken Asus, GigaByte, MSI gibi firmalar BIOS güncelleme konusunda kullanıcılarına daha kolay bir ortam hazırlamak için özel programcıkları kullanıcılara sunmakta. Bu firmaların yazdığı özel programcıklar sayesinde anakartınızın BIOS’unu fazla uğraşmadan, ve teknik bir bilgiye sahip olmadan güncelleyebiliyorsunuz. Firmaların kendi anakartları için hazırladıkları programlar farklılık gösteriyor ama genelde mantık aynı: Anakartın modelini otomatik olarak algılayıp (veya siz göstereceksiniz), Internetten uygun yeni BIOS dosyasını çekip, güncellemeyi yapmak. Bu programların Win9x /Nt4,0/WinME ve Win2000 altında çalışabiliyor olması kullanıcılara kolaylık sağlıyor.

Asus ve GigaByte’ın programları benzer mantıkta. 2 farklı şekilde BIOS’unuz güncelleyebiliyorsunuz. Eğer daha önceden yeni BIOS’u Internetten çekmediyseniz, bu programlar aracılığı ile, Internetten uygun BIOS dosyasını çekebiliyorsunuz. Dolayısı ile anakartınızın üreticisinin WEB sayfasına gidip, BIOS dosyası aramaktan kurtulursunuz. Bu programlar, anakartınızın modelini otomatik olarak belirliyor. Fakat her anakart “Canlı” BIOS Güncelleme olayını desteklemiyor.

İkinci yöntem ise, dosyayı ayrıca çekmek ve daha sonra güncelleme programında yeni bios dosyasının diskinizdeki yerini belirtmek. Eklenmesi gereken bir ayrıntıda şu ki Asus’un programı olan “Asus Update” programı, GigaByte’ın “@BIOS” programından daha başarılı ve kullanıcı arabirimi çok daha güzel.

MSI’nin Live BIOS programını Internetten yüklüyoruz

MSI ise kısmen farklı bir yol izlemiş. MSI bu işi programla yapıyor ama web üzerinden. Programı web üzerinden yüklüyorsunuz, ve anakartınızın modeli program üzerinde değil de, web üzerinde tanınıyor ve ona göre BIOS dosyası çekiliyor. Geri kalan işlemler ise benzer.

Asus UPDATE: http://www.cizgi.com.tr/sss/sssliveupd-1.htm

GigaByte @BIOS: http://www.gigabyte.com.tw/home/a_bios.htm

MSI Live BIOS: http://www.msi.com.tw/support/feature/livebios/livebios.htm

9.BIOS KURTARMA İŞLEMLERİ

9.1. Intel Flash ROM ‘lu Anakartlar İçin BIOS Kurtarma

Eğer Intel marka bir anakarta sahipseniz diğer anakart kullanıcılarına göre şanslısınız. Zira, INTEL FLASH ROM’un Boot Block denilen bölgesi için yazma korumasına sahip. Boot Block, BIOS çipinde çok ufak bir yer kaplayan ,bilgisayarın açılabilmesi için bir takım algoritmalara sahip sistemciktir. Dolayısı ile aslında bu bölümün güncellenmesi gerekmiyor. INTEL, kendi ürettiği FLASH ROM ( BIOS çipi )’ larda bu boot block koruma özelliğini koymuş ve bu FLASH ROM’u kullanan anakartlarda, BIOS Güncellemesi sonucunda sorun yaşama ihtimalinin yok denecek kadar az. BIOS Güncelleme esnasında elektrikler kesilse bile BIOS’unuzun Boot Block bölümü hasar görmediğinden, bilgisayarınız yine açılacaktır ve Güncelleme işlemini tekrardan yapmanız istenecektir. çünkü, BIOS Güncelleme olayının ilk bölümünde, BIOS çipindeki bilgiler silinir, ikinci adımda ise bilgiler tekrar yazılır. Yani yarıda kalan işlem sonucunda tekrar BIOS Güncelleme yapmalısınız. İntel marka anakartlarda herhangi bir sorunla karşılaşıldığında uygulanması gereken yöntem şudur :

  1. INTEL anakartların üzerindeki “flash recovery” olarak tanımlanan jumper’ı bulun ve kurtarma (recovery) pozisyonuna getirin.
  2. Daha önce , INTEL anakartlar için hazırladığınız disket ile sistemi açın.
  3. Görüntü alamayacaksınız,fakat bu sorun değil çünkü işlemleri bip sesleriyle yapacaksınız. Bip sesi duyduğunuz anda Disket Sürücünüzün ışığı yanıyor ise, işlem başlamıştır demektir. Floppy ışığı söndüğünde işlem bitmiştir.
  4. Sistemi kapatın ve jumper’ı eski konumuna getirin.
  5. Sisteminizi tekrar açın ve güncelleme işlemine başlayın.

9.2. Award BIOS Kullanan Anakartlar İçin BIOS Kurtarma

Şimdi anlatılacak çözüm ise, AWARD BIOS kullanan bir çok anakart kullanıcıları için geçerli olacak bir çözüm (ASUS hariç). AWARD BIOS’a sahip anakartlarda işe yarayan bir kurtarma olayı otomatikleştirilmiş bir olay. örneğin BIOS Güncelleme sırasında, elektrik kesilmesi gibi bir sorun oluştu ve bilgisayarınız açılmaz hale geldi. Panik yapmadan hemen İnternet erişimi olan başka bir bilgisayar bulun ve işlemlere başlayın .

  1. İlk olarak bir sistem disketi oluşturun : format a:/q/s
  2. Anakartınızın üreticisinin WEB adresine gidin ve kendi anakartınız için olan yeni BIOS dosyasını indirin. AWDFLASH programını da indirin. AWDFLASH programını ve BIOS dosyasını diskete kopyalayın. Ve sisteminizdeki Autoexec.bat dosyasını da diskete kopyalayın. Şimdi Disket Sürücünün içindeyken, Autoexec.bat dosyasına sağ tuş tıklayıp düzenle deyin. Autoexec.bat içerisindeki tüm satırları silin. Ve şunları yazın:
A:\AWDFLASH dosya_adı.xxx /SN /PY /CP /CD /CC

örneğin:

A:\AWDFLASH W6334VMS.bin /SN /PY /CP /CD /CC

Bu arada yukarıda AWRDFLASH programının AWDFLASH.EXE şeklinde bulunacağı varsayılarak, AWDFLASH yazıldı. Ama aynı program AWDFL770 gibi isimlerle de bulunabilir. çektiğiniz AWARD BIOS Güncelleme programının ismine göre, verdiğimiz komut satırını değiştirmemiz gerekiyor.

örneğin :

A:\AWDFL770 w6334VMS.bin /SN /PY /CP /CD /CC

Autoexec.bat dosyası içindeki değişiklikleri yaptıktan sonra, bunu kayıt edin.

  1. Bu disket ile, sistemi açın. Ekrana görüntü gelmeyecektir. Bip sesiyle beraber, Disket Sürücü ışığının yanmasıyla işlem başlayacaktır. 1,5 – 2 dakika arası sürecek bir işlemden sonra, disket sürücünün ışığı sönecektir. Ve sistemi artık başlatabilirsiniz! Fakat bu yöntem her anakartta çalışmıyor.

9.3. Award BIOS’ lu ASUS Anakartlar İçin BIOS Kurtarma

Daha önce belirtildiği gibi, ASUS, kendi anakartlarındaki BIOS Güncelleme işlemini yapabilmeniz için AFLASH programını sizlere sunuyor. Kilit nokta şu: AFLASH programını çalıştırdığınızda, karşınızda duran ikinci seçenek şudur : “Update BIOS Including Boot Block and ESCD” (“ Boot Block ve ESCD dahil BIOS’u güncelle”) . BU demektir ki Asus Anakartların BIOS’unu güncellerken bir sorun çıkarsa, Boot Block’un zarar görmüş olması ihtimaller arasında. O zaman sisteminiz açılmayacak anlamına gelir. Tabii her zaman böyle olacak diye bir kaide yok. Boot Block gerekli olduğu vakitlerde güncelleniyor.

9.4. Ami BIOS Kullanan Anakartlar İçin BIOS Kurtarma

AMI BIOS’lar için genelde ortak bir kurtarma yöntemi var.

1.AMI BIOS’u olan anakartınızın markasına ve modeline göre, anakartınızın üreticinizin adresinden yeni BIOS dosyasını çekin. Bu dosyanın ismi şuna benzer bir şey olur : A54MS10.ROM

  1. Bu dosyanın ismini, AMIBOOT.ROM olarak değiştirin. Sonra bunu boş bir diskete kopyalayın.
  2. Diskete sistem dosyalarını transfer ETMEYİN. Diskette sadece ve sadece AMIBOOT.ROM dosyası olacak. Açılmayan sisteme bu disketi koyduktan sonra, CTRL ve HOME tuşlarını nasılı tutarken sistemi açın. Disket Sürücünün ışığı yandıktan sonra elinizi bu tuşlardan çekin.
  3. Sistem, BIOS Güncelleme olayını yaklaşık 35-40 saniye içinde bitirecek. İşlem bittiğinde birkaç bip sesi çıkacaktır. Daha sonra sisteminizi açabilirsiniz!

 

 

Chipsetler

Chipsetler anakartın üzerinde yer alan bir dizi gelişmiş işlem denetçileridir bu denetçiler anakartın üzerindeki bilgi akış trafiğini denetler.

İşlemcinin verileri aldığı yolları takip eden ve işlemcinin bir anlamda efendisi olan kısım anakart üzerindeki chipsettir.Bununla birlikte anakartın üzerinde bulunan chipset, sistem hakkındaki hemen hemen herşeyi tanımladığı için anakartın en önemli parçasıdır. Tüm data transferinin merkezi olan chipset sistemi ve sistemin kapasitesini kontrol eden bir dizi chipten oluşur. CPU’nun haricindeki en büyük chipler oldukları için bulunmaları kolaydır. Chipsetler anakart üzerine entegre edilmiştir bunun anlamı chipler anakart üzerine lehimlenmiş bir haldedir ve yeni bir anakart alınmadığı sürece upgrade edilemezler.

Chipset’lerdeki gelişmeler işlemcilerdeki gelişmelere paralel olarak ilerlemektedir. Yeni bir RAM ya da bus geliştirildiği zaman bunu işlemciye aktaracak olan Chipsetler de geliştirilir. Pentium işlemciler için farklı chipset üreticileri mevcuttur. Bunlar Intel, SIS, Opti, Via ve ALi’dir. Bu chipsetler kullanılabilecek işlemci ve anakartın performansını belirler. Günümüzde kullanılan LX, BX, EX, ZX, i810, i820, i815 ve Super Soket 7 tipi anakartların chipsetleri farklı hızdaki işlemcilere destek verirler. LX tipi anakartlar 66 MHz veri yolunu destekler. BX tipi anakartlar ise 100 MHz ve üzeri veriyolunu destekler ve bu amaçla üretilen Pentium II ve Pentium III işlemcileri çalıştırırlar. Chipsetlerin hükmettiği bazı birimler aşağıda belirtilmiştir.

    • Hafıza kontrolcüleri

    • Gerçek zamanlı saat

    • Klavye ve mouse kontrolcüsü

    • İkincil cache kontrolcüsü

    • DMA kontrolcüsü

    • PCI köprüsü

    • EIDE kontrolcüsü

Tüm bilgi chipsetin üzerinden geçmek zorundadır. Diğer tüm parçaların CPU ile haberleşmesi chipset sayesinde olur. Chipset tüm bu bilgilere hükmetmek için DMA kontrolcüsü ile Bus kontrolcüsünü kullanır. Madem ki chipsetler bu kadar önemli ve diğer parçalarla nasıl iletişim kuracaklarını bilmeleri gerekli o zaman chipsetlerin sistemin konfigürasyonuna ve işlemcisine göre dizayn edilmesi gerekir. BIOS ve hafıza ile birlikte çalışan chipset tüm bu çalışmanın merkezi olduğu için BIOS ve hafıza üreticilerinin yaptığı yeniliklere ayak uydurmalıdır.

Chipsetler anakartın üzerini kalabalıklaştıracak birçok chipin yerine geçer şu an üretilen chipsetlerin yapımı eskiye nazaran daha fazla zaman almaktadır.

Chipsetlerle ilgili bazı terimler şunlardır;

AGP – Accelerated Graphics Port (Hızlandırılmış Grafik Portu)

AGP; ekran kartlarının yerleştirildiği PCI veri yolu ile birlikte kullanılarak bilgi transferini 66 Mhz hızında ve direkt hafıza erişimiyle düzenli ve hızlı bilgi iletimi için kullanılan bir veri yoludur. AGP; PCI veri yolu ile birlikte kullanılan ve daha hızlı bilgi transferini sağlamak için grafik kartını ana hafızaya bağlayan 66Mhz hızında bir veriyoludur.

USB – Universal Serial Bus (Evrensel Seri Veri Yolu)

USB; dış cihazlar için geliştirilmiş 12 Mbps hızında çalışan seri veri yoludur.

SMP – Symetric Multi-Processing (Simetrik Çoklu İşlem)

SMP Sisteme birden fazla işlemci bağlanmasını ve bunların beraber çalışmasını destekleyen bir metoddur.

PCI Rev. 2.1 Concurrent PCI

PCI rev 2.1; 430VX, 430HX, 430TX, 440FX ve 440LX chipsetlerinde kullanılan PCI versiyonudur.

1. INTEL PENTIUM CHIPSETLER

INTEL’de kullanılan chipset teknolojilerinden 18 tanesi açıklanmıştır.

1.1. LX Chipset

LX chipsetler 66 MHz veriyoluna sahiptirler ve soket 370 ve slot 1 yapıdaki Celeron ve Pentium II (233-333) işlemcileri desteklemektedir. 3 DIMM slota sahiptirler ve maksimum 768 MB SDRAM desteklemektedirler. Fiyat olarak diğer chipsetlere göre daha da ucuzdur.

1.2. ZX Chipset

ZX chipset hem 66 MHz hem de 100 MHz veriyolunda çalışmaktadır. Celeron, Pentium II ve Pentium III işlemcileri desteklemektedir. 2 DIMM slotu vardır ve 512 MB SDRAM desteklemektedir. Fiyat olarak LX chipsetten daha pahalı ama BX chipsetten daha ucuzdur.

1.3. BX Chipset

BX chipset de 66 MHz ve 100 MHz veriyolunu çalışmaktadır. Celeron, Pentium II ve Pentium III işlemcileri desteklemektedir. 4 adet DIMM slot ile 1 GB’a kadar RAM desteği vardır. CAD/CAM gibi resim isleme, database uygulamaları, ses isleme ve 3D oyunlar gibi yüksek performans isteyen uygulamalarda tercih edilmektedir. Önceleri ATA33 standardını destekleyen BX chipsetler artık ATA66 standardını da desteklemektedir.

1.4. i810 Chipset

i810 chipsetlerde tümleşik görüntü ve ses özelliği mevcuttur. Bu chipsetler aynı zamanda 66 MHz ve 100 MHz veriyolunu desteklemektedir.

i810 chipseti diğerlerinden ayıran en büyük özelliklerinden bazıları; direk AGP grafik arabirimi, ATA 66 hard disk standardı, AC 97 ses desteği, STS (Suspend to RAM) ve AMR (Audio Modem Riser) dir. Ayrıca ATA 66 standardını ilk destekleyen chipsettir. STS (Suspend to RAM) özelliği ile çok az elektrik harcayarak çok kısa zamanda bilgisayarın açılmasını sağlamaktadır.

1.5. i810E Chipset

i810E chipset, i810 chipsetin geliştirilmiş halidir. 66, 100 ve 133 MHz veriyolunu desteklemektedir. Böylece Celeron ve Pentium III/133 MHz işlemcileri desteklemektedir. Ayrıca 133 MHz SDRAM desteği ile grafik işlemlerinde daha iyi performans sağlamaktadır.

1.6. i815-i815E

i815 chipset, i810E chipsetin devamı niteliğindedir. Ancak bu chipsetin getirmiş olduğu en yeni özellik i815 chip içine yerleştirilmiş grafik arabirimine ek olarak ayrı bir slotta AGP4X grafik desteğinin olmasıdır. Böylece daha iyi grafik için gelişmiş ekran kartı kullanmak isteyen kullanıcılara avantaj sağlanmış oldu.

i815E chipseti ise i815 chipseti ve ICH2 bileşeninden oluşmaktadır. İlk etapta I815 yonga ile ICH (I/O Controller Hub) adı verilen I82801AA yongası beraber kullanıldı. I/O Giris Çıkış arabirimi, PCI, Harddisk, USB, gibi arabirimleri kontrol eden ICH (I82801AA) yonga, harddisklerde ATA66 yi desteklerken AMR gibi yeni bir teknolojiyi de beraberinde getirdi.

Teknolojideki hızlı ilerleyiş harddiskte de ATA100 standardı ile görüldü ve AMR arabiriminin beklenen sonucu gösterememesi nedeniyle yeni arabirimler üzerinde çalışıldı. ICH 2 (I82801BA) yongası ile beraber bir kaç değişiklik yapıldı ve disklerde ATA100 desteği ve CNR (Communication Network Riser) denilen yeni bir teknoloji sunuldu. CNR ile Ethernet, USB, Ses gibi bileşenleri destekleyen kartların üretilmesi planlandı. Ayrıca 2 olan USB desteği ayrı bir yongaya gerek kalmadan 4 e çıktı. Bu farklılığı belirtmek için ise I815+ICH2 bileşenine kısaca I815E adi verildi.

1.7. i820 Chipset

i820 chipset’i 100 ve 133 MHz sistem bus hızında çalışan işlemciler için üretilmiş bir chipsettir. MCH (Memory Controller Hub), ICH (I/O Controller Hub) ve FWH (Firmware Hub) olmak üzere üç ana bileşenden oluşmaktadır. i820 chipseti özellikle 400 MHz’e kadar saat hızında çalışabilen RDRAM (Rambus DRAM) için geliştirilmiştir. RDRAM, SDRAM’den çok daha yüksek frekanslarda çalışabilmektedir.

Intel 820’yi DIMM RAM’ler ile uyumlu hale getirebilmek için MCH içerisinde MTH (Memory Translator Hub) bulunmaktadır.

1.8. i840 Chipset

Bu chipsetin i820 chipsete ek olarak getirmiş olduğu en önemli yenilikler 3 grupta toplanabilir. Bunlardan birincisi, anakartı İş ortamlarında güçlü bir platform olarak Workstation yada giriş seviyesi server olarak kullanılmasını sağlayacak çift Pentium III işlemci desteği. i840 sadece 133MHz veriyolu desteği sağlamakta bu nedenle 133MHz de çalışan Pentium III işlemciler ile maximum performans sağlanabilmektedir.

İkinci önemli özelliği ise tek kanalda RDRAM band genişliği en çok 1.6GB verebilirken bu chipset ile iki kanal RDRAM desteği geldiği için en çok 3.2GB lik bellek band genişliği sağlanmaktadır. Bu şekilde grafik ve resim isleme programları olan CAD/CAM, AutoCAD gibi yazılımlar ile uğraşan kullanıcılar için daha canlı, hızlı ve net görüntüler sunulmaktadır.

Üçüncü yenilik ise anakart üzerinde Intel i82806 kullanıldığında mevcut 32bitlik PCI yuvalarına ek olarak 64bitlik PCI yuva desteği gelmekte ve iki yonga arasındaki band genişliği ise 533MB/s olmaktadır. Bu yuvalarda daha çok yüksek band genişliği isteyen Gigabit Ethernet, Fiber Channel yada SCSI kartlar kullanılabilmektedir.

Beşinci jenerasyon işlemciler için üretilen Intel chipsetlerden bahsetmek gerekirse bunların sayısı tahmin edilenden fazladır ve karışıklığa neden olabilir.

1.9. 430LX, “Mercury”

430LX eski 60-66 Mhz lik Pentium işlemciler tarafından desteklenen bir chipsettir.

PCI ve 128Mb sistem hafızasını desteklemesine rağmen EDO ramı desteklemeyen 430LX zayıf bir mimariye sahipti ve Intel; Soket 5 anakartlarda kullanılan 75-100 mhz lik modelini çıkarttıktan sonra unutuldu.

1.10. 430NX, “Neptune”

430NX, 75-133Mhz arası çalışan işlemcileri destekler. 430NX, LX chipsetinin birkaç özelliğinin değiştirilmesiyle elde edilmiştir. LX den farklı olarak çift işlemciyi ve 512 Mb ram belleği destekleyen chipsetin asıl kullanım amacı zamanının hızlı chiplerine yardımcı olmaktı.

1.11. 430FX, “Triton”

Bu chipset Triton serisinin başlangıç chipsetidir. Günümüzde kullanılmayan 430FX Intel’in chipset dünyasında ismini duyurmasını sağlamıştır. 430FX EDO ram, pipeline burst cache ve PCI 2.0 teknolojilerini desteklediği için daha iyi bir performans sağlamış ve NX in önüne geçmiştir. Garip olan ise FX in 128 Mb ram’e kadar destek vermesi ve NX chipsetinde olan çift işlemci desteğinin bu chipsette bulunmamasıdır. 430FX şu anda kullanılmamaktadır ve ancak eski anakartların üzerinde bulunabilir.

1.12. 430HX, “Triton II”

Eski bir chipset olmasına rağmen halen geniş bir kullanım alanı bulan 430HX ilk Triton chipinin üzerine bazı eklentiler yapılarak elde edilmiştir.

               Bu chipsetin başlıca özellikleri;

    • Hafıza denetleme ve parity desteği

    • Çift işlemci desteği

    • 512 Mb sistem hafızası desteği

    • 512 Mb cach li sistem hafızası desteği

    • PCI 2.1 uyumluluğu

    • USB desteği

    • Artırılmış performans

1.13. 430VX “Triton III”

430HX chipseti güce ihtiyaç duyan kullanıcılar için geliştirilirken 430VX chipseti ise ev kullanıcıları için geliştirilmiştir. Başlıca avantajları ise SDRAM desteğinin bulunması ve ucuz olmasıdır. Bununla birlikte ucuz maliyet HX chipsetinin sahip olduğu çoğu özelliğin VX chipsetinde eksik kalmasına neden olmuştur. Bu chipset aynı zamanda daha az SIMM slotunu destekler bu yüzden performans gerektiren uygulamalar çalıştıranların daha hızlı çalışan chipsetleri tercih etmeleri gerekir.

1.14. 430TX

Çoğu kişi TX chipset çıktığı zaman bunun HX chipsetinden sonra bir devrim niteliğinde olduğunu düşünmüştü ama Intel böyle düşünenleri hayal kırıklığına uğrattı. Aslında TX chipseti VX e göre gerçektende gelişmiş özelliklere sahipti ama hala HX chipsetinin bazı özelliklerini barındırmıyordu. Gerçekte bunun asıl nedeni pazarlama stratejisiydi. Intel, kullanıcıların Pentium Pro ve Pentium II kullanmalarını istiyordu bu yüzden tüm özellikleri bir beşinci jenerasyon chipsete yatırmak istemiyordu.

TX chipset 256Mb sistem hafızasını destekliyordu ama hafızanın sadece 64Mb lık bölümü cachlenebiliyordu. TX chipseti Ultra DMA modunu ve VX e göre daha fazla SIMM slotu destekliyordu. Bu yüzden de VX e göre daha az güç harcadığı halde daha fazla performans gösteriyordu. Bununla beraber ECC ram ve çift işlemci desteği bulunmuyordu.

Pentium® İşlemci chipsetleri

 

430VX

430TX

430HX

430FX

430MX

HOST

İşlemci

Pentium®

Pentium®

Pentium®

Pentium®

Pentium®

Voltaj

3.3v (I/O)

3.3v (I/O)

3.3v (I/O)

3.3v (I/O)

3.3v (I/O)

Çift işlemci desteği

Hayır

Hayır

Evet

Hayır

Hayır

DRAM

Tazeleme

CAS-önce- RAS

CAS-önce- RAS

Sadece RAS

CAS-önce- RAS

CAS-önce- RAS

RAS Hatları

5

6

8

5

4

64 Mbit Desteği

Hayır

Evet

Evet

Hayır

Hayır

Max Hafıza Desteği

128 Mbytes

256 Mbytes

512 Mbytes

128 Mbytes

128 Mbytes

Hafıza tipleri

SDRAM/EDO/ FPM

SDRAM/EDO/ FPM

EDO/FPM

EDO/SPM

EDO/SPM

SDRAM (CL=2)

6-1-1-1

6-1-1-1

NA

NA

NA

EDO  (66 MHz)

6-2-2-2

5-2-2-2

5-2-2-2

7-2-2-2

7-2-2-2

MA Bufferı

Entegre edilmiş

Entegre edilmiş

Entegre edilmiş

Dışarda

Dışarda

ECC/Parity

Hayır

Hayır

Evet

Hayır

Hayır

L2

Cache Tipi

Async, DRAM, Pburst

Pburst

Pburst

Async, Burst, Pburst

Async, Burst, Pburst

Cachelenebilir kapasite

64 Mbytes

64 Mbytes

512 Mbytes

64 Mbytes

64 Mbytes

PCI ARAYÜZÜ

PCI Desteği

PCI 2.1

PCI 2.1

PCI 2.1

PCI 2.0

PCI 2.0

PCI Uyumluluğu

Evet

Evet

Evet

Hayır

Hayır

BAĞDAŞTIRICI

MTT

Evet

Evet

Evet

Hayır

Hayır

GRAFİK

SMBA Desteği

Evet

Hayır

Hayır

Hayır

Hayır

GÜNEY KÖPRÜSÜ

Tip

PIIX3

PIIX4

PIIX3

PIIX

MPIIX

USB Desteği

Evet

Evet

Evet

Hayır

Hayır

IDE

BMIDE

Ultra DMA

BMIDE

BMIDE

Normal IDE

RTC

Dışarda

Entegre edilmiş

Dışarda

Dışarda

Dışarda

YÖNETİM

Güç Yönetimi

N/A

ACPI

N/A

N/A

SMI, APM

I/O Yönetimi

N/A

SM Bus/GPIO

N/A

N/A

N/A

Bu chipsetler Pentium Pro ve Pentium II pazarına sahip olan Intel tarafından üretilmiştir.

1.15. 450GX/KX “Orion”

Bu Intel’in ilk Pentium Pro chipsetiydi ve fiyatı yüksekti. Orion iki versiyonla geldi bunlardan birisi GX diğeri ise KX di. GX; chipsetin 4GB sistem hafızası, 4 işlemci ve 2 ayrı PCI yolunu destekleyen server versiyonuydu. KX ise işistasyonları için tasarlanmış olmasına rağmen bir server kadar da güçlüydü. KX 1GB sistem hafızası ile 2 işlemciyi destekliyordu.

Yüksek maliyetleri nedeniyle çoğu PC de kullanılamayan bu chipsetleri alırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise versiyon numaralarıdır. Zira eski versiyonlarda performansı düşüren bazı hatalar bulunmaktadır.

1.16. 440FX “Natoma”

Natoma; Pentium Pro anakartlarda kullanmak için üretilen en kullanışlı chipsetti. Maliyet büyük ölçüde azaltılmıştı. GX ve KX in bazı özellikleri bu chipsette olmamakla beraber iyi bir performansa sahipti. Natoma çoğu özelliği ile HX chipsetine benzerlik göstermekteydi. 440FX chipseti eski bir chipset olması nedeniyle Ultra-DMA ve SDRAM desteği gibi bazı özelliklerden yoksundur.

1.17. 440LX

440LX Intel tarafından Pentium Pro yu desteklediği kadar Pentium II yi de desteklemek için yapılan eski bir chipsettir. 440LX, FX üzerine eklenen Ultra-DMA, SDRAM, USB, AGP desteği ile elde edildi. Bu chipset aynı zamanda özellikle Pentium II ile çalışırken FX den daha gelişmiş bir performans sergilemektedir.

1.18. 440BX

440BX Intel tarafından yeni Pentium II ler için (350, 400 ve 450 Mhz) üretilen ve 100 Mhz lik SDRAM hafıza altında 100 Mhz den 66 Mhz e kadar veriyolu hızını destekleyen en yeni Pentium II chipseti idi. Bu chipset aynı zamanda Intel’in taşınabilir sistemler için ürettiği en son ürünler ile Mobil Pentium II işlemcisini de destekliyordu.

2. INTEL OLMAYAN CHIPSETLER

Intel chipset üretiminde söz sahibi olmasına ve chipset piyasasını hemen hemen ele geçirmiş olmasına rağmen Intel’den başka firmalar tarafından üretilen bir çok chipset halen mevcuttur. Aynı zamanda Intel’in, Pentium II işlemcisi için daha iyi chipsetler yapmak istemesi ve bunun için de Socket 7 chipsetlerinin yapımından vazgeçmesi nedeniyle buradaki boşluğu diğer popüler chipsetler doldurmuştur.

2.1. OPTI

OPTI, Intel’den önce chipset dünyasındaki en büyük firmaydı. OPTI firması Intel’in Triton serisine benzeyen ama onlar kadar performanslı olmayan chipsetler üretti. OPTI nin ürettiği chipsetler daha çok ucuz anakartlarda maliyeti düşürmek için kullanılıyor.

2.2. VIA

VIA, Intel’den sonra bilinen en iyi chipset üreticisidir. Maliyet açısından Intel’e göre daha uygundur ve Intel’i kendi teknolojisini geliştirmek için zorlamaktadır. VIA VP-2, 430HX chipseti ile benzerlik göstermekle beraber başka aygıtları da desteklemektedir.

2.3. SiS, Silicon Integrated Systems

SiS daha az özelliklere sahip olmakla beraber iyi bir Intel alternatifidir. Ucuz anakartlara chipset ürettiği halde ürettiği chipsetlerin çoğu iyi bir performansa sahiptir. Intel’in altıncı jenerasyon chipsetlere doğru ilerlemesiyle SiS chipsetler muhtemelen daha da gelişecektir.

Bu chipsetlerin en önemli dezavantajı birleştirilmiş hafıza mimarisini kullanmasıdır. Bu mimari video kartının kendi hafızası yerine sistem hafızasını kullanmasını sağlar ki bu; performansı düşüren bir özelliktir.

En popüler SiS chipseti muhtemelen 5571 dir. 5571’nin 75 Mhz ve 83 Mhz veri yolu ile SDRAM desteği bulunmaktadır. Aynı zamanda Cyrix 6×86 da bulunan ve Intel’de bulunmayan Linear Burst Mode (Doğrusal Patlama Modu) nu destekler. Bu chipset Intel’in VX chipsetine benzemekle beraber Intel isminden yoksun olduğu için pek tanıtılamamıştır.

2.4. AMD-640

AMD, Intel’in beşinci jenerasyon chipsetlerin üretiminden çekilmesiyle ve K6 işlemcilerini pazarlamaya başlamasıyla chipset piyasasına girmek için kendine bir fırsat bulmuş oldu. AMD kendi chipsetlerini daha hızlandırmak için VIA’ nın VP-2 chipsetinin haklarını satın alarak kendi AMD-640 chipsetini yarattı.

640 chipseti Intel’ in 430 serisinden daha iyiydi. 2 MB ikincil cache bellek, SDRAM ve Ultra-DMA yı destekliyordu. Aynı zamanda Intel’in TX serisinde bulunmayan 512 MB lık sistem hafızası desteği ve ECC RAM desteği AMD nin chipsetini bir adım öne taşıyordu. Yakın gelecekte AMD, AGP ve çoklu işlem desteği olan chipsetleri çıkarmayı planlıyor.



Hazırlayan

Ferhat NALBANT